Wednesday, 8 September 2021

Tunus'ta İlk Ayım

 

3slema!

Tunus maceramın 1.ayını tamamlamış bulunuyorum. Burada olduğum için gerçekten çok mutluyum. Tunus’a geldiğim ilk hafta finallerim olmasına rağmen buraya ve arkadaşlarıma çok çabuk adapte oldum. Bir ay boyunca edindiğim deneyimler, gezip gördüğüm yerler, tanıştığım insanlar, tattığım lezzetler, öğrendiğim kültürel özellikler ve daha nice şey beni gerçekten hem şaşırttı hem de bu şeyleri öğrendiğim için çok mutluyum. 5 Türk olarak başladığımız “Be Active Be Volunteer” isimli projede 6 İtalyan, 14 Türk, 5 Polonyalı gönüllüden oluşan kocaman bir grup ile devam ediyoruz. Kaldığımız şehirde evler genel olarak çok güzel. Her yerde mavi-beyaz sade bir mimariye sahip evler bulunmakta. Kapıların önünde, bahçelerde, balkonlarda çeşit çeşit kaktüs görmeniz mümkün. Teknolojik olarak çok fazla gelişmemiş bir yer burası fakat buna rağmen temel düzeyde ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Yeme-İçme kültürleri çok farklı ve bana uygun değil. Her şey ya çok acı ya da çok şekerli.  Hamur işi tatlıları ve Harissa adlı acı sostan oluşan yemekleri yine de denenebilir. Anlaşılacağı üzere yemek anlayışları biraz karışık. Kahve ve kafe kültürleri Fransızlar ile birebir. Hatta kahvaltılarda direkt kahve-kruvasan ikilisi tercih ediliyor. Ben dışarda yemek yemeyi çok sevmediğim için genelde evde bir şeyler hazırlıyorum. Yerel marketlerden ziyade zincir marketlerden alışveriş yapmak çok daha hesaplı ve güvenilir. Aynı zamanda El-Medina’da bulunan büyük bir Pazar var. Biz haftalık alışverişimizi genelde oradan yapıyoruz. Taze sebze, meyve, tavuk gibi ürünleri oradan alıyorum. Aynı zamanda ikinci el ürünlerden oluşan kocaman bir Pazar kısmı var ve fiyatları oldukça uygun. Genel olarak İstanbul Kapalı Çarşı formatında bir yer. Hediyelik bir çok ürün de bulunmakta. Ulaşım konusunda oldukça rahatız. Şehir içinde Laugage denilen sarı minibüs tarzı taşıtlar kullanıyorlar. Şehir içinde en uzak mesafe maksimum bir saat sürüyor. Çoğu zaman laugagleri kullanıyoruz bazen de taksi kullanıyoruz. Hemen hemen aynı miktara denk geliyor.  

Kaldığımız ev gerçek bir öğrenci evi gibi. Temel düzeyde ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Bir konu hariç “çamaşır yıkamak” Tunus’ta insanlar eski model merdaneli bir çamaşır makinası kullanıyorlar. Çamaşır makinası ve bulunduğumuz bölgede zaman zaman uygulanan su kesintisi problemlerine alışmakta zorlandığımı söyleyebilirim. Evimiz denize çok yakın ve bu yüzden hemen hemen her gün denize gidiyoruz. Buraya özgü Jasmine isimli çok hoş kokulu çiçekleri var. Gittiğiniz her mekânda insanlar bu çiçeklerden demek, kolye yaparak satıyor. Ev sahibi derneğin ilgisi ve özellikle aktivitelerde bize eşlik eden Walid Koç’un iletişiminde çok memnunum. Hatta geçen haftalarda Walid Koç’un doğum gününü kutladık İtalyan gönüllülerin evinde. Genel olarak pitanque, plaj voleybolu ve temizliği, çiçek bahçesinde çeşitli faaliyetler, okullarda sınav öncesinde hijyen kiti desteği sağlama, burada bulunan diğer derneklerle gerçekleştirilen ortak faaliyetler, kısa film çekimi, radyo programına katılım gibi bir çok farklı alanda aktivitelerimiz oluyor. Haftanın 5 günü aktivitemiz oluyor ve günde iki farklı aktiviteye gidiyoruz. Daha önce voleybol ile ilgilendiğim için burada düzenli olarak voleybol oynamaktan çok keyif alıyorum. Aynı şekilde çok eğlendiğim bir diğer aktivite de katıldığımız radyo programında şarkı söylemek oldu. Radyo programında görevli lise öğrencilerinden birisi söylediğim bahçede yeşil çınar türküsü hakkında “ sözlerini anlamasam bile çok duygulandım, gözlerim doldu” dedi.  

