Wednesday, 1 April 2026

Dolu Dolu Geçen Bir Ay: Mart


Mart ayı, Macaristan’daki ESC maceramın en yoğun ve en unutulmaz dönemlerinden biri oldu. Ayın başında, Liptód gibi doğayla iç içe ve huzurlu bir yerde bir hafta süren Erasmus+ gençlik değişimi projesi yaptık. Bu proje de ev sahibi kuruluş bizdik. Farklı ülkelerden katılımcılar vardı ve içlerinde Türkiye'de vardı. Uzun zaman sonra Türk'lerle vakit geçirmek de bana çok iyi geldi. Unutamayacağım projelerden biri oldu. Çok tatlı gençlerle tanıştım. Slovakyalı gençleri asla unutamaycağım. Özellikle aralarından birisi o kadar cana yakın ve tatlıydı  ki... 

Projenin hemen ardından evimize Pescvarad'a geri döndük. Aşırı yoğun geçen bir ayın ardından eve gelmek biraz dinlemek bana ve diğer gönüllü arkadaşlarıma aşırı iyi geldi. Bu ay bir de ESC On-Arrival Training’e katıldım. Bu eğitim, gönüllülük sürecimi daha iyi anlamamı sağladı ve farklı şehirlerden gelen diğer ESC gönüllüleriyle tanışma fırsatı sundu. Deneyimlerimizi paylaşmak, birbirimizden öğrenmek ve bu yolculukta yalnız olmadığımı hissetmek benim için çok anlamlıydı. Burada tanıştığım insanlar benim için çok kıymetli ve hepsi ayrı ayrı çok renkli karakterlerdi. Bir sonraki eğitim de tekrar görüşeceğiz. Aynı zamanda eğitimin son günü doğum günümdü. Doğum günümü farklı ülkelerden insanların kutlaması akşam Budapeşte de yalnız başıma yeni yaşıma girmek, sokaklarda hem düşürken hem de farklı bir ülke de doğum günüm olması benim için çok anlamlı ve duyguluydu. Aynı zamanda doğum günüm bayramında ilk günüydü :))) 


Ayın ilerleyen günlerinde ise kendimi Avrupa’nın farklı köşelerine attım. Almanya, Fransa ve İsviçre’ye yaptığım seyahatler, bana yeni şehirler keşfetme, farklı yaşam tarzlarını gözlemleme ve unutulmaz anılar biriktirme fırsatı verdi. Her ülke, kendine özgü kültürü ve atmosferiyle bana farklı şeyler kattı. Özellikle bu seyahatimde Fransa'nın Alsace bölgesinde yaptığım geziyi hiç unutmayacağım. Strasbourg Üniversitesi'nde vakit geçirmek, European Parliament'e gitmek bana unutulmaz deneyimler kazandı. Bu seyahatimde halamı ve kuzenlerimi de ilk defa ziyaret ettim ve evlerine gittim. Bu hem onlar hem de benim için çok kıymetliydi. 

Kısacası Mart ayı benim için hem öğrenme hem keşfetme hem de kendimi geliştirme açısından dolu dolu geçti. Bu deneyimler, ESC yolculuğumun ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bazı zamanlar ne kadar özlem duygusu yaşasam da iyi ki buradayım. Zamanla hayat bana daha neler öğretecek heyecanla bekliyorum. 

FOOD FOR LIFE PROJECT


We participated in the “Food for Life” Youth Exchange held in Zakopane, Poland 🇵🇱, between 02/03/2026 and 09/03/2026. Participants from Turkey 🇹🇷, Poland 🇵🇱, Latvia 🇱🇻, the Czech Republic 🇨🇿, and Hungary 🇭🇺 took part in the project.

The project focused on vegan and vegetarian topics and aimed to raise awareness about food choices and healthy lifestyles through individual and group activities.

