Friday, 8 June 2018

Drakula ve Çavuşesku’nun Ülkesi Romanya'dan Selaaamlaar..!


Merhabalar. Ben Sudenur.

Romanya serüvenim 2 ay önce başladı. Yola çıkmadan önce aklımda bir çok soru işareti vardı. Tek başıma yabancı bir ülke de ne yaparım? Ailemden nasıl ayrı kalacağım? Vs. Bu yüzden biraz kaygılı fazlasıyla heyecanlıydım. Daha sonra tüm bunları bir kenara bırakıp yola çıktım. Uçağa binmem ve Otopeni'ye inmemle benim maceram başladı. Ekip arkadaşlarım ile tanışıp geçici olarak kalacağımız Braneşti’ye geldik. 1 ay burada kaldıktan sonra asıl maceramızın başladığı Ciorogırla’ya yerleştik. Burada bir okulun yurdunda konaklıyor ve bu yurdun lisesindeki öğrenci ve öğretmenleriyle zaman geçiriyoruz. Biz öğrenciler için çeşitli oyunlar hazırlayıp onlarla oynarken aynı zaman da Türkiye ve Türkçe hakkında çeşitli bilgiler veriyoruz. Buradaki öğretmenlerde bizim için çeşitli aktiviteler düzenliyor bizde severek ve eğlenerek bunlara dahil oluyoruz.
Gelelim burada  benim öğrendiklerime. Burada birçok çıkarım elde edip birçok gelişme çağında olan çocuklara sevgi ve bilgi tohumları bıraktım. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilmeyi, problemlerimin üstesinden gelip çözebilmeyi öğrendim. Farklı dil, din ve kültürden bir çok insan ile tanışıp evrensel insan olabilme yolunda adımlar attım. Aynı zamanda gezmeyi ve keşfetmeyi çok ama çok seven biri olarak burada çeşitli yerlere gittim. Neredeyse her gün festivallere sahip Romanya’nın birkaç festivaline katılıp eğlenceli vakit geçirdim. İlginç bir tarihe sahip olan bu ülkede fazlasıyla tarihi kalıntıları görmeniz mümkün. Bir tarih meraklısı olan ben severek ve büyük bir keyifle Romanya sokaklarında dolaşıp buranın tarihini öğreniyorum.

Gelelim Avrupa Gönüllü Hizmetine. Benim için bir kırılma noktasıdır Avrupa Gönüllü Hizmeti çünkü sadece hayalden ibaretti gidilmesi zordu. Ancak buraya gelince fark ettim ki o kadar da zor değilmiş. Açık fikirli olmak ve gönüllü olabilmeyle gerçekleşiyormuş. Şimdi burada birçok insanın hayatına dokunup gönüllü olarak kalmayı ümit ediyorum.






Thursday, 7 June 2018

CA CA CA CATANIA


Merhaba, ben Ümit
Avrupa Gönüllü Hizmeti projesine başvurarak İtalya`nın Catania şehrine geldim. Buradaki deneyimlerimi sizlere aktarmak için yazıyorum. AGH(EVS) serüvenim Atatürk Havalimanı`nda başladı. İstanbul’dan direkt uçuşla Katanya’ya geldim. Katanya Havalimanı’nda beni mentörüm karşıladı, daha sonra eve gittik ve ben odama yerleştim. Mentörüm ilk aksam sağ olsun bir hoş geldin partisi düzenledi ve de buradaki komsularla tanıştım. İlk bir hafta alışma dönemiydi. Marketin, pazarın, gönüllü olarak çalışacağım okulun, gençlik merkezinin ve Kızıl Hac’ın yerini, hangi çöpün ne zaman atıldığını öğrendiğim zaman oldu. İkinci haftada ise ilk olarak Kızıl Haç ile çalışmaya başladım. Kızıl Haç ekibiyle birlikte okullara gidip doğal afetlerle ve deprem ile ilgili bilgiler veriliyor ve de acil durum çantasında neler olmalı onları anlatıyoruz. Sonunda da biraz çocuklarla İngilizce konuşuyoruz. Aynı zamanda haftada iki gün de gençlik merkezini acıyoruz ve de çocuklarla oyun oynayarak zaman geçiriyoruz. İkinci haftadan itibaren Zafferana’da yerel bir ortaokulda İngilizce derslerine girmeye başladık. Derslere konuşma pratiği olarak katkı sağlıyoruz. İlk ay bittikten sonra Napoli’ye varış sonrası eğitimine gittik ve burada bir hafta geçirdik. İtalya’nın diğer şehirlerinde EVS yapanlarla tanışıp güzel zamanlar geçirdik ve yeni arkadaşlıklar kurdum. Yazılarımın devamı gelecek takipte kalın :)




Wednesday, 6 June 2018

Romanya’nın Başkenti Bükreş’ten Merhabalar…


Merhabalar ben Sena,

Burada size 4 Nisan’da başlayan Romanya yolculuğumdan bahsedeceğim.