Bulunduğumuz bölgeye adaptasyonumuza en çok faydası olan dil atölyesi sayesinde yerelde konuşulan Fransızca-Arapça karışımı dili öğreniyoruz. Günlük hayatta kullanabileceğimiz birçok kalıbı ve kelimeyi öğrendik bile. Burada bir düğüne davet edildik ve kültürlerini daha yakından tanıma fırsatı yakaladık. Gelinin giydiği özel kıyafetler ve düğün için hazırlanan özel tatlılar gerçekten çok farklıydı.  

Yakınlarda bulunan Hergla, Mounastır, Akuda, Hamam Sussa, Sussa, Chat Meriem, El Kantaui gibi yerleri gezdik. Şu an faaliyetler tam kapanmadan dolayı devam etmese de hemen hemen her gün İtalyan ve Polonyalı gönüllüler ile görüşüyoruz. Yaklaşık 10 gündür tam kapanmadayız. Turist olduğumuz için istersek gezmeye devam edebiliriz.  Önümüzdeki bir ayı çok daha dolu ve çok daha eğlenceli geçirmek istiyorum. Umarım tam kapanma bir an önce biter ve günlük yaşantımıza devam edebiliriz.

Bislema!









γεια σας!

γεια σας! Yavaş yavaş sona gelirken Akdenizin ortasında Yunan kültürünü deneyimlemek eşsiz bir tecrübe. Buraya geldiğimizden beri neredeyse her gün ortak bir kültürü paylaştığımızı birbirimize ne kadar çok benzediğimizi farkettik. Sanki farklı dillerde konuşan ama birbirini hiç kelime kullanmasa bile anlayacak iki farklı insan topluluğu gibiyiz.  Fixinart'a geldiğimden beri yapmaya devam ettiğim işlerin yanı sıra şimdi de tabelaların asılmasına, bahçe işlerine, kütüphanenin düzenlenmesine ve yemeklerin yapılmasına yardımcı oluyoruz. Kütüphane de çalışmak oldukça keyifli ve bir o kadar da yorucu elbette. Her geçen gün projemin bitme süresi yaklaşıyor bununla birlikte ailemi tekrar göreceğim için mutlu olurken bir yandan da buradan döneceğim için sanki içimde bir burukluk oluşuyor. Geçtiğimiz bir kaç haftayı tarihi yerleri gezmeye, olabildiğince farklı yeri görüp bir yandan da öğrenmeye ayırdım. Genç bir arkadaş tarafından haftanın üç günü düzenlenen ve katılımcılar tarafından yapılan bağışlarla sürdürülen yürüyüş turları Selanik’in ve Yunanistan’ın farklı ama bir o kadar da tanıdık olan yanlarını görmeme, mitolojiden tarihe, yemeklerden siyasete kadar değisik konularda alternatif ve görece dolu dolu bilgi öğrenmeme sebep oldu. Geri dönüşüm ve sıfır atık fikri hayatımda önemli bir yer kaplamaya başladı ve yaşam tarzımdaki gözle görülür değişim de beni olumlu yönde adımlar atmaya yönlendiriyor. Sanıyorum bu sizlere yazdığım son yazılardan bir tanesi olacak. Belki daha sonra geri dönmeden bir tane daha yazar sizlere yakında Yunanistan’ın adalarından birine yapacağım geziden bahsederken, burayı ne kadar özleyeceğimi de belirtmiş olurum. Yunancam da oldukça gelişmekte laf aramızda. Sevgiler ve saygılarımla. Bir sonraki sefere kadar görüşmek üzere.
 

Mulțumesc România!

Herkese merhaba.

