Monday, 5 April 2021

Pandemide Gönüllülük 1

 
Herkese merhaba, Ben E.Bahadır, IYACA’nın uzun dönem ESC gönüllüsü olarak 
yaklaşık iki ay önce Macaristan’ın çok da büyük sayılmayacak bir şehrine, Kapoşvar’a geldim. 
Gelir gelmez 10 günlük bir karantina sürecinin ardından şehri ve insanları tanımaya çalışırken ilk
ayın nasıl geçtiğini çok anlayamadım. Birinci ayın sonunda kalacağım eve yerleşmiş en
azından muhitimi tanımıştım. Macarlar ve Türkler her ne kadar birbirine birçok konuda
benzeyen iki millet dahi olsa yeni karşılaştığım bu kültüre ve yaşama tarzına alışmak biraz
zaman aldı. Her şeyden önce Türkiye ile olan saat farkına alışmak beklediğimden uzun sürdü.
Belki de bu fark beni günü 26 saat yaşadığımı hissettirdiği için beynim alışmayı reddetmiştir.
Buna hala tam karar veremiyorum. Bildiğim tek şey gün içinde tüm işlerimi bitirip kendime
zaman ayırmak istediğimde saatin henüz 8 olması ve bunun bana verdiği huzurdu. Türkiye’de
yaşamaya alıştığım karmaşık ve koşturmacalı hayat tarzı bir anda yerini hiçbir yere koşmadan
gitmek zorunda kalmadığın, beş metrede bir kırmızı ışığa denk gelsen dahi orada durup
beklemenin seni herhangi bir işinden alıkoymadığı, kalbe, ruha, bedene son derece yararlı bir
hayata bıraktı. Pandemininde etkisiyle iyice yavaşlayan şehir yaşamı kendime gelmem için
çok yardımcı oldu. Artık akşamları eşofmanlarımı giyip evimin 250 metre uzağında göl
kenarında yer alan bir parkta düzenli koşular yapıyorum. Tabi tüm bu sakinlik ve huzur
burada herhangi bir iş olmadığı anlamına da gelmiyor. “Bir işi yapmak isteyen bir yolunu,
yapmak istemeyen ise bir bahanesini mutlaka bulur.” Aynı şekilde bir iş yapmak istediğin
zaman da her koşulda iş vardır. Benim şimdilik yaptığım asıl iş konuşma kulübü organize
etmek. Bunun yanı sıra gençlik çalışmaları ve gönüllülük ile ilgili bilgilendirmeler, Erasmus
Plus ve ESC programının tanıtımı vb. yaygınlaştırma çalışmalarında da görev alıyorum.
Tüm bu süreçte bir gençlik çalışanı olarak hissettiğim en büyük eksiliğimin üzerine düşüyorum.
Yaygın öğrenme yöntemlerinin uygulamaları. Her gün farklı bir yöntem ve teknik deneyerek,
farklı farklı konular üzerinde çalışmalar gerçekleştiriyorum. Bu benim için çok kıymetli bir
deneyim oluyor. Bu zamana kadar sadece kitaplardan veya internet sitelerinden okuyarak
öğrenmeye çalıştığım yöntemleri deneyerek tecrübe ediyorum. Bu sayede hem ben hem
gönüllülük yaptığım kuruluş hem de yerel gönüllüler kazanıyor. Şimdiden bulunduğum yerin
en sevilen insanlarından biri olmayı başardım-ki Macaristan’ın Avrupa’nın en islamofobik
ülkelerinden biri olduğu söylenmesine rağmen. 
Sağlıcakla.




Wednesday, 24 March 2021

I decided to stay.



 

At the beginning I came to Turkey just for two months. Later I decided to prolong my short-term project and stay for six months. It was a quite easy decision for me. I just felt that I was in the right place and I had more important things to learn and to do here. Maybe after my ESC volunteering project I will be able to call Turkey home. I’ve been looking for the feeling of home for a long time.
Every day I realize better how much influence this project has on me and how much it changes me. I feel that I’m becoming more mature, I understand better what I want to do in life, what are my goals/priorities and which path I would like to choose for my future.
At the beginning of the project, I didn’t really understand how works non-formal education and why is it the best way to learn something. 