This youth exchange is co-funded by the European Union 🇪🇺 and organized by EUROMED EVE POLSKA

Katılımcı 1: Food for Life: Kültürler, Dostluklar ve Unutulmaz Bir Deneyim

Polonya’nın Zakopane şehrinde 02/03/2026-09/03/2026 tarihlerinde gerçekleştirilen “Food for Life” projesine Türkiye’den katıldık. Projeyi Polonya’dan, Letonya’dan, Çekya’dan ve Macaristan’dan katılan ekipler ile yönettik. Projenin içeriğinin vegan ve vejetaryen ile ilgili olması ilgimizi çekti. Bu bizim için son derece ilginç ve eğlenceli bir deneyimin habercisiydi. Gerçekten düşündüğümüz gibi oldu. İnsanlar bizi son derece güzel karşıladı. Burada geçirdiğimiz süre boyunca hep mutlu, keyifli, heyecanlı ve dinamik olduk. Ayrıca başka ülkelerin kültürlerini tanımak ve bu kültürleri hep birlikte yaşamak son derece ilgi çekiciydi. Bireysel ve grup çalışmaları sayesinde birlik ve beraberliği yeniden deneyimledik. Bu proje hem eğitici hem de çok eğlenceli bir deneyim oldu. Yeni arkadaşlar, yeni kültürler, yeni diller öğrendik. Umarım bir gün yine karşılaşır ve uzun uzun sohbet ederiz!

Katılımcı 2: İlk Yurt Dışı Deneyimim: Beklediğimden Çok Daha Fazlası

Bu benim ilk yurt dışı deneyimimdi ve düşündüğümden çok daha iyi geçti. İlk geldiğimde hemen arkadaşlar edindim ve zaman geçtikçe çevrem daha da genişledi. Buradaki insanlar çok anlayışlı ve nazikti. Ayrıca herkes yaşıtıma yakın olduğu için birlikte daha iyi vakit geçirdiğimize inanıyorum. Oda arkadaşım farklı bir ülkedendi; ortak noktalar bulduk ve çok iyi anlaştık. Farklı milletlerden arkadaşlar edindim. Bu süreçte farklı kültürleri tanıma fırsatı buldum ve çeşitli ülkelerin yaşam tarzlarını, danslarını öğrendim. Zaman çok hızlı geçti. Dürüst olmak gerekirse buradaki herkesi çok özleyeceğim ve umarım bir gün hepsiyle tekrar görüşebilirim.

Katılımcı 3: Korkudan Özgüvene: Erasmus’ta Kendimi Bulmak

Herkese merhaba. Buraya gelmeden önce çok gergindim çünkü İngilizcemin yeterince iyi olmadığını düşünüyordum. Fakat arkadaşlarımın desteği sayesinde sizlerle çok iyi anlaştım. Burada yeni yerler keşfettim ve yeni arkadaşlıklar edindim. Şu anda burada olmak bana büyük bir huzur veriyor. Farklı kültürlerle tanıştım; dansları, yemekleri ve gelenekleri öğrenme fırsatı buldum. Ayrıca vejetaryenliğin nasıl bir yaşam tarzı olduğunu da öğrendim. Benim için gerçekten çok farklı ve ilginç bir deneyim oldu. Genel olarak her şey çok güzeldi; çok eğlendim ve kendimi çok huzurlu hissettim. Her şey için teşekkür ederim.

Katılımcı 4: Doğum Günümü Erasmus’ta Kutladım: Unutulmaz Bir Sürpriz


Food for Life projesine katılmak benim için çok eğlenceli bir deneyimdi. Beklediğimden çok daha iyiydi. Burada farklı ülkelerden yeni insanlarla tanıştım ve hepsi gerçekten çok iyiydi. Doğum günüm de projenin gerçekleştiği günlere denk geldi ve arkadaşlarım bana çok güzel bir sürpriz hazırladılar. Burada farklı ülkelerin kültürlerini tanıma fırsatı buldum. Ayrıca herkesin birlikte vakit geçirebildiği ortak bir etkinlik odası vardı; orada oyunlar oynadık ve birlikte çok güzel zaman geçirdik. Genel olarak bu proje benim için çok güzel ve unutulmaz bir deneyim oldu. Eğer tekrar böyle bir fırsat olursa, tekrar katılmayı çok isterim.

