Friday, 9 August 2019

Italya'nın Gizli Güzellikleri

Roma, Milano, Floransa güzel yerler tabii ama bu ülkenin gizli güzelliklerini de es geçmemek lazım. Madem bir sene de buradayım, köşe bucak gezmeye başlayabilirim :) Bu haftasonu bir çılgınlık yapıp 10 dakika içerisinde günübirlik bir gezi planladık ve çıktık yollara. İstikamet: Treviso'dan Braies Gölü. Eeee malum arabamız yok buralarda. Bizde hazır 5 kişiyiz araba kiralayım dedik ve çokta iyi ettik. Sadece 43 Euro karşılığında bir günlük arabamızı kiraladık. Normalde 2.30 saat sürecek olan yolumuzu bu göl pek güzelmiş burada duralım, bu manzara çok güzelmiş burada
da duralım diye diye toplam 5 saatte tamamladık ve güzeller güzeli Braies Gölü'ne vardık. Fotoğraflar var tabi ama anlatılmaz yaşanır demek istiyorum üzülerek. Müthiş manzara yetmedi, çok terledik birazda serinleyelim diyerek üstüne bir de yüzdük bu güzel gölde. Titremeye başlayana kadar her şey güzeldi tabi, sonrası hepimizi biraz üzdü :)
Dönüşümüzde bir o kadar eğlenceli, bir yerlere uğramalı geçti. Kimsenin çok bütçesini sarsmadan güzel bir gezi yapmış olduk. Avrupa'da ilk kez araba kiraladım ve çokta korkunç bir şey olmadığını farkettim. Üstelik ucuzluğu da
şaşırttı. Henüz denememişlere duyurulur :)




Wednesday, 7 August 2019

Herkese Merhaba

Ben deniz Sinan. 2 aylık Avrupa Gönüllü Hizmeti projesi ile Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya
geldim. Burada gençler ile çalışan bir organizasyonda gönüllülük yapmaktayım. Gönüllülüğüm
süresince burada gençlere bilgilendirmeler yaparak Erasmus+ projeleri hakkında farkındalık
yaratacağım. Aynı etkiyi siz değerli okuyucular içinde yaratmak istiyorum. Öncelikle İngilizce;
European Voluntary Service (EVS), Türkçe olarak ise Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) olarak
adlandırılan bu servis, Avrupa Birliği üye ve aday ülkeleri arasında gerçekleştirilmekte olan bir Avrupa
Birliği Projesidir. Bu proje ile 18-30 yaş arasındaki herhangi bir gence, 1 yıla kadar Avrupa'da
diledikleri bir ülkede gönüllü faaliyetlerine katılma şansı verilmektedir. Ayrıca gönüllülük süresince
gönüllülerin yeme, içme, konaklama, vize, sigorta vs. masrafları proje kapsamında karşılanmaktadır.
Hatta aylık cüz'i bir cep harçlığı da verilmektedir. Kısaca AGH-EVS gençlere kendilerini geliştirmeleri
için çok güzel bir fırsat. Yalnız AGH projeleri maalesef bitti. Bundan sonra Avrupa Gönüllü Hizmeti
(AGH) diye bir program yok. Ama üzülmeyin bahsettiğim gönüllülük programı İngilizce; (ESC)
European Solidarity Corps Türkçe olarak ise (ADP) Avrupa Dayanışma Programı ile devam etmektedir.
Program aynı içerikle fakat farklı bir isimde devam ediyor. Sizlere kısaca programdan bahsettim. Eğer
program ilginizi çekiyorsa blog sonunda vereceğim linkten ulaşabilirsiniz. Detayları incelemek için resim
2’de belirtilen sekmelere göz atmayı unutmayın.! Bu arada Uluslararası Gençlik Aktiviteleri Merkezi
Derneği’ne bu programdan bana faydalanma imkanı verdiği için teşekkürlerimi sunarım.