Ben Yavuzhan ve size harika insanlarla geçirdiğim iki aydan bahsetmek istiyorum. 2021 yazında Romanya’nın Bükreş yakınlarındaki Ciorogarla köyünde, "ESC For All" adlı ESC projesine iki ay gönüllülük yaparak geçirdim. Lise öğrencileriyle çalıştığımız projede Türkiye’nin farklı şehirlerinden ikisi staj öğrencisi üçü proje gönüllüsü toplamda 5 kişiydik ve birlikte bir yurtta yaşadık. Görevlerimiz öğrencilere etkinlik hazırlamak ve yapmak, çeşitli sunumlar hazırlamak, dil derslerine katılmak ve ev sahibi kuruluşun çeşitli etkinliklerine katılmaktı. Boş zamanlarımızda ise Bükreş’e gidebiliyorduk, fakat toplu taşıma kısıtlı olduğu için yurdumuzda bir hayli vakit geçirdik. Hafta sonları Romanya’nın mimarisiyle ünlü Braşov, sahilleri ve gece kulüpleriyle ünlü Köstence ve kaleleriyle ünlü Sinaia gibi farklı şehirlerine seyahat ettik. Ben son haftamı Moldova’da geçirdim. Günlerimiz zevkli geçti ve birçok anı biriktirdim. Yemek yapmayı öğrendim ve alıştım ve başka şehirlerden gelen bir grup olduğumuz için birbirimizin yemek alışkanlıklarından çok şey öğrendik. Sadece yemek konusunda değil her konuda birbirimizi, geldiğimiz yerleri ve geçmişlerimizi paylaştık. Maalesef bu paylaşım biz Türkler arasında kaldı çünkü etrafımızda hiç yabancı gönüllü olmadı ve Romanyalı lise öğrencileriyle etkileşimimiz öğrencilerin yaz tatili olmasından dolayı sınırlıydı. Ama en azından mentorum Mihai ile vakit geçirme şansım oldu. Bu deneyim bana kendimden küçük jenerasyonlarla olan iletişimimi, dil bariyerine rağmen kendimi geliştirmeme, dil becerilerimi, yer-yön bulma ve seyahat etme becerilerimi, sunum ve iletişim becerilerimi geliştirmeme, koşullara karşı adapte olabilmeme olanak sağladı.

Herkesin bu gibi olanakları deneyimlemesini tavsiye ediyorum!



Aslemaaa!

Tunus'un ilk ayında ciddi bir kültür şoku yaşadım diyebilirim, en çok şok olduğum şey başlarda sokaklardaki çöplerdi. Her yerde çöp var ve çöp tenekesi bulmak hiç kolay değil. Benim gibi çöpünü yere atmak istemeyen insanlar epey yürümek durumunda kalabiliyor :) ikinci yaşadığım şok ise Tunus Arapçasının normal Arapçadan bir hayli farklı olduğuydu. İlk başlarda teşekkür ederim yerine herkese şükran derken Tunusçasının "ayhsık" olduğunu öğrenmekle başladı. Bu durum meğerse her Arap ülkesinin Arap dili farklıymış, öğrenmiş oldum :) Bir diğer mesele ise denizlerdeki deniz anaları:) Türkiye'deki deniz anaları gibi değiller küçük ve maviler suda gözükmüyorlar ancak her yerde var. Isırdığında biraz yanma hissedebiliyorsunuz ancak sahildeki güvenlik görevlilerinde bunun için krem var,  isteyebilirsiniz. Projenin ilk ayında yaptığımız aktiviteler çöp toplamak, radyo programına katılım, "Flower Garden"a gitmek gibi şeylerdi ve karantinadan dolayı çok yoğun bir aktivite programımız yoktu. Yine de keyifli zaman geçirdik. Altı Türk arkadaş ile yaşamak, üst katımızda İtalyan arkadaşların olması ile birlikte sürekli girip çıkmak komşu olmak inanılmaz keyifliydi. Tunus'a gidecek herkese tavsiyem şudur, evet bizden çok çok farklı bir Tunus kültürü var ancak bunu kötü olarak değil 'farklılık' olarak algılayıp iyi özelliklere odaklanmanız ,çünkü gerçekten Tunus insanı aynı zamanda çok cömert ve cana yakın. 

Bislemaa

Ayhsik!

Wednesday, 1 September 2021

Selanik'ten tekrar merhaba!