Katılımcı 5: İkinci Erasmus, Daha Büyük Deneyim: Gelişim ve Eğlence Bir Arada

Food for Life, benim ikinci Erasmus deneyimimdi ve ilk deneyimime göre çok daha eğlenceli ve güzel geçti. Bu proje sayesinde hem kendi kültürümüzü tanıtma fırsatı bulduk hem de diğer ülkelerin kültürlerini daha yakından tanıdık. Farklı kültürlerden yeni arkadaşlar edindim ve onların gerçekten çok iyi insanlar olduğunu düşünüyorum. Birbirimizle çok iyi anlaştık. Bu proje sayesinde İngilizcemin büyük ölçüde geliştiğini düşünüyorum. Ayrıca insanların önünde konuşma konusunda da bana çok yardımcı oldu. Projenin gerçekleştiği yer de çok güzeldi. Yaptığımız etkinlikleri ve projeleri böyle güzel bir manzara eşliğinde gerçekleştirmek gerçekten büyüleyici bir deneyimdi. Genel olarak bu projenin benim için çok güzel ve geliştirici bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Bu projeye katıldığım için gerçekten çok mutluyum.

#youthexchange #euromedevepolska #nonformaleeducation #erasmusplus #foodforlife


Sunday, 15 March 2026

Slovakya’da İlk Beş Ayım: Yeni Bir Hayata Atılan İlk Adım


Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerlere götürüyor. Slovakya’ya gelmeye karar verdiğimde bunun benim için nasıl bir deneyim olacağını tam olarak bilmiyordum. Bildiğim tek şey, yeni bir ülkeye gideceğim, gönüllülük yapacağım ve alıştığım hayatın değişeceğiydi. Şimdi Slovakya’daki ilk beş ayımı düşündüğümde, bunun sadece başka bir ülkede yaşamak değil, aynı zamanda kendimi yeniden keşfetmek olduğunu fark ediyorum.

Slovakya’ya ilk geldiğim günlerde her şey çok yeniydi. Yeni bir şehir, bilmediğim bir dil ve tanımadığım insanlar… Ama adaptasyon sürecimde bana en çok yardımcı olan şey Slovak bir host aileyle kalmış olmamdı. Onların evinde kaldığım ilk günler, bu yeni hayata alışmamı çok kolaylaştırdı.

Host ailem beni gerçekten ailelerinin bir parçası gibi karşıladı. Akşamları bazen birlikte yemek yiyor, bazen de çocuklarıyla masa oyunları oynuyorduk. Çocuklarıyla oynadığımız oyunlar, küçük sohbetler ve birlikte geçirilen zamanlar bana Slovak kültürünü en doğal haliyle görme fırsatı verdi.

Zamanla sadece evlerinde kalan bir misafir değil, onların hayatının küçük bir parçası gibi hissetmeye başladım. Beni özel günlerde de evlerine davet ettiler. Evimden uzakta olsam da o günlerde kendimi yalnız hissetmedim.

Slovakya’daki hayatımın bir diğer önemli parçası ise birlikte yaşadığım uluslararası evdi. Toplam dokuz kişi aynı evde yaşıyorduk ve bu ev adeta küçük bir dünya gibiydi. Ev arkadaşlarım farklı ülkelerden geliyordu: iki Fransız, iki Türk, bir İtalyan, bir Mısırlı, bir Romanyalı, bir Azerbaycanlı ve bir İspanyol. Hepimizin kültürü, alışkanlıkları ve hikâyeleri farklıydı ama zamanla ortak bir hayat kurmayı öğrendik.

Evimizin en özel yerlerinden biri mutfaktı. Özellikle mutfaktaki kırmızı koltuk bizim için adeta bir buluşma noktasıydı. Çoğu akşam orada oturup saatlerce sohbet ederdik. Bazen gün içinde yaşadıklarımızı anlatır, bazen ülkelerimiz hakkında konuşur, bazen de hiçbir şey yapmadan sadece birlikte vakit geçirirdik. O koltukta geçen sohbetler Slovakya’daki en güzel anılarımdan oldu.

Bazen sohbetler o kadar uzardı ki zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık. Bir bakmışız gece olmuş ama hâlâ mutfakta oturuyoruz. Böyle anlarda dünyanın aslında ne kadar küçük olduğunu hissediyordum.