Thursday, 1 August 2019

HUMANS OF IYACA



Bu yıl haziran ayının 7-14 tarihleri arasında, Madrid’in Toledo isimli şehrinde, ‘Un-Labelling - Erasmus+ Training Course’ adlı eğitim programına katıldım. İspanya, IYACA sayesinde hayatımda tattığım ilk, harika ve unutulmaz bir yurtdışı deneyimi oldu, ki ayrıca IYACA ve başkanımız Serdar Dobur’a , ikizim Ayhan Gorga’ya ve bu Madrid macerasında bana eşlik eden Ünsal Şerbetçioğlu’na çok ama çok teşekkür ediyorum. Hayatımda ilk kez dediğim birçok şeyi orada deneyimledim ve o bir haftayı hem dolu dolu hem de almış olduğumuz eğitimin amacını kavrayarak ve neyin önemli olduğuna dikkat ederek geçirdim. Eğitimin son günü trenle Toledo’dan ülkemize dönmek üzere Madrid’e döndük. Uçağımıza üç saate yakın bi zaman vardı. Yetişiriz düşüncesiyle Madrid’de bi yerde oturma kararı aldık. Arkadaşlarımızla biraz daha zaman geçirmek istiyorduk, hemen ayrılmak istemedik. Bu arada bi kafeye oturalım dedik ama Türkiye’de ki gibi olmadığını farkettik. İstediğin şekilde masayı birleştiremiyorsun, doluysa bile bekletmiyorlar ve Toledo’da deneyimlediğimiz kadarıyla saat akşam dörtten sonra kafeler kapatılıyor, bizi artık kapatıyoruz diye uyarmışlardı J . Bu arada fiyatlar terasta ya da kafe içerisinde oturmanıza göre değişiklik gösteriyor. Ağzımız açık kala kala yeni şeyler öğreniyorduk J . Oturacak kafe arayışımız biraz vaktimizi almıştı ama neyse ki sonunda oturmuştuk. Son muhabbetlerimizi ederken, saatin geldiğini anlayınca apar topar kalktık. En yakın metro istasyonuna geldik ve metroya bindik. Metro arıza yaptı ve biz üç-dört duraktan sonra indik. Uber çağıralım, en azından yetişiriz diye düşündük. Uberi çağırdık ama Uber bizim önümüzden geçiyor ve durmuyordu. Yazıyoruz anlamıyordu ve bulamıyordu ayrıca Türk vatandaşıymış sanırım. Ben konuşmak istedim ama sonra cevap vermedi. 20 dakika onunla uğraşınca bu sefer gerçekten uçağı kaçırma riskini düşündük ve hemen taksiye atladık.. Taksiden indik ve herkes valizleri elinde koşturuyordu. Benim uçağım herkesten önce olunca önce benimkini halletmeye çalıştık ama zaten boarding time kaçırmıştım. Hayatımda hiç öyle koştuğumu hatırlamıyorum, elimde valizler, el bagajım, pasaportum.. Bu arada yanımda iki arkadaşım daha var, biri Letonya’dan Marija, biri de İtalya’dan Silvia idi. Bi ara telaştan herkes kendi dilini konuşuyordu, çok komikti. J. Kontrolden geçtim, bu arada İspanyollar İngilizce konuşmuyorlar fazla, o yüzden Silvia kolay bir şekilde geçmemde ve sorularını cevaplarken de yardımcı oldu. Birbirlerimize sarılamadan ayrıldık… Sonra ben kapıyı buldum, daha açılmamıştı ve baya sıra vardı. Aklımda bir sürü soru vardı, boarding time kaçırmışım, valizim elimde, kilo kontrolü yapılmadı, kaç kilo olduğunu ve ne kadar para ödeyeceğimi bilmiyordum ama bir yandan da uçağa yetiştiğime seviniyordum. Neyse sırada bir Türk buldum ve anlattım, kapıya gidince anlatırsın merak etme diye beni teselli etti. Kapıya geldim, valizimi bi görevli ölçtü ve dedi ki 50 euro vermeniz gerekiyor dedi. Dedim ‘’NE!’’ , sonra cüzdanıma dönerken sırt çantamı gördü, valizimi el bagajım sanmış…… Neyse tekrar ölçtü, hallettik ve valizimi en son Ankara’da aldım. Çok şükür atlatmıştım! Herkese söylüyorum, boarding time ı kaçırdığınızda valizinizi kapıda da alıyorlar, sadece kaç kilo olduğunu bilmeniz yeter ki garanti olsun ekstra ücret vermezsiniz. Neyse uçağa bindim, İstanbul’a indim. E İstanbul’da da aksiyon biter mi? Madrid’de telefonumun ekranında iki saat vardı, biri Türkiye biri Madrid saati idi. Otomatik olarak kendi almıştı. Türkiye’ye döndüğümde yine otomatik kendi alır diye düşündüğümden, kontrol etmedim. Ankara uçağına üç saatim vardı. Yemeğimi yedim, kahvemi içtim, dinlendim. Sonra birden Ankara’ya gidecek uçağın anonsunu duydum. Bir daha sefer varmış demek ki vay be diye düşünürken, kendi uçağımın numarasına baktım. Ben numarayı okurken anonstan da o numara okunuyordu. Tekrar dedim ‘’NE!’’. Meğerse saatim bi saat geriymiş, otomatik olarak almamış. Tekrar bi koşturmacalar ve neyse ki daha kapı açılmamıştı. Koltuğuma oturduğumda vay be demiştim, ne gündü. Harika ve unutulmaz aksiyonlarla dolu bi gündü. Şuan arkadaşlarımla konuştuğumda gülerek anlatıyoruz.J