4 Nisan Çarşamba günü sabah 10.00 da başlayan yolculuğum ilk durağı olan Braneşti’ye geldiğinde başlamış oldu. İlk olarak ilk defa farklı bir ülkeye gelmemin vermiş olduğu heyecan ama bir yandan da ailemden ilk defa bu kadar uzak olmamın vermiş olduğu korkuyla ne yapacağımı bilemeden yerleşmeye başladım. İçimde hem önümdeki 3 ayın nasıl geçeceğinin merakı hem de acaba burada nasıl yapabileceğim endişesiyle ilk gün açıkçası benim için biraz zorluydu. Ama şöyle bir şansım vardı. Hem geldiğimizde farklı milletten insanlar vardı hem de ben Türkiye’den bir arkadaşımla birlikte gelmiştim. İlk haftam çok hızlı ve çok hareketli geçti. Birlikte geldiğimiz grupla hiç ayrılmadan her şeyi beraber yaptık. Beraber öğrendik beraber keşfettik. Bu bana biraz daha güç verdi. Yabancı milletten insanlar tanımak paha biçilemezdi. İster istemez içimde hep bir kendi milletim kendi ülkem kendi örf adetlerimin kıyaslamasını yaptım. Buraya gelmemdeki asıl amaçlardan birisi de buydu aslında.

Farklı bir kültürü farklı insanları farklı değerleri farklı yaşantıları görüp kendi ülkemdeki eksi ve artıları fark edip bundan sonraki yaşamımda ona göre hareket etmek. İkinci olarak merak ettiğim şey ise Avrupa Birliği bir ülkenin benim ülkemden ayrıcalıklarının ne olduğunu fark etmekti. Bunları kafamdan sentezleyip kendime vizyon katmak ve bakış açımı genişletmek amacıyla geldiğim bu yer benim için çok büyük bir fırsattı. İlk ay daha çok gezmek ve öğrenmekle geçti asıl maceram ikinci ayın başında başladı.

Projemizin asıl yeri olan Ciorogarla’ya geçtik. Burası Braneşti’ye nazaran daha iyiydi. İnsanlar bize karşı çok kibarlardı. Öğrenciler de öyle. Bizim için birçok şey yaptılar, çok güzel ağırlandık ve ağırlanmaya da devam ediyoruz. Okulda çocuklara kendi dilimizi ve kültürlerimizi gösteriyoruz. Onlar da bize aynı şekilde Romanya’nın dilini ve kültürünü gösteriyorlar. Artık burada insanlar bizi gördüklerinde Türkçe ‘merhaba’ ‘nasılsın’ diyorlar J tabi biz de aynı şekilde her gördüğümüze ‘Bine!’ ‘Ce Faci’ demeden duramıyoruz. J

 Yani anlayacağınız burada her şey çok güzel gidiyor ve tahminimce gitmeye de devam edecek çünkü her geçen gün bir öncekinden daha dolu ve güzel geçiyor. Bir günümüz bir öncekini aratmıyor. EVS’ sayesinde bu imkanı bulmak çok güzel bir şans. Bence geç olmadan sizde Avrupa Gönüllü Hizmeti ’ne başvurup böyle paha biçilemez bir fırsattan yararlanmalısınız. 





Tuesday, 5 June 2018

BALTIK MACERASI

Tekrardan Merhaba Ben İlker 
6 aylık Letonya maceramda 3. Ayımın sonuna gelmek üzereyim. Letonya gerçekten yazları çok daha güzelleşen göl ve ormanlarla dolu bir ülke. İlk ayımın sonunda EVS toplantısında tanıştığımız arkadaşlarla gerçekten güzel bir ortam kurduk beraber gezi planları yaptık bunlardan biri de bana göre Baltıkların en güzel şehri Tallinn'di. 8-10 kişilik bir grubumuz Letonya'nın başkenti olan Riga'da toplandık ve beraber Tallinn'e doğru yola koyulduk. Riga'dan 3.5 – 4 saatlik bir uzaklıkta olan Estonya'nın başkenti Tallinn gerçekten görülmeye değer bir şehir.2 gün geçirdiğimiz Tallinn de şehri tepeden görebileceğiniz çok fazla yerin bulunması ve gün batımı izleyebileceğiniz Baltık denizi manzaralı bir sahili arkadaşlarınızla daha güzel bir hala geliyor.
Daugavpils'te hayat biraz daha sakin çünkü Daugavpils Letonya'nın 2. En büyük şehri olmasına rağmen kasaba hayatını hüküm sürdüğü insanların hafta sonra dışarıya eğlenmeye çıktığı bir yer. Genel kuzey Avrupa insanlarının soğuk, arkadaş canlısı olmamaları kanısının aksine insanlarla iletişime geçince gerçekten çok sıcak kanlı olduklarını anlıyorsunuz. Letonya'da özel günleri insanlar gerçekten kalabalık bir katılımla kutluyorlar ve kutlamalara gerçekten özen gösteriliyor. Müze günlerinde akşam 19.00-21.00 saatleri arasında ülke genelinde bütün müzeler ücretsiz olması gibi bir çok etkinlikleri var. Genel olarak şimdilik bu kadar. Atā atā (Güle güle)