Evde en sevdiğimiz etkinliklerden biri de international dinner düzenlemekti. Herkes kendi ülkesinden bir yemek yapar ve birlikte paylaşırdık. O akşamlarda mutfak adeta küçük bir kaos alanına dönüşürdü. Fransız yemekleri, Türk yemekleri, İtalyan makarnaları, farklı tatlar ve kokular… Sadece yemek değil, aynı zamanda kültürler de paylaşılıyordu.

Bu akşamlar sayesinde sadece yemekleri değil, birbirimizin hikâyelerini de öğrendik. Herkes kendi ülkesinden anılar anlatıyor, bazen çocukluk hikâyeleri paylaşıyor, bazen de ülkelerimiz arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları konuşuyorduk. Bu sohbetler bana farklı kültürleri çok daha yakından tanıma fırsatı verdi.

Slovakya’daki gönüllülük sürecim ise bu deneyimin en önemli parçalarından biri oldu. Burada İngilizce öğretmeni olarak farklı okullarda çalışıyorum ve bu süreç bana çok farklı deneyimler kazandırdı. Üç farklı okuldan sorumluyum: bir lise, bir ortaokul ve bir ilkokul.


Her okulun atmosferi ve öğrencileri birbirinden çok farklı. Lisede öğrencilerle daha çok sohbet edebildiğimiz, fikir paylaşabildiğimiz dersler yapıyoruz. Bazen kültür hakkında konuşuyoruz, bazen İngilizceyi günlük hayatta nasıl kullanabileceklerini tartışıyoruz.

Ortaokuldaki dersler ise çok daha hareketli geçiyor. Oyunlar, küçük yarışmalar ve interaktif aktivitelerle İngilizce öğrenmeye çalışıyoruz. İlkokul öğrencileriyle çalışmak ise bambaşka bir deneyim. Onların enerjisi gerçekten sınırsız. Şarkılar, oyunlar ve basit aktivitelerle

İngilizceyi eğlenceli hale getirmeye çalışıyoruz. Zamanla öğrencilerle aramda çok güzel bağlar oluştu. İlk başta birbirimize biraz çekingen yaklaşsak da zamanla birbirimizi tanımaya başladık. Koridorda beni gördüklerinde selam vermeleri, bazen gelip küçük bir şey anlatmaları ya da derste birlikte gülmemiz benim için çok değerli anlar.

Okullar dışında Keric’te de üç farklı İngilizce grubuyla çalışıyorum. Bu gruplar farklı yaşlardan ve seviyelerden insanlardan oluşuyor. Bu da her dersin tamamen farklı geçmesini sağlıyor. Bazen konuşma pratiği yapıyoruz, bazen oyunlar oynuyoruz, bazen de sadece sohbet ederek İngilizcelerini geliştirmeye çalışıyoruz.

Bunun yanında yetişkinlere Türkçe dersi vermeye de başladım. Slovakya’da Türkçe öğrenmek isteyen bir kitle olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım, bizim dizilerimiz burada çok popüler. İnsanlar dizilerimizden dolayı kültürümüze, dilimize ve yemeklerimize karşı çok ilgililer. İnsanlara kendi dilimi öğretmek ve onların Türkçe öğrenmeye çalıştığını görmek benim için çok özel bir deneyim. Türkçe derslerinde sadece dili değil, aynı zamanda Türk kültürünü de paylaşıyoruz.

Slovakya’daki bu ilk beş ay bana çok şey öğretti. Yeni bir ülkeye alışmanın zaman aldığını, farklı kültürlerden insanların bir araya geldiğinde ne kadar güzel dostluklar kurabildiğini, yabancı bir ülkede kendi aileni oluşturabileceğini ve küçük anların aslında en değerli anılar olduğunu fark ettim.

Ve sanırım Slovakya’daki bu yolculuğun en güzel tarafı tam olarak bu: dünyanın farklı köşelerinden gelen insanlarla aynı masada oturup, aynı kahkahayı paylaşabilmek.

Sunday, 1 March 2026

Şubat Ayı (Kaçırılan Trenler, Yeni Şehirler ve Küçük Anlar)

Şubat ayı benim için tam anlamıyla bir hareket ve deneyim ayıydı. Pécsvarad 'taki günlük hayatım devam ederken ilk defa tek başıma farklı ülkerlere seyahat ettim.