IREM GORGA- VOLUNTEER OF IYACA





Salud Romania, the milestone of my life

When I was seriously bored with my work and my routine, I learned that there was a volunteer project in Romania. My professor at the university encouraged me because it was a very difficult decision for me. I had to get a visa in one week and go to Romania! A real madness ?! I was worried about the thought of leaving all my order, home, school, family and work behind me. This would be my first experience abroad and I was afraid. Because my project friends came to Romania 1 month before me. I was a little late ... I didnt know them, I didnt know how to greet me. After talking to my family and friends, I thought that Romania would be an opportunity for me and I would be distracted while I was learning new things there. I had an ordinary life, I got up in the morning and went to school, and then I even worked at work and at the weekend. The place where I work is very formal, so we can work for hours without laughing, always wearing formal clothes. The idea of getting to know new people, visiting places to eat and living in a different culture for 3 months came with great fun. I made my decision and contacted my sending organization within 1 hour and started the process. A week later, everything was left behind, all depressed thoughts and fears, I was in Bucharest, Paris of the East. OMG! My first month was a dream, thanks to the wonderful time I had with my project friends and children at school. Volunteer organization is a process where volunteers are very kind, understanding and helpful to each other. In some cases, the host organization may not understand you, but another volunteer will help you with everything. You can be sure. You are there for the same purpose, whether you speak the same languages ​​or not. I think that volunteering projects have a sacred side at this point. I had the chance to make friends with many volunteers in the training course organized by the National Agency for volunteers. I introduced my own country, my culture, expressed my own views. And the most wonderful thing is that if I want to travel anywhere in the world someday I know that I can have a friend who lives there and welcome me. 
Apart from that, the other part of the project that left my mark on my life was my trips. During my holidays, I had the chance to visit many cities in Romania and 5 countries in the Balkans. Without the Internet, without knowing the language of the country youre going to, I learned how to travel, how to live with little money in your pocket. In short, nothing is impossible ... I also met with other Turks born and raised here in Romania and with the Turks in the Balkans. I have received numerous help from them. Maybe there are thousands of kilometers between us, but the fact that we are still speaking the same language, I have seen the same kindness.
 Then I started working in the office. This part was a bit boring, but on the weekends I was motivated to discover new places and to see the sky of Bucharest at night. I am grateful to the Grow up By Education project for all my wonderful moments and experiences. I would like the European Union to further diversify such cultural sharing activities in the future. In this way, many young people will have the chance to go abroad and gain cultural exchange, even if they do not allow the financial situation. In the globalizing world, I would like to thank the young population for seeing new places and meeting new people. Mustafa Kemal Atatürk, the leader of my country, once again made sense to me. ''Grow youth. Give them positive ideas of knowledge and wisdom. You will attain the light of the future with them.'' Thanks to everyone who contributed to this path…





Tuesday, 30 July 2019

Projemin Bitmesine Bir Ay Kala



İngilizce derslerimiz bittikten beri bir hayli tatil havasındayız doğrusunu söylemek gerekirse. Temmuz ayı genellikle yaz kamplarına hazırlık ile geçti. Kamp öncesinde bir haftalık liderlik eğitimi aldıktan sonra çıktık sahaya 37 çocuk ile. Doğanın ortasında, etrafta hiçbir şeyin olmadığı bir alandaydı kamp yerimiz. Bir hafta boyunca bir yandan aktiviteler, yarışmalar düzenledik, öte yandan liderler grubu olarak hep birlikte grup yönetimini sağladık.
Ben kamp öncesinde biraz tedirgindim açıkçası. Grup lideri olarak çalışacağım ilk kamptı ve katılımcı sayısı son derece kalabalık bir kamp olacaktı benim için. Çok yoğun olacağımızı ve yorulacağımızı düşünmüştüm. Ama kamp boyunca fark ettim ki hiçte düşündüğüm gibi ilerlemiyor, aksine bir o kadar hızlı geçiyor. Yıl içinde öğrendiğim çeşitli aktiviteleri, grup oyunlarını, hareketlendiricileri çok rahat bir şekilde uyguladım kamptada. Proje boyunca öğrendiklerimizin özenle seçilmiş ve uygulanmış haliydi sanki kamp benim için.
Bu ay ki Romanya gezimden de bahsetmesem olmaz tabii. Liderlik eğitimimizin ardından kampımızın başlamasına bir hafta vardı ve biz bunu aylar öncesinden bildiğimiz için Romanya için biletlerimizi almıştık iki arkadaşım ile birlikte. Romanya bana sanki “aradakalmışlık” kelimesini çağrıştırıyor. Gelişmek istiyor fakat yanlış şeylerle. Parlemonto Binası dünyadaki en büyük ikinci binaymış. Fakat yapım aşamasında halk desteğini alamamış çünkü çok pahalıya mal olmuş her şeyi. Romanya’nın 20 yıllık bütçesinin bir bina için harcanması ve faturalarının çok pahalı olmasından dolayı sadece binanın yüzde otuz beşi kullanılıyormuş günümüzde. Bu örnek benim için yetti maalesef… Öte yandan farklı bir kültürü gördüğüm için çok mutluyum. Orada da Osmanlı zamanından kalan etkileşimler devam etmiş. Sarma onlarında vazgeçilmezi mesela J
Ve son bir ayım. Hatta daha da az demeliyim belki de. İki haftalık dernek tatilimiz var. Ve son iki haftamda ise voleybol kampım ve değerlendirmelerim olacak. Hala zamanım var ama ben şu an gerçekten bitti gibi hissediyorum. Yapacak hiçbir şey kalmadı, seneye gelecek yeni gönüllüler için hazırlıklar yapılmaya başlandı, kalabalık evimiz dört kişiye kaldı ve herkes geldiği yere bir yıllık bir anıyla dönüyor yavaş yavaş.
Yeni hayaller, arkadaşlar, yaşamlar, özlemler, özlenilenler bizi bekliyor. Artık gitme zamanı.
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. ( Yahya Kemal Beyatlı).
Son yazımı Türkiye’ye dönmeden hemen önce ya da sonrasında yazacağım. Bakalım nasıl bir duygu olacak benim için bir yıl sonra tekrar evime dönmek. Görüşmek üzere.