Selanik’ten tekrar merhaba. İlk iki blog yazımda Yunanistan’ın Selanik kentinde gerçekleştirmekte olduğum projemden detaylar vermeye çalışmıştım. Bu sefer biraz farklılık yap buradaki günlük yaşamdan, insan ilişkilerinden ve elbette Yunanistan güneşinden söz etmeye çalışacağım. Başta anlamakta zorluk çeksem de elbette adaptasyonum da aynı oranda zorlu geçse de zamanla ve tecrübe ettikçe insanların neden bu kadar rahat olduklarını ve sosyal anlamda gerginliğin değil aksine anlayışın ve saygının nasıl bu kadar toplumda hâkim olduğunu anlamaya yavaş yavaş başladım. Çalışma koşullarının zorluğu ve ekonomik krizin derinliği gözle görülür bir şekilde belirgin olsa da burada insanlar günlük hayatlarında konfor alanını sağlamakta oldukça başarılılar. Kahve ve simit ile başlanan bir günde deniz kenarında gerçekleştireceğiniz kısa bir yürüyüşün ardından nereye oturursanız oturun önünüze güzel bir yemek geleceğinden emin olduğunuzu düşünün. Karşınızda eşsiz manzarası ve olanca büyüklüğüyle Olympos dağı hemen üzerinizde beyaz kanatlarıyla martılar uçmakta. Bundan daha rahatlatıcı bir şey düşünemiyorum.
Elbette bunun yani sıra dernekte (Fix in art) yapmış olduğumuz çalışmaların verdiği özgüven ve insanların ne olursa olsun takındıkları destekleyici tavır Yunanistan’daki günlük hayata adapte olmamın başlıca nedenlerinden elbette. Havaların ısınmasıyla birlikte toplu gerçekleştirilen plaj etkinlikleri ile ara sıra diğer gönüllü arkadaşlarla yaptığımız kamp etkinlikleri de kendi konfor alanımdan çıkmamda ve hayatı daha iyi tanımamda epeyce yardımcı oldu.  Bu 
seferlik biraz kısa bir yazıyla sizlerle oluyorum ancak bir sonraki yazılarımda sizlere deneyimlerimi daha detaylı anlatmaya çalışacağım.
Umarım anlattıklarım faydalı oluyordur ve elbette herhangi bir konu üzerinde yardıma ihtiyacı olan olursa memnuniyetle yardımcı olacağımı da belirtmek isterim. Bir sonraki buluşmamıza kadar hoş çakalın.

 
 


Bună ziua!

ESC FOR ALL–5 serüvenim IYACA’yı sosyal medyadan takip etmem ile başladı. European Youth Portal’de aktif üyeydim ve düzenli olarak projeleri inceliyor olsam dahi içime sinen bir proje olmamıştı, ta ki Romanya Ciorogârla’da 2 aylık kısa dönem projeyi görene kadar. Proje hazırlık sürecimde ilk adım olan mülakatı, IYACA’da görev alan Ayhan ile hem samimi hem de profesyonel bir şekilde tamamladık ve karşılıklı olarak beklentilerimiz uyuştu. Mülakata takiben mail kutuma düşen “Gönüllülük Projesi Başvuru Sonuçları” başlığını görmem ile kendimi vize evraklarımı hazırlar iken buldum. Vize evraklarını hazırlama sürecimde hem gönderici kuruluşum (IYACA) hem de karşı kuruluşum (SAKURA) titizlik ile süreci yöneterek iş gücümü olabildiğince azalttılar. Vize başvuru günüm geldi çattı, pandemi nedeni ile bekleme sürecim olağan hallerden uzun sürmüş olsa da Romanya vizeme nihayetinde kavuştum. Uçuş günüme uyandım, uçağa binmeden önce mail ile bilgilendirmeler almam sebebi ile içim rahat bir şekilde uçağa bindim; indiğimde Bükreş Otopeni Havaalanı’nda mentörüm sıcak gülümsemesi ile beni karşıladı ve projemi gerçekleştireceğim yurda yola koyulduk. Projemi gerçekleştireceğim yurt Ciorogârla, Ilfov’da bulunmakta idi; Bükreş Otopeni Havaalanı’ndan 27 KM, Bükreş’ten ise 18 KM. Yurda adımımı attığım andan itibaren diğer Türk gönüllü arkadaşlarım ile tanıştım ve güzel bir uyku için tarafıma hazırlanan yurt odamda gözlerimi kapattım. Gözlerimi açtım ve Technology School Pamfil Şeicaru’da lise öğrencileri ile gerçekleşecek projeme başladım, peki iki ay neler mi yaptım?