Pécs’ten yola çıkıp önce Viyana'ya, ardından Prag'a gitmek benim için hem heyecan verici hem de öğretici bir deneyimdi. Yeni şehirler görmek, farklı sokaklarda yürümek ve kendime ait izler bulmak bana çok iyi geldi. Kendi başıma seyahat etmek bana hem özgürlük hem de sorumluluk duygusu kazandırdı.

Ama bu seyahatlerin en “unutulmaz” anı biraz stresliydi: Viyana’ya giderken trenimi kaçırdım. O an yaşadığım panik, “şimdi ne yapacağım?” duygusu beni çok korkutmuştu. Hepsi şu an dönüp bakınca güldüğüm ve kendimle gurur duyduğum bir anıya dönüştü. Aslında bu küçük kriz bana şunu öğretti: Her şey planladığın gibi gitmese de demek ki bir şekilde yolunu buluyorsun.

Şubat ayında sadece seyahat etmedim, günlük rutinlerime de sadık kaldım. Kindergarten’daki gönüllülüğüme devam ettim. Çocuklarla vakit geçirmek, onların enerjisini hissetmek ve küçük şeylerden nasıl mutlu olduklarını görmek bana her zaman iyi geliyor. Orada olmak bana sabrı ve anda kalmayı öğretiyor.


Aynı zamanda İngilizce derslerime de düzenli olarak devam ettim. Conversation dersleri hazırlamak ve uygulamak hem kendimi geliştirmemi sağladı hem de başkalarına katkı sunma hissi verdi. Her ders, hem benim hem de öğrenciler için küçük bir ilerleme demekti.

Şubat ayı bana şunu gösterdi: Hayat bazen planlı, bazen tamamen plansız ilerliyor. Bazen yeni bir şehir keşfediyorsun, bazen bir tren kaçırıyorsun. Ama hepsi bir araya geldiğinde bir adım daha büyüyorsun.

Yolculuk devam ediyor yeni maceralarda buluşmak üzere...

İLK GÖZ AĞRIM MACARİSTAN

 

Dolce far niente diye selamlıyorum sizleri, Ben Elife Ceren Tufan. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinde 2. Sınıf sosyal bilgiler öğretmenliği okumaktayım. Ayhan Gorga’nın aksine İngilizce hayatımın merkezi değil ancak şu sıralar fevkalade çabalamaktayım. 21.yy.lı olduğuma sadece 21 yaşımı da beraberinde getirdiği için minnettar olmakla birlikte günlük tutmayı ve anları anılaştırmayı ve filtresiz yazıları severim evet ben bir denemeciyim. Hayat felsefem John Lennon’un hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir sözlerinin ardında saklı. Hayatın sizi attığı yerle barışık olmakta cüretkar olun lütfen çünkü size IYACA kadar şık kapılar açabiliyor. Benim ilk yurt dışı maceramda yegane destekçim oldu kendileri. Bir anda Domony bölgesinde ismimin anlamına da addaşlık eden ceylanla ormanda yürüyüş yaparken buldum kendimi gün batımında. Tarif edilemez bazı duyguları plansız yaşamak beni oldukça etkilemişti. 9 gün domony bölgesinde konaklarken şehir kaosundansa sakin bir hayat sürdürmenin ne kadar büyük lüks ama bir o kadar açılabilir mümkün bir alan olduğunu gördüm. 1 gün de tabii ki olmazsa olmaz Buda-peşte ve Tuna Nehri, yardımcı olduğun için teşekkürler Zincir Köprü. Leziz langoş, bir de neden biraz popüler kültüre ayak uydurmayalım ki tatlı mı tatlı Trdelnik.

Sunday, 1 February 2026

Macaristan'da İlk Ayım (Hayat şaşırtır hep Zaten :)

 Merhabalar herkese,

Bu benim ilk blog yazım o yüzden heyecanlıyım. Umarım okurken benimle aynı heyecanı hissedersiniz. Hayat bazen hiç beklemediğin anlar hiç beklemediğin güzel gelişmelerin yaşanmasına neden olur. Benim için o güzel gelişme Macaristan ESC serüvenimin başlamasıydı. Tam da ben ne yapıyorum, ne yapacağım diye hayatımla ilgili düşünürken kendimi Macaristan serüvenimin içerisinde buldum. 