Friday, 19 July 2019

Hello Everyone!


Firstly, I just want to say something about Branesti, yes when I arrived Branesti I surprised because  Branesti is small city even like a village but people are so cool, you can find whatever you want, there are a lot of vehicles from Branesti to Bucharest. That’s why it’s not difficult. I love my  dormitory, people are helpful. There are a lot of students living in our dormitory. You can speak with them. Actually when I wanted to attend this project, my first interest was to practice English more. But when I saw students I love them, for that reason I was also happy with the students I have meet. If I will talk about visiting, definitely you should see old town. And there are a lot of cities in Romania you can go as Brasov, Sibiu, Constanta.
I’m so glad for this project, I loved Branesti.


Thursday, 11 July 2019

Hepsini ayrı ayrı sevdik



Herkese merhaba ben Neva. Evs projesi ile Romanya Bukreste bulunuyorum. 28 yasindayim ve boyle guzel bir projeye katilabildigim icin cok mutluyum. Bu projeden bir arkadasim soz etmisti ve dahil olabilme imkanim olunca kesinlikle kacirmadim. Herseyden once guzel anilar biriktirebilmek, yeni insanlar tanimak ve farkli bir kulturu gercek anlamda icinde yasayip ogrenmek icin harika bir proje.
Bukresin guzel bir koyunde bir okulun yurdunda kaliyoruz. Ben ve birlikte geldigim arkadaslarim bu guzel yere hemen isindik ve evimiz olarak benimsedik. Herhangi bir ihtiyacimiz oldugunda proje mudurumiz Adrian bizi kirmayip bunlari karsiliyor. Sonrasinda derslere basladik ve isin guzel kismi iste o zaman basladi. Bizleri cok icten bir sekilde aralarina kabul ettiler ve hepsini ayri ayri sevdik. Kulturumuzu tanitan ve onlarin bize tanittigi paylasimlar ve gelecege dair dusunduren cok guzel aktiviteler yaptik. Bizlerle planlarini gelecekten isteklerini paylastilar hepsi harika ve cok candan cocuklar.
Ogretmenler ve okul personeli ayrica cana yakin ve iyiler. Bizlere her konuda destek oluyor ve yarsim ediyorlar. Hasta oldugumuzda bizimle doktora geliyor ya da herhangi bir seye ihtiyac duydugumuzda hemen yardima kosuyorlar. Ozel gunlarde bizi evlerine davet ettiler sofralarinda agirladilar kendi ozel yemeklerini bize tanittilar ve dansalarini gosterdiler. Cok guzel ve sicak bir aile ortami bulduk burada. Romanya insanlari gercekten sicakkanli ve cana yakin.

Okulumuz bir sure sonra tatile girdi ve biz ogrenciler ve ogretmenlerden ayrilmakta gercekten cok zorlandik. Elbetteki tatil heyecanimiz ve cok guzel gezi planlarimiz vardi ama ogrencilere inanilmaz alistik. Burada en zor sey onlardan ayrilmak bence.

Tatile girmemizle birlikte gezi planlarimizi devreye soktuk. Ben baska ulkelerden cok romanya icinde gezmeyi tercih ettim ama tabi balkanlardaki ulkeleri gezmek mumkun. Ben ve bir arkadasim. Romanya icinde otostopla bir geziye ciktik. Burada tanistigimiz diger ulkelerden bizim gibi gonullu calisan arkadaslar edindik. Onlarda cok candan ve icten bir sekilde biz sehirleri gezerken ev sahipligi yapip kaldiklari yerleri bize actilar. Bize kendi projelerini anlattilar ve yasadiklari sehirlerin ya da koylerin ozelliklerini tarihlerini gosterdiler. Yani sadece romanyali degil farkli bir cok ulkeden insan ve kultur tanidik.