Periyodik olarak haftada bir gün Bükreş’te bulunan ofisimize giderek evrak işlerimizi, haftalık planlamalarımızı gerçekleştirdik. Ülkelerimizin tarihini, danslarımızı ve yemek kültürümüzü proje boyunca karşılıklı olarak paylaştık, sunumlarımızı etkinlik sonlarında gerçekleştirdiğimiz oyunlar ile interaktif olarak destekledik. Şu an öğrencilerimizin hepsi Türkiye’de bir düğünde damat halayı, erik dalı oynayabilecek kadar kalifiyeler. Yemeklere gelir isek bizleri geleneksel yemekleri olan miçii ve papanaşi ile tanıştırdılar; pişimize ise bayıldılar ve bizlere pişiye çok benzer bir yemekleri olan Lángos’tan bahsettiler. İçeceklerde ise ayrana, türk kahvesine ve türk çayını bayılıyorlar; marketlerde de bolca karşımıza çıkmakta idi. (Marketlerde bulunan çoğu sebze, meyve, bakliyat Türkiye’den gelmekte.) Okuldakilerin çoğu Türkçe kelimelere aşinalardı, bizlere mentörümüzden aldığımız Romence dersleri dışında günlük dillerini öğrettiler, markette ve sosyal yaşamımda yardımını çok hissettim. Mulţumesc! Bir etkinliğimizde, öğrencilerimiz ile birlikte tahta kaşıklardan bebekler hazırladık, iğne ile oya yapmakta yardımcı oldum onlar ise Romanya’nın etnik kıyafetleri ile bebeğimi süslemem için yardımcı oldular. 

İçinde bulunduğum proje, takım çalışmasının yanı sıra bireysel yetkinliklerimi de geliştirdi; özellikle her hafta hazırladığımız sunumlar sayesinde topluluk önünde konuşma, gelecekte Romanya’ya ulaşacak gönüllülerimizi karşılamak için havaalanında çektiğimiz videoyu düzenlemem, altyazı eklemem ile de dijital yetkinliklerimin geliştiğini hissettim. Haftanın iki günü oyun günlerimizdi ve hep birlikte beyzbola benzeyen Romanya’nın geleneksel oyunu olan Oină’yı, Romence-Türkçe renkleri öğrendikten sonra İstop’u, Romence-Türkçe şarkılarımız ile Sandalye Kapmaca’yı zevk ile oynadık. Voleybol ve futbol müsabakalarımız oldu, oyunlardan önce Romanyalı ve Türk ulusal atletlerimizi tanıdık/tanıttık; Gheorghe Hagi’nin ismi her geçtiğimizde iki ülke tek yürek olduk. 
Bazı workshoplarımız dünyanın muzdarip olduğu konulardandı; hep birlikte ırkçlık, cinsiyet ayrımcılığı, yabancılaştırma gibi konuların üstünde durduk ve sunumlarımız/hazırladığımız küçük tiradlar ile empati kurma yetimizi geliştirdikBazı workshoplarımız dünyanın muzdarip olduğu konulardandı; hep birlikte ırkçlık, cinsiyet ayrımcılığı, yabancılaştırma gibi konuların üstünde durduk ve sunumlarımız/hazırladığımız küçük tiradlar ile empati kurma yetimizi geliştirdik.Romanya’da dini bir bayram olan “Înălțarea Domnului, Ziua Eroilor” – “Rab’bin Yükselişi, Kahramanlar Günü”nü bizlere hazırladıkları paskalya yumurtaları ile kutladık; yerel dilleri ile yumurtaları birbirlerine çarptık ve birbimize şans diledik. (Şans sanırım o gün pek benden yana değil idi, yumurtam pek dayanamadı L ) ESC nedir sunum günümüzde, gönüllülük nedir alt başlığını işler iken aslında bu soruya sunumumun sonunda ben de cevap buldum.

13 yaşımda tek başına çıktığım yurt dışı seyahatinden, Romanya’da olan bu sürece kadar olan sürecimi; yurt dışı seyahatinin korkulacak bir şey olmadığını, gönüllülüğün unutulmaz bir deneyim olduğunu anlattığım sunumumun sonunda 16 yaşında bir öğrencim ben de ESC ile 18 yaşıma girdiğim gün yurt dışında projelere katılmak istiyorum, ailem ile bu konu hakkında konuşacağım ve seni örnek göstereceğim cümlelerinin ardından gönüllülüğün ne olduğunun cevabını yüreğimden aldım, bir canlının hayatına dokunabilmek ve daha iyi kılabilmekti gönüllülük. İlk ayım bahsettiğim üzere etkinlikler ile yoğun bir şekilde geçti, ikinci ayımda seyahat anılarımda görüşmek üzere, Pa-pa!


 
 

Romanya'da İki Aylık Maceram!