Bir ay önce 30 kilo bavulumla buraya gelirken yolda sinirlenip, bu kadar eşyaya gerek var mıydı, diye söyleniyordum. Evet haklıymışım ve şunu fark ettim buradan ayrılacağım zaman o bavullara bile sığmayacak güzel anılar biriktireceğime çok eminim. İlk ayım da bile farklı deneyimlerin içinde kendimi buldum. İlk günlerde her şey yabancıydı. Sokak tabelaları, insanların konuşma şekli, marketteki ürünler… Hatta bazen basit bir Wi-Fi bağlantısı bile küçük bir maceraya dönüşebiliyordu. 

Burada her hafta düzenli olarak anaokuluna ve hafta da birgün de huzur evine müzik terapisine gidiyorum. Burada şunu anladım aslında o çocuklarla birbirimizi anlamasak da (çünkü hiç biri ingilizce bilmiyor ve ben de macarca konuşamıyorum) aramızda çok güzel bir bağ oluşmaya başladı. Aynı şekilde bunu huzur evinde de bunu hissettim. Beraber vakit geçirmek, küçük aktiviteler yapmak, müzik açmak, sohbet etmeye çalışmak… Bazen sadece yanlarında oturmak bile yetiyor. Dil her zaman gerekmiyor. Göz teması, bir gülümseme, elini tutmak… 

Bu ay her ay da devam edeceğim gibi youth clubda da görev aldım. Görevlerimden birisi de youth clubda aktive planlamak. Bu ay yaptığımız aktivitelerden birisi board game günüydü. Genç yaşlı demeden youth club da akıl zeka oyunları oynadık. Gençlerden çok daha ileri yaştaki bireylere karşı yenildim :D ve hayatımda ilk defa donmuş gölün üzerinde yürüdüm benim için çok ilginçti acaba kırılır da suyun içine düşer miyim korkusu komik ama eğlenceliydi. Yazımı sonlandırırken biraz öğrendiklerimden bahsetmek istiyorum. 

Yurt dışında olmak bana bağımsızlığı da öğretiyor. Kendi planlarını yapmak, kendi sorumluluğunu almak, bazen tek başına kalmak, kendi kararlarını vermek, tren biletlerini almak, rotanı çizmek…

Bu bir ay bana sadece yeni bir ülke göstermedi; bana kendimi farklı bir versiyonumla tanıştırdı.

Litvanya da İlk 6 Ayım

Eylül ayıyla birlikte gönüllülük sorumluluklarımı çok daha iyi kavradım. Elimden gelenin en iyisini yapmaya, birlikte vakit geçirdiğimiz gençlere bir şeyler katmaya; öğrenmeye ve eğlenmeye daha fazla özen gösterdim. Motivasyonum artarak devam etti.

Zamanla gönüllülük sorumluluklarımı daha iyi öğrendim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya, birlikte vakit geçirdiğimiz gençlere bir şeyler katmaya; öğrenmeye ve eğlenmeye gayret gösterdim. Hâlâ da aynı motivasyonla devam ediyorum.

Gençlik merkezinde ve şu an bulunduğum bu küçük şehirde neredeyse herkes beni tanıyor. İnsanlarla kurduğum iyi ilişkiler beni çok mutlu ediyor. Her gün birlikte vakit geçirdiğimiz, oyunlar oynadığımız gençler var ve onlar artık hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Neredeyse her gün çeşitli etkinlikler ve oyunlar düzenliyoruz. Ayrıca hemen hemen her hafta hat sanatı atölyesi yapıyor, öğrenmek isteyenlere ders veriyorum.


Bu süreçte birkaç kez okullara giderek İngilizce derslerinde sunumlar yaptım. Kendi ülkemin kültürünü çocuklara ve gençlere tanıtma fırsatı buldum. Geleneksel yemeklerimizden basit Türkçe kelimelere, ayran yapmaktan halay çekmeye kadar pek çok şeyi öğrendiler ve çok sevdiler. Aldığım pozitif geri dönüşler beni daha da motive etti; bu da yaptığım işten aldığım keyfi artırdı.