Otostopla gezi kisminda ilk baslarda biraz tedirgindim ama romanya bu konuda gercekten cok iyi. Insanlar arabalarina ve yolculuklarina kabul ediyorlar ve cok guzel sohbetler cikiyor ortaya. Bu sekilde pek cok insan tanidik ve neredeyse ulkenin yarisini gezdik. Gercekten kendimizi kotu hissettigimiz bir an hic olmadi. Arabasina bindigimiz herkes ayri bir hayatti ve bize ellerinden geldigince yardimci oldular. Bazilari sehire ulastigimizda bile bizim icin zaman ayirip bize sehri gezdirdi.

Yabanci dil icin bu proje kesinlikle kacirilmamasi gereken bir macera.  Ortak dil olarak tabi ki ingilizce konusuyoruz ve bu benim gibi ingilizcesi cok kotu bir sekilde buraya gelmis biri icin bile kendini gelistirmesine bir firsat. Burada tanistigimiz arkadaslarimiza kendimizi ifade etmek ve projemizden bahsetmek sohbet etmek eglenmek butun bunlar icin yabanci diliniz kotu bile olsa cesaretlenip adim atiyor ve gelistiginizi fark ediyorsunuz. Hic bir dil kursunda bu kadar eglenerek ve kendinize bir seyler katarak ingilizce ogrenemezsiniz sanirim.

Ustelik sadece ingilizce de degil. Romence cok basit seviyede bile olsa konusmayi ogrendik. Bu da cok ayri bir keyif cunku ingilizce gibi herkesin bildigi ve konustugu dil haricinde bir ulkede uc ay yasadim ve oranin dilini oradaki insanlardan ogrendim diyebilmek cok guzel bir duygu
Burada bulundugum sure icerisinde hayata dair pek cok sey ogrenecegimi biliyordum. Gercekten kimsenin kacirmamasi gereken mukemmel bir deneyim. Baska bir ulkede tek basima uzun bir zaman gecirmek benim ilk defa yaptigim bir sey oldu. Bu deneyim belki de hayata ve is yasamina atilmadan once ya da benim gibi atilsaniz bile bu firsati kacirmak istemediginiz icin her seyi goze alarak kalkip gelmeniz ve yasamaniz gereken bir sey.





Wednesday, 10 July 2019

Buna Prieteni! Merhaba Arkadaşlar!