 


Sizi Romanya’ya geliş sürecim ve orada geçirdiğim zaman dilimi hakkında bilgilendirmek istedim. Projeyi arkadaşım sayesinde öğrendim ve hemen başvurumu yaptım. Bir gün içeresinde mülakatım yapıldı ve projeye kabul edildim. Yeşil pasaport sahibi olsam da pandemi koşulları nedeni ile uzun dönem vizeye izin verildiği için vize almam gerekti (detaylı ve güncel bilgiye konsolosluğun sayfasından ulaşınız.) Projenin tek sancılı kısmı vize alma sürecimdi, kabul sürecim ve proje sürecim mentörlerim sayesinde çok kolay ve eğlenceli idi. Kocaeli’nde yaşamam sebebi ile İstanbul Konsolosluğu’ndan fiziki vize görüşmemi gerçekleştirdim. Randevu günü bütün belgelerimi eksiksiz bir şekilde konsolosluğa verdim ve bu şekilde vize sürecim başlamış oldu. Pandemi ve insan trafiği dolayısıyla vizenin çıkma süreci 45 günü buldu. Vize çıktıktan birkaç gün içinde uçak biletlerimize IYACA sayesinde kavuştuk ve yolculuğumuz başladı. Bükreş Havaalanı’nda Mihai isimli karşı kurumun “Sakura” çalışanı (aynı zamanda mentörümüz) bizi güler yüzü ile karşıladı ve yurda doğru yola çıktık. Yaklaşık 1 saatlik yolculuğun ardından yurda vardık; ilk olarak ben ve arkadaşımdan önce gelen gönüllülerle tanıştık, hepsi çok iyi ve tatlı insanlar.Gelişimiz hafta sonuna denk geldiği için etkinliklere başlamamız birkaç gün aldı.

Mentörümüz her hafta başı o hafta yapacaklarımızı ortak alan olan mutfağa asıp bize bilgilendirme sağladı. Çocuklarla yaptığımız çeşitli etkinlikler boyunca bize okulun öğretmenleri yanımızdaydı bu sayede çocuklarla iletişimi en baştan güçlü kılabildik. Çocuklar gerçekten çok sıcakkanlıydılar ve her etkinlikte hepsi bizle birlikte aynı heyecanı paylaştığını gözlerindeki heyecandan anlayabiliyorduk. Çocuklarla beraber çok güzel oyunlar oynayarak ve birlikte sunumlar hazırlayarak hem bilgilendik hem de eğlendik. Kendi kültürümüze ait ve Romanya kültürüne ait spor aktiviteleri yaptık. Gerçekten çocukların bizimle aynı heyecanı paylaşması yaptığımız bütün etkinliklere eğlence kattı. Etkinlikler genel olarak çocukların dersleriyle yakındı. Örnek olarak; bez bebek yapmak, voleybol oynamak, Romanya’nın tarihinde önemli bir gün olan “Kahramanlar Günü” için yapılan sunum da dahil olarak bir çok etkinlikte bulunduk.

Birinci ayın sonuna gelirken ev sahibi kurum bizi Braşov isimli şehire ve oradaki Peleş Kalesi’ne götürdüler; gerçekten inanılmaz bir deneyimdi. İkinci ayımızda okulun yaz tatiline girmesi ile etkinliklerin yoğunluğu azaldı ve bu sayede Romanya’yı gezme, kültürlerini tanıma fırsatımız oldu. Gerçekten tarih olarak çok zengin bir mirasa sahipler. Ben ve arkadaşlarım için gerçekten inanılmaz bir deneyimdi; IYACA’ya sonsuz teşekkürler. Umarım herkes böyle bir şansı elde edebilir.




Friday, 30 July 2021

How I caught a cold

 Everyone wants a vacation once in a while.

The image of the big, fluffy white clouds wandering above the blue aqua Mediterranean Sea made me rush into reserving a cheap Airbnb room in Antalya. The saying ‘you get what you pay for’ is true. 44 euro for 4 nights in one of the dream locations that people make plans for sounded tempting. I did not even care I would live with another 5 girls in the same room, nor did I care about the common toilets, which to my disappointment, looked nothing like the clean toilets I saw in pictures. But Antalya mattered to me, you know.

Now, not to sound like a crybaby, I loved the fact that the Airbnb was only a stone’s throw from the beach. I absorbed the jaw-dropping scenery every single morning: the mountains were lined up to the right, the crashing sound of the waves against the seashore, the sea breeze rushing through my hair, the heat embracing every single inch of my body.

However, the weather was too hot and humid, and, as every single human being, you need to cool down, be that by drinking too much cold water, a cold beer, or sleeping with the air conditioner open at night. What a liberating feeling it is when one pays only 2 TL for a bottle of cold water. How happy a human being is after a swim in the salty Mediterranean Sea, after drinking cold water and suddenly the body feels like in Heaven. How liberating, how nice to go to sleep after that and enter a cool room. You cannot even think about the consequences of falling asleep under the ‘breeze’ of the well-known, everyone’s summer friend, the air-conditioner. If you also happen to sleep with 5-6 more people in the same room, you will still fall victim to this. They would not care about your needs, so the majority wins.