Monday, 4 June 2018

Huzurlu ve Sakin Czersk

Herkese merhaba ben Kubilay
Beklediğim gibi uzun süreli stresli ve acı verici bir süreçten sonra vize aldım ve Polonya'nın Czersk şehrine doğru yola çıktım. İlk olarak, uzun bir yolculuk bekliyordum. Bu süreçte iki uçak, bir tren ve bir otobüse bindim ve ikinci günün sonunda, Czersk şehrine uykusuz bir şekilde ulaşabildim. Tren istasyonunda mentorlarımdan biri benimle buluştu ve beni kalacağım eve götürdü. Açıkçası, ev beklediğimden biraz daha büyüktü ve bizim için kiralanmıştı. Eve gelen ilk gönüllü oldum ve daha sonra iki Türk gönüllü daha geldi ve şimdi üç gönüllüyüz.
Şehre gelince, Czersk 10,000 nüfuslu küçük bir şehir, ama düşündüğümden biraz daha küçük ve bu durum şehre farklı bir güzellik katıyor. Bu sayede kafamı biraz dinleyebiliyorum ve hayat sakin bir şekilde devam ediyor. Beni en çok etkileyen şey ise doğası oldu. Trendeyken yol üzerinde bir sürü yeşil arazi gördüm ve bu beni çok mutlu etti bu durum Czersk'i çok daha çevreci bir ortam haline getiriyor. Sayısız orman ve kır gördüm, birçok küçük göl vardı ve hepsi temizdi. Czersk ilginç bir şehir, küçük olmasının yanında çok modern ve burada insanın kendini evinde gibi hissetmesi çok kolay. İnsanlar birbirine dostça yaklaşıyor ve yardımsever, yemekler lezzetli, şehir harika... Ziyaret edilmeyi hak eden bu şehir hakkında söylenecek başka bir şey yok! Herkes birbirine saygılı, kimse kimseyi rahatsız etmez, herkes kurallara uygun olarak yaşar. Şahsen, buraya geldiğimde çok şaşırdım çünkü 20 yıldır Türkiye de yaşayan biri olarak bu tür şeylere alışkın değilim. Bu arada, küçük bir şehir olmasına rağmen, aradığımız her şeyi burada bulabiliriz. Her türlü imkân bizim için burada sağlanmış durumda. Şimdiye kadar, hiçbir şey eksik değildi ve bir şey eksik olduğunda, hemen danışmanlarımızla iletişime geçebilir ve problemi çözebiliriz.
Buraya zihinsel ve bedensel engelli insanlara yardım etmek için geldik. Bu projenin amacı, yerel kalkınmaya katkıda bulunmak, zorluklara meydan okumak ve kar elde etmeden insanlara yardım etmek için birlikte çalışmak. Bu proje, farklı bakış açılarını ve kültürleri paylaşarak ve gençler ve engelliler arasında empati yaratarak uluslararası bir işbirliğini kapsamakta. AGH programı yeni bir ülke, yeni bir kültür keşfetmek ve kültürlerarası farkındalığınızı geliştirmek için harika bir fırsat. Böyle projelerle ve insanlarla tanıştığımız için kendimizi çok şanslı sayıyoruz. Hafta içi her gün bu merkeze geliyoruz ve sabah 9'dan akşam 3'e kadar çalışıyoruz. Açıkçası, bu merkezde olmaktan çok mutluyum, bu proje sayesinde, oradaki hassas insanların hayatlarına tanık olabiliriz. Yabancı gönüllülerin orada olması onlar için farklı bir deneyim. Onlarında bizimle olması bizim hayatımıza renk katıyor. Her gün onlarla etkinlikler yapıyoruz. Bazen dışarı çıkıp bazen alışverişe gidiyoruz. Bizim için de farklı birer aktivite oluyor bütün bunlar.