Ben Ziyoda. Kazakistanlıyım. 2016 yılında Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin birinde doktora programını kazandığımda, beraber çalıştığım hoca bana ‘Türkiye sana dünya kapısını açacak’ demişti. Hakikaten Türkiye’de öğrencilik yıllarım tamamen bakış açılarımı, düşüncelerimi zenginleştirerek ve tecrübelerimin daha da artmasına yol açmaktadır.  İşte bu sefer de IYACA sayesinde Erasmus programının ‘Youth European Parliament’  2 aylık projesi kapsamında Romanya’nın Braneşti kentine gelme fırsatı yakaladım. 
İlk başta 9 kişiden oluşan proje üyeleri What’s App’ta iletişim kurmaya başladık ve ilk görüşmemiz ise havalimanında başladı. İstanbul’dan hepimiz bir araya geldik ve oradan da öğleden sonra İstanbul-Bükreş yolculuğunu otobüste devam ettik. Ertesi gün bizi proje koordinatörümüz karşıladı ve Braneşti kendindeki ‘Cezar Nicolau’ lisesinin yurduna yerleştirdi. İlk haftamız okulu ve şehri tanımayla geçti. Öğleden sonraki veya hafta sonları zamanımızı Bükreş’i keşfetmeye harcadık. Bükreş’in merkezinde ‘Centrul Vechi’ diye adlandırılan semtte eski Milli Banka, muhteşem eğitim merkezleri ve restoran, barlar ve gece kulüpleri vardır. Bunun dışında bir sürü müzelerini, özellikle ‘Dimitrie Gusti’ adlı köy müzesini ziyaret ettik. Diğer yerlerinde göze ilk çarpan komünizm binalarıdır ve bu eski Sovyet döneminde yaşayan ülkelere benzemektedir. Güzel parkları, ter temiz sokakları ve güler yüzlü insanları bana Kazakistan’ın Almatı şehrini hissettirdi.    
İkinci haftada Romence öğrenmek için Bükreş’teki ofisimize gittik. Orada özellikle Romence selamlaşma, tanışma ve kendini ifade etme gibi kalıp ifadeleri öğrenmeye çalıştık. Sonra öğrendiklerimizi pratiğe dökmek ve insanlarla kaynaşmak için lise öğrencileriyle iletişim yaptık. Bazı yerlerde söylemek istediğimizi İngilizce veya el işaretlerini kullanıyorduk. Bir dil öğreticisi olarak bunun normal olduğunu söyleyebilirim. Romen dilinde kullanılan bazı harflerin Türkçede kullanılmadığından bazı Romence ifadeleri telaffuz etmemiz zor idi ve bunlar öğrenciler için çok komik geliyordu. Lise öğrencileriyle çabuk kaynaştık ve arkadaşlık bağımızı kurduk.
Üçüncü haftamızda Avrupa Parlamentosu seçimiyle ilgili Romence anket sorularını hazırladık ve Bükreş’teki üniversite öğrencilerine uyguladık. Anket sorularının sonucunda Romanya gençlerinin çoğu seçime gideceklerini açıkladı. Seçimden sonraki haftada ise lise öğrencileriyle devlet yönetimi ile ilgili aktiviteler hazırladık ve uyguladık. Öğrenciler aktivite sırasında kendi düşüncelerini ve fikirlerini ifade etti.
Hafta sonları proje grubumuzla yeni yerleri keşfetmek için aynı zamanda yeni insanlarla kaynaşmak için Braşov, Alba Iulia ve Sibiu şehirlerine seyahat ettik. Çerçevesi muhteşem dağlarıyla süslenen Braşov şehri, tarihi eserleriyle, rengârenk binalarıyla ve temiz havasıyla insana huzur veriyor. Dağın yukarısında Braşov yazısı mevcuttur ve dağa tırmanma yeri veya dağın zirvesine hızlıca ulaşmak için teleferik vardır.  Bunun dışında dağın ortasında kocaman park yapılmıştır. Oraya gitmek için de merdiven vardır. Biz merdivenle parka çıktık. Braşov’un gecesi de inanılmaz güzel, her yerler ışıklarla dolu ve gece hayatı canlıdır. Ertesi gün Bran kalesini ziyaret ettik, gitmeye değerlik güzel bir yerdir. Transilvania’nın Drakula kalesi denir ve gerçek tarihi hissettirir. Bu arada Braşov’a trenle gittik. Tren yaklaşık 4-5 saat sürüyor. Romanya’da şehirlerarası kara yolu ulaşımı kalabalık olduğu için tren yolu çok kullanılıyor.  
Alba Iulia ve Sibiu şehirlerine iki günümüzü ayırdık. Oralara gitmek için de ‘Bla Bla Car’ uygulamasını kullandık. Çünkü bu uygulamada ulaşım diğer ulaşımlara göre biraz ucuz olabilir. Ama yine de tren ya da otobüs fiyatlarıyla karşılaştırmak gerekir. Alba Iulia şehrine sabahın köründe gittik ve öğlene doğru şehri tamamen gezdik. Çünkü küçük tarihi bir şehir ve en çok burayı sevdim. Şehir kalenin içinde kurulmuş ve kale yıldız şeklindedir. Kalenin kenarında gezerken geçmişi hissettim. Kalenin ortasında bir sürü ihtişamlı manastır ve kiliseler vardır. Öğleden sonra Sibiu şehrine geçtik. Sibiu şehri Braşov şehrine çok benziyor ancak tarihi binaları daha eski ve korunmuş haldedir. Turistlerin sayısı çok olduğu için konaklama yerleri de biraz pahalıdır. Şehir çok hoş, Macarlar ve Almanlar çoktur. Braşov ve Sibiu şehirlerindeki binalar Alman stilindedir ve Alman etkisini daha çok görebildik. Genelde gezdiğimiz şehirler çok ilgi çekici ve güzeldi.
Benim için bu proje sadece özel gelişimim için değil, mesleki gelişimim ve sosyal hayatım için büyük bir katkıda bulundu. Size de insanlara kaynaşın, yeni maceraları arayın ve her zaman konfor alanınızın dışına çıkın derim. Hayat tecrübesini kazanmakta riske girmekten girememek daha tehlikelidir. Nereye girsek gidelim, nereyi keşfetsek keşfedelim gittiğimiz yerlerden ziyade gittiğimiz yerdeki insanlar önemlidir, çünkü güzel yerleri güzel insanlar yaparlar. Onun için yeni insanı tanımak yenidünyayı tanımaktır.

Bu arada, maceralarımın devamını bekleyin. Görüşmek üzere arkadaşlar!  