And here I am now, back to Ankara, carrying a spray and pills with me wherever I go. Here I am, explaining to everyone that I don’t have covid, but only an annoying cold I caught from sleeping with the air-conditioner open at night and savoring the cold beverages on the beach. Why have I spent the last one hour or so writing this? To give you advice: take care of yourself no matter how tempting it is to do everything I have talked about here.

To recap: plan your trip in advance; the pictures on the Airbnb website don’t necessarily show the reality; search for as many accommodation sites as you need and make a wise decision about where you will spend your vacation; if you’re sensitive like me, don’t sleep with the air-conditioner open, don’t drink cold beverages; be careful with your budget (places like Antalya are expensive).

Monday, 26 July 2021

Aslema, Ben Öyküm!

   Öncelikle size bulunduğum ülkenin kendi kültürü ile selam vermek istedim. Aslema Tunus halkının lügatinde Selam vermenin en yaygın yoludur.  Bu maceraya atılırken edindiğim ve hala daha edinmekte olduğum tecrübeleri sizlerle paylaşma ihtiyacı hissediyorum.

Bu macera ve gönüllülük hizmetine internette gördüğüm bir ilanla ve bana çıkmayacağı düşüncesiyle başvurmuştum. ESC kapsamında (European Solidarity Corps) 2 aylığına hak kazandığım bu projeye kabul aldığımı duyduğumda hem çok şaşırmıştım hem de çok sevinmiştim çünkü ilk yurt dışı deneyimim olacaktı Doğal olarak hemen internetten gönüllülük hizmeti vereceğim Tunus’un Sousse kentine baktım, kentin yaşamı, sosyal olanaklarını bilgisayar aracılığıyla keşfetmeye çalıştım. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki insanın içini huzurla dolduran sahilleri, Roma’yı aratmayan amfi tiyatrosu ve daha onlarca tarihi, arkeolojik ve kültürel eseriyle Tunus internette aratabileceklerinizden çok daha büyük bir deneyim sunuyor. Yaşamının ucuzluğu da en az ülkenin güzellikleri kadar şaşırttı beni. 2 Nisan sabahı ilk defa evimden havaalanına doğru yola çıktığımda edineceğim tecrübe hakkında bir fikrim olmadığından bazı tereddütlerim vardı. Biraz rötarlı bir uçuşun ardından Tunus’un başkenti Tunis’e vardığımızda yaşadığımız ufak çaplı bir şok ilk birkaç günümüzü biraz buruk geçirmemize sebep oldu, bende dahil olmak üzere içimizden bazı arkadaşlarımızın valizleri İstanbul’da kalmıştı  ancak gerek IYACA’nın verdiği moral gerekse Tunuslu arkadaşlarımızın desteği ve çabasıyla  sorunsuz bir şekilde atlattık bu dönemi.  Valizsiz geçirdiğimiz dönemler şehri keşfetmemize engel oldu mu derseniz kesinlikle olmadığını söyleyebilirim.

Tunus’ta zaman geçirdikçe insanlarının aslında Türkleri ve özellikle Türk dizilerini ne kadar sevdiklerine gözlerimle şahit oldum. Bazen Türkçe konuşmaya çaba göstermeleri bazense bizimle dizileri tartışmayı istemeleri yüzümüzü güldüren faktörler oldu. Temel kelimeleri ezberlediğiniz takdirde özellikle marketlerde ve pazarlarda alışveriş yaparken kendilerine özgü selamlama ve uğurlama cümleleri duymayı çok seviyorlar. Böylece yaşadığınız ortamda daha rahat benimsenebilirsiniz. Arapça ve Fransızcanın birlikte kullanıldığı bir ülke olarak istediğiniz zaman size uygun olanı kullanmak size kolaylık sağlayacaktır.