Tabii bu süreçte gezmeyi de ihmal etmedim. :) Şu ana kadar 10’dan fazla ülke gezdim. Gittiğim her yerde farklı insanlarla tanışıyor, çok şey görüyor ve öğreniyorum. Buraya geldiğimden beri onlarca yabancı arkadaş edindim; bu gerçekten muhteşem bir his. Bu insanlarla vakit geçirdikçe dilim ve özgüvenim de gözle görülür şekilde gelişti.


Yaklaşık 6 aydır buradayım. Düzenlediğimiz tüm etkinlikleri tek tek yazmaya kalksam sabah olur; ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki burada geçirdiğim her günden keyif alıyor, öğreniyor ve gelişiyorum.

Eğer gönüllü olmayı düşünüyorsanız, tereddüt etmeyin. Bu tür deneyimler sadece başkalarına yardım etmekle kalmıyor; aynı zamanda sizi de geliştiriyor. Çok şey öğreniyor, çok farklı hayatlar görüyor ve hayata bakış açınızın değiştiğini fark ediyorsunuz. Önümde bir 6 ay daha var; umarım en az bu geçen 6 ay kadar güzel geçer.

 

Akın Yılmaz Daşgın, 23


Monday, 1 September 2025

Litvanya Serüvenim Başladı.

 

Hayatımda yaşayacağım en güzel deneyimleri yaşamak için bu yola çıkmaya karar verdim ve 2025 Ağustos ayında Litvanya’nın Širvintos şehrine ayak bastım. Daha geldiğim ilk gün büyük bir etkinliğin olması, gönüllülük işine hızlı başlamamı sağladı ve buraya alışma sürecimi ciddi anlamda hızlandırdı. :)

Ağustos ayı boyunca hava oldukça güzeldi; yaz aylarının sonunu yakalamıştık. Buradaki arkadaşlarımla neredeyse her gün sahil kenarında, kumsalda voleybol oynuyorduk. Bölgenin nüfusunun az olması çevreyi sakin ve huzurlu kılıyor, bu durum beni de fazlasıyla rahatlatıyordu.

Bu ay içinde gönüllülük sürecime adapte olmaya başladım. Gençlik merkezini, insanları ve sorumluluklarımı tanıdım. Gençlerle vakit geçirmek, oyunlar oynamak ve etkinliklerde yer almak hem eğlenceli hem de öğreticiydi. Ayrıca hat sanatı atölyelerine başladım; öğrenmek isteyenlere haftalık olarak ders verdim.

Friday, 1 August 2025

Temmuz' da Geçen Gönüllülüğüm

 


Litvanya’da gönüllülüğümün ikinci ve son ayındayım. Temmuzda gençlik merkezinde birçok etkinlik düzenledik. Bu etkinliklerin yanında Litvanya’nın bazı ulusal günleri vardı. Bu günleri kutlamak benim için çok keyifliydi.

Temmuzda havalar ısındığı için gençlik merkezinde piknikler düzenledik. Beraber pink soup yaptık, oyunlar oynadık. Ayrıca 6 Temmuz için örgüler ördük. Bu örgülerle 6 Temmuzda köprüyü süsledik.


Ardından düzenlenen Baltos Varnos konserine katıldık. Şarkılar ve atmosfer harikaydı ve çok keyifli bir gündü. O haftasonu ise Vilnius’a gitmeye karar verdim. Vilnius’u gezdikten sonra arrival traininge katıldım. Beş gün sürdü ve çok keyifliydi. Beraber birçok etkinlik yaptık. Bu etkinliklerden birisi ise Trakai' deki ormanda görevleri tamamlamaktı. Her ne kadar yağmur bastırıp erken dönmek zorunda kalsak da benim en eğlendiğim gündü. Grup arkadaşlarım ile birlikte gölden su doldurduk, yerel insanlar ile ropörtaj yaptık, öğle yemeğimizi yedik. Training bittikten sonra ise Trakai’yi gezmek için yola çıktım. Trakai şehir olarak Litvanyadaki en güzel yerlerden birisiydi. Litvanya’daki çoğu yer gibi yeşil, nehirler ile dolu ve oldukça turistik bir yerdi. 