Saturday, 6 July 2019

Insanlara Güven Sevlyemi Artiran Ülke

Romanya'daki EVS projemizin sonuna geldik. Kendimi nasıl EVS projesi içinde ve Romanya'da bulduğuma dair bir fikrim yokken kendim için yaptığım iyi şeyin bu projeye gelmek olduğunu düşünüyorum. Romanya benim ilk yurtdışı deneyimim ve bu deneyim için Iyaca ailesine ne kadar teşekkür etsem az kalır. Bizim projemiz Romanya'nın Ciorogarla kasabasında bir lisede. Bu kasabada herkes mutlu ve herkes birbirine sokakta selam veriyor. İsmini doğru telaffuz edemediğimiz bu güzel yer bana güzel anılar kazandırdı.  
Biz lisede çocuklarla aktiviteler yapıyoruz kısacası. Kısaca diyorum çünkü bu deneyimimde bazı şeyleri kelimeler ile anlatamıyorum.  Çocuklarla ve öğretmenlerle kurduğumuz bağ öylesine güzel ki bizi kızlarım diye seven öğretmenler, her sorununda bize koşan öğrenciler var şu an yanımızda. Bu projemizin başarılı olduğunun en büyük kanıtıdır benim için. Her gün keşke gitmeseniz diyen insanların gözlerindeki samimiyet çok değerli. Her fırsat bize teşekkür ediyorlar ve gitmememiz için dilekte bulunuyorlar bu öylesine güzel bir his ki umarım yaşarsınız. 
Biz burda Easter dönemine denk geldik ve bizi evlerine davet eden bir çok aile oldu. Onların kültürlerini yakından tanıma şansı elde ettik ve muazzam insanlar tanıdık. Dillerini bilmediğimiz insanlarla bile öylesine güzel iletişim kurduk ki hala şaşırıyorum nasıl başardığımıza. Ama isteyince ve yeteri kadar çabalayınca her şey oluyor. 
Romanya gerçekten doğasıyla ve binalarıyla çok güzel bir ülke. Cluj, Constanta, Brasov, Sinaia, Timisoara gibi şehirlerini gezdik ve mükemmel hatıralarla döndük. Bu hafta ise Balkan turundan döndük. Gezecek, yeni yerler görecek zamanınız var eğer zamanı değerlendirmeyi bilirseniz. 
Evet Romanya güzel bir ülke ama onu güzel yapan en çok güzel insanları. İlk otostop deneyimini burada yaşadım ilk başlarda tedirgin oldum tabii ki. Ama burda insanlar o kadar yardımsever ve iyiler ki gerçekten yaşadığım güzel tecrübeleri anlatmaya kelimelerim yetmiyor. Neye ihtiyacınız olursa olsun hemen yardım etmeye çalışıyorlar bu durum beni ilk başta çok şaşırtmıştı. 
O kadar çok şey yazmak, anlatmak istiyorum ki ama bunları anlatacak kelimelerim yok henüz. Yüzümdeki gülümsemenin sebebi oldu burda herkes. En güzel ifade edebilme şeklim onlardan bahsederken gülümsemem. 
Romanya insanlara olan güven seviyemi artırdı. Burdan dönmek istemiyorum ve  güzel anılarımın güzel oyuncularına sonsuz teşekkür etmek istiyorum. Her biriyle bir gün tekrar bir araya geleceğim...




Friday, 5 July 2019

Hayallerinzin Peşınden Koşun Ve Asla Onlardan Vazgeçmeyin! Çünkü Insan Hayalleri Ile Yaşar…