Etkinliklerden bahsedecek olursam pandemi dönemi şüphesiz ki Tunus’u da etkilemiş durumda ama buna rağmen düzenli olarak 2-4 veya 4-5 yaş arası kreşlere gidip çocuklarla vakit geçiriyoruz, şarkılar söyleyip oyunlar oynuyoruz, yine haftada birkaç gün çiçek bahçesinde onlarca çeşit bitkinin ve hatta hayvanın içerisinde huzurla doğaya vakit ayırıyoruz. Tatilimiz pazartesi ve salı günleri oluyor onun dışında etkinliklerde ve haftada 2 saat aldığımız Arapça dersleriyle meşgul oluyoruz. Aldığımız temel Arapça dersleri kendimizi ifade edebilmemiz ve yabancılık çekmeme konusunda oldukça yardımcı ve iyi düşünülmüş bir aktivite. Sahil temizleyip bazı spor faaliyetlerinde bulunarak buradaki vaktimizi en etkili şekilde geçirmeye çalışıyoruz.

Bize sunulan etkinliklerin dışında bizden bir hafta sonra Tunus’a gelen İtalyan gönüllülerle kuvvetli bir dostluk bağı kurmaya çabalıyoruz hatta bu konuda bir adım atmak için bir yemek yarışması bile düzenledik. Kendi kendimize yarattığımız bu aktivite sonucunda o kadar çok eğlenip yakınlaştık ki kesinlikle yaptığımıza mutlu olduğumuz bir aktivite idi.

Benden şimdilik bu kadar... Gelecek ay görüşmek üzere!

Bislema!

Öyküm 




Tunus'ta Hüzünlü Son Ayımız

Tunus’taki son ayımızdan herkese merhaba! Burada son ayımız o kadar hızlı ve dolu dolu geçti ki ilk ayımıza göre birçok yeri kavramış, arkadaşlıklarımız daha samimileşmiş ve kültürüne de alıştımıştık. Son ayımın bir kısmını  sürekli dışarıda geçirdim, burada  yasaklar kalktığı için bir çok yer açılmıştı ve hepsinin tadını çıkardım, bu ay mentörümüz çok fazla faaliyet için görevlendirmedi çünkü yasaktan dolayı uzun bir Süre eve hapsolmuştuk ve hemen ardından Sahara gezisine gidildi .Burası Afrika ülkesin de bulunduğu için Sahara’ya ulaşım mümkündü ve keşfi çok büyüleyiciydi .Aslında burası Afrika olmasına rağmen, bitki örtüsü Akdeniz iklimi ve hava koşulları biraz dengesiz yine de çöl iklimi koşulları da hissediliyor. 

Sahradan dönüldükten sonra, bulunduğumuz yere yakın olan başka şehirlere gezmeye gittik. Birçok yer genel olarak birbirine benziyor, sahili ve denizi oldukça güzel ve temiz. İnsanlar çoğu zamanını sahilde geçiriyor ve bende öyle yaptım aslında. Kumu incecik ve çok duru taşsız bir sahili var. Tunus halkı eğlencelerine çok düşkün ve ufak şeylerle bile mutlu olup eğlenebiliyorlar bu benim çok hoşuma gitmişti. Bizim sürekli gittiğimiz bir bar vardı ismi ‘’Tulum’’ ağaçların için de küçük çok salaş ve samimi bir ortamdı orda bir çoğumuz çok güzel arkadaşlıklar edindik. Bize hiç yabancılık hissettirmediler zaten Türklere karşı genel olarak bir hayranlıkları var ve çok seviyorlar.  

Burada yemek kültürü gerçekten çok gelişmemiş ve biz bir yer keşfettik, Chappatici, sürekli oraya gittik. Her yer de pizza, chaneb, chappati ve kuskus dükkanları var başka hiçbir çeşit yok. Çoğu aynı zaten yani içerikleri, ton balığı çok fazla tüketiliyor bu yemeklerle. Ben en çok Chappatiyi sevdim ve hep onu yedim. Bar çıkışı Tunuslu arkadaşlarımız ile buradaki ünlü bir Chappatici var oraya gidiyorduk.

Bizim gibi proje için gelen iki İtalyan grup vardı onlarla da hep beraber vakit geçirdik oyunlar oynadık. Onların da bizim gibi gönüllülük faaliyetleri son ay çok azalmıştı ve çok kalabalık olduğumuz için kısım kısım gidebildik faaliyetlere. Dönüşümlü aramızda gittik. Ve muhtemelen çok kalabalık olduğumuz için gönüllülük faaliyetlerinde hepimiz sınırlı aktif olabildik.

Genel olarak diyeceklerim bu kadardı, bir daha şansım olsa tekrar burada bulunmak ve buradaki Kinder Garden gönüllülük faaliyetinde bulunmak isterdim. Buradaki çocuklarla ilgilenmek çok güzeldi ve insanlar çok samimi.

Bir daha ki sefere görüşmek üzere TUNUS.