Ardından Litvanya’daki Vilnius’tan sonra en büyük ikinci şehir olan Kaunas’ı gezmek için yola çıktım. Oldukça büyük ve hareketli bir şehirdi. Kaunastan döndükten sonra ise Türk kültürel günü düzenledik. Amine ve ben beraber pide ve çiğköfte yaptık. Getirdiğimiz türk kahvesi ve lokumu servis ettik. Ardından 26’sı için etkinlikler hazırlamaya başladık. Çünkü o gün düzenlenecek olan festivalde biz de yer alacaktık. Bazı oyunlar hazırladık ve gelen kişilere vermek için kurabiyeler pişirdik. Festival oldukça yoğun ve kalabalık geçti. Ardından ise düzenlenen konsere katıldık. Konsere gelen kişileri daha önce dinlememiştim ancak şarkılarını çok sevdim ve playlistime ekledim. Geriye kalan günlerimi ise širvintos’ta geçirmek istedim. Çünkü burayı gerçekten çok sevdim çok huzurlu bir şehir. Ardından gençlik merkezinde diğer herkes ile vedalaşıp Türkiye uçağına bindim. Benim için çok değerli ve keyifli bir yolculuktu. 

Bu projede yer aldığım için IYACA VE SAJC’a teşekkür ederim.

Tuesday, 1 July 2025

Haziran'da Litvanya Gönüllülüğüm

Haziran ayı benim için çok hızlı başladı. 31 Mayıs’ta son sınavıma girdim, yurttan eve taşındım ve İstanbul uçağına yetiştim. Daha sonra birlikte gönüllülük yapacağım diğer gönüllü Amine ile tanıştım. Beraber Vilnius uçağına bindik ve yeni bir serüvene doğru yola çıktık.


Havalimanına indikten sonra Daiva ile tanıştık ve o bizi Širvintos’a götürdü. Eşyalarımı yerleştirdikten sonra Širvintos’u gezmeye çıktım. Burası yemyeşil ve sakin bir şehir.

Gençlik merkezindeki ilk günümde buradaki gençlerle tanıştım. Hepsi gerçekten çok cana yakındı. Birlikte mutfakta kek ve pasta yaptık, oyunlar oynadık. Ben buradaki oyunları öğrendim, onlara da "Papaz Kaçtı" oyununu öğrettim.

Eğlenceli geçen bir haftanın ardından Vilnius’u gezmek için otobüse bindim. Keşfetmesi kolay ve güzel bir şehirdi. Oradaki turistik yerleri gezip geleneksel yemeklerini tattım.


Sonraki hafta, gençlik merkezinde Širvintos’un 550. yıl kutlamaları için gençlerle birlikte kurdelelerden örgüler yaptık. Film izledik ve birlikte vakit geçirdik. Bu hafta, buradaki okulların kapanma haftası olduğu için gençler açısından oldukça stresliydi.

Hafta sonunda ise Estonya ve Letonya’nın başkentlerini ziyaret ettim. Kültürel olarak Litvanya’ya hem benziyorlardı hem de kendilerine özgü farkları vardı. Her iki şehrin de tarihi

yapılarını gezdim, geleneksel yemeklerini yedim ve yerel halkla tanıştım. Benim için çok güzel bir deneyimdi.

Bu hafta içi genel olarak sakin geçti. Gençlik merkezi olarak yaz dönemi çalışma saatlerine geçtik ve bu konuyla ilgili bir bilgilendirme yazısı hazırladık. Yaz kampı

bir günlüğüne merkeze geldi; birlikte oyunlar oynadık ve keyifli vakit geçirdik.

Bu ayki izin günlerimi bu hafta kullandım ve Norveç ile İsveç için altı günlük bir plan hazırladım. Daha önce hep Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere gitmiştim, bu yüzden büyük bir kültürel farklılık yaşamamıştım. Ancak İskandinav kültürü bana hem farklı geldi hem de çok hoşuma gitti. Hem insanları hem de doğası çok güzeldi.

Bu haftamı ise gençlik merkezinde bir atölyeye yardım ederek ve 6 Haziran için oyunlar ve etkinlikler düzenleyerek geçiriyorum. Bu ay benim için oldukça dolu ve heyecan verici geçti. Bir sonraki ayı heyecanla bekliyorum…