Romanya Braneşti’den herkese selamlar.
Ben Naciye Yıllardır düşlediğim gerçekleştirmek istediğim birçok hayalim vardı. Gerçekleştirmek istediğim hayallerimi sürekli yazardım. Kendime hep bir liste oluştururdum. Aslında hayallerimin hepsi aklımda yazılıydı ama ben yine de yazardım. İşte Avrupa Gönüllü Hizmeti de bu hayallerimin içinde üst sıralarda yer alıyordu. Uzun zamandır bu hayalimi gerçekleştirmeyi çok istiyordum. Üniversite yıllarımda çeşitli EVS projelerine başvuru yapmıştım. Kiminden kabul alamadım, kimisini de çeşitli nedenlerle kabul edemedim. Ama bir gün bu hayalimi gerçekleştireceğimi biliyordum. Sonra hayallerime kapıları IYACA açtı. Bu projeye kabul aldığımda çok mutlu olmuştum. Çok heyecanlanmıştım. Artık hayalim gerçek oluyordu. Sadece Romanya konusunda birazcık tedirgin olmuştum. Çünkü daha önce adını çok duyduğum bir ülke değildi. Ama şuan geriye dönüp baktığımda iyi ki diyorum… İyi ki Romanya’ya gelmişim, İyi ki bu projedeyim.
Biz burada Romanya’nın küçük, tatlı yemyeşil, doğayla bütünleşik(tam da benim istediğim gibi) Braneşti Kasabasında Liceul Tehnologic  “Cezar Nicolau” Lisesinin yurdunda öğrencilerle kalıyoruz.
Zaman çok çabuk geçiyor. Daha dün gibi ilk geldiğimiz gün ama şuan sonlara yaklaşıyoruz. İkinci ayımızın içerisindeyiz. Benim için burası unutulmaz bir macera. Tüm hayatım boyunca da unutabileceğimi sanmıyorum. Çünkü hepsi olmasa da çoğu ilklerimi burada yaşadım. En başta ilk EVS projem olmasından dolayı benim için çok değerli. Bizim maceramız  aslında ilk yola çıktığımız andan itibaren başlamıştı. Çünkü farklı bir yolculuk serüveniyle Romanya’ya geliyorduk.  Bu proje sayesinde birçok deneyim elde ettim. Birçok farklı insan tanıdım. Biz diğer gönüllü arkadaşlarımla aynı ülkeden gelmemize rağmen hepimiz farklıydık. Hepimizin ayrı bir özelliği, ayrı bir kültürü vardı ki burada tanıdığımız insanlar da bizlerden daha da farklı kültüre, dile sahiplerdi. Hem kendi arkadaşlarımdan hem de tanıdığım insanlardan yeni şeyler öğrendim. Bu da böyle projelerde en çok hoşlandığım durum. Farklılıklar bana her zaman değer katmıştı. Tıpkı burada olduğu gibi. Burada arkadaşlarımla ortak kullanım alanlarımız var. Hep birlikteydik. Bu durumun güzel yanlarının olmasının yanı sıra bazen zorlandığımız noktalar da olmadı değil. Böyle durumlarla nasıl başa çıkmamız gerektiğini, birbirimizi kırmadan, saygı çerçevesinde çözmemiz gerektiğini daha iyi öğrendim. Dediğim gibi farklılıklar her zaman değer katar. Her farklılık bir zenginliktir. Birbirimizi farklı özelliklerimizle tamamlıyoruz. Biraz da burada yaptıklarımızdan bahsetmek istiyorum. Projemizin adı “ Youth European Parliament.” Burada gençlere oy kullanmanın önemi ve bunun ülkelerin geleceği açısından bir sorumluluk olduğunu anlatmaya çalıştık. Burada öğrencilerle olan iletişimimizi Rumence gerçekleştirdik. Bu sayede Rumenceyi de birazcık öğrendim.  Biz de onlara Türkçe öğretmeye çalıştık. Haftanın iki günü Pazartesi ve Cuma günleri  Bükreşteki ofisimize gidiyorduk. Burada bazı zamanlar Rumence dersi aldık. Genel olarak pazartesi günleri yapacağımız etkinlikler üzerine konuşuyorduk. Cuma günleri ise haftanın değerlendirmesini yapıyorduk. Hafta sonlarımız bize aitti. Hafta sonlarımızı da çok iyi bir şekilde değerlendirmeye çalıştık. İlk önce Romanya’nın diğer şehirlerini keşfe çıktık.  Bu sayede Braşov, Alba Iluia, Sibiu, Snagov ve Timisoara’yı gezdik. Ben gezmeye tutkun bir insan olarak  Romanya’nın bütün şehirlerine hayran kaldım. Ama beni en çok cezbeden ise Timisoara oldu diyebilirim. Romanya’ya yolunuz düşerse  Timisoara’ya uğramadan geçmeyin. Bir de öğrencilerle birlikte  Constanta’ya okul gezisine katılarak orayı da görme fırsatımız oldu. Ramazan Bayramını da burada geçirdik. İlk defa bir bayramda ailemden uzaktaydım ama ailemin yokluğunu hiç hissetmedim. Ramazan Bayramı için bir etkinlik düzenleyerek kültürümüzü tanıtmaya çalıştık. Hep birlikte elimizden geldiğince kültürümüzü yansıtan yemekler hazırladık. Öğrencilerle birlikte Türkçe ve Rumence şarkılar eşliğinde dans ettik. Bu etkinlik kültürel etkileşim anlamında çok güzeldi. Arkadaşlarımla ortak bir şeyler yapmak da çok eğlenceliydi. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim. Benim burada edindiğim becerilerden bir tanesi de yemek yapmak oldu Yemek yapmayı hiç bilmeyen birisi olarak burada yemek yapmayı öğrenmiş bir şekilde döneceğim ülkeme. Romanya’nın insanları gerçekten çok saygılı, misafirperver, içten, yardımsever insanlar. Biz buralarda öğrenci olduğumuz için ulaşımı otostop çekerek ücretsiz kullandık ve maceralı yolculuklar biriktirdik. Otostopta tanıdığımız insanlar da çok iyi insanlardı. Hepsi bizlere çeşitli konularda yardımcı olmaya çalıştılar. Onlarla tanışmak çok eğlenceliydi. Otostop maceralarımızı burada anlatmaya çalışsam  da bitiremem.  Ama otostopla gezdiğimiz ülkelerden bahsedebilirim. Evet otostopla dört tane ülke gezdik. İnanılmaz bir yolculuktu. Bulgaristan sınırını gece gece yürüyerek geçmekle başlamıştı macera. Sadece Bulgaristan mı??? Sırbistan, Moldova, Ukrayna sınırlarını da yürüyerek geçtik. Heybemize birçok güzel anılar koyup  geri geldik. Bu proje ile bizler başka ülkelerden “gönüllerle” tanışma fırsatı bulduk. Bizler aslında sınırları yürüyerek aşmıştık ama bununla sadece haritadaki sınırları değil zihnimizdeki sınırlarımızı, engellerimizi de aştık. Benim kişisel hayatımda ve yaşam serüvenimde  bu proje büyük bir önem arz ediyor.

Sizler de hayallerinizin peşinden koşun ve asla onlardan vazgeçmeyin. Çünkü bana “İnsan ne ile yaşar?” diye sorarsanız derim ki; “İnsan hayalleri ile yaşar.” Sizler de Erasmus+ fırsatlarından yararlanarak tüm sınırları aşabilirsiniz! Sevgi ile kalın.