Why is it so important to give yourself time to meditate on some questions, why do you need self-evaluation, constant discussions with your mentors? Then I saw how all these small things add up together and form my new vision, my knowledge. I’ve started to find important answers for the questions I had by myself, I had no reason to ask anymore. I just gave myself time and tried to be more open-minded. I tried to look at everything from a totally different perspective.
Was it easy? Nope, not easy at all. Was it worth it? Yes, absolutely.
Each small task I received helped me bit by bit understand how I’m gaining new skills and knowledge. Now I became more confident in everything I’m doing. I accepted some things I couldn’t accept for years and found peace with myself. I wouldn’t expect to resolve my personal issues through volunteering, but that’s exactly what happened. 




January and February were quiet and productive at the same time. We had to stay at home a lot, but still managed to come to life bit by bit. We started to train all together at the office. Physical activity really made us not only stronger, but happier. It was a kind of a good way to bond as well. When it was still very cold together with our volunteers we went to Kayseri and tried snowboarding. We had a really good time! Am I a great snowboarder? Nooo. Am I proud of myself that I tried something new? Yeees.
By the way, Kayseri is a beautiful city. The view of the mountains was astonishing, don’t miss it.
We continue to learn Turkish. My roommate and I had our first attempts to read a book in Turkish. A small one, for kids. Pocahontas. With English translation on another page. We’re just starting our journey, really... But you can’t even imagine what a nice feeling it is to finally understand whole
sentences!


What else happened? 
Our first project was approved by the EU. We were so excited about this news!
Maybe we were a little bit confused and scared (you start to think: what we’re going to do next? how will we manage everything? and etc.), but still, we will keep learning and working, hopefully we’ll manage to implement it together and do something very good and useful for young people.
At home things are..always interesting. As we spent more and more time together, we’re going through some rough times. Hey, it’s not easy to become friends/family, when you’re all so different, ok? 
Don’t judge us, we’re trying our best. We need some time and patience. Communication is the key. 
And being kind to each other is another key. I’m quite optimistic and believe that in the end we will have only good memories and relations with each other. 
I will continue my journey and tell you about the final results later. Ttyl, bye!










Monday, 15 March 2021

Bugun evs’min son günü.

Merhabalar. Bugun evs’min son günü. Bir yıl nasıl bu kadar çabuk geçti anlayamadım. Bir yandan evime, aileme, arkadaşlarıma döneceğim için mutluyum ama diğer yandan buradaki evimden ve ailemden ayrılacağım için içimde bir burukluk var. Sanırım bu bir yıllık süreçte kendimi EVS dışında hiçbir yerde bu kadar çok geliştiremezdim. Bu bir yıllık süreçte İngilizcemi geliştirdim ve birazcık da olsa Rumence öğrendim. Birçok farklı ülkeden ve kültürden harika insanlar tanıdım ve harika anılar biriktirdim. Bu da demek oluyor ki bir sürü farklı ülkede kalacak yerim var. Kendi başıma yaşamayı, ev idare etmeyi ve en önemlisi yemek yapmayı öğrendim.

EVS’nin bana kazandırdığı bir diğer güzel şey de bana özgüven, disiplin ve takım çalışmasını katarak beni iş hayatına alıştırdı ve gelecekte ne yapmak istediğime ilişkin fikirlerin oluşmasına katkı sağladı diyebilirim. Buraya ilk geldiğim zamanki halimi ve şimdiki halimi karşılaştırdığımda arada dağlar kadar fark görüyorum. İnsanların bu program ile yeni şeyler öğrenmesi kendilerini geliştirmesi güzel tabii ama her güzel şeyin bir sonu var ve sonlar genelde üzücü olur. Bugün arkadaşlarımla vedalaştım.
Onlarla EVS gönüllüsü olarak son kez sohbet ettim. Ardından herkes kendi memleketine harika anılarla geri döndü. Ancak biliyorum ki bu bir son değil, tekrar buluşacağız. Tek fark bir sonraki buluşmamızda herkesin farklı bir hayatı farklı bir sorumluluğu olacak. Bu biraz üzücü ve burada alıştığımız hayattan farklı. Ama yine de bir şekilde yolumuza devam etmeliyiz çünkü yerinde duran geriye gidiyor demektir. 



Friday, 29 January 2021

The Show Must Go On

Hello, everyone!

This month we had the opportunity to join the Mid-term volunteer training organized by the Turkish National Agency. The event was really captivating and useful. We had the opportunity to ask many important questions about volunteering, Turkey, about our further plans after the end of our projects. We could finally meet other volunteers participating in other projects in Turkey. We spent some good time together, shared our experience, discussed everything that happened to us during our work. We even got some great tips for “surviving” in Turkey! 

The last day of training was on 25th of December, which is an important day for the majority of our volunteers - Christmas eve. We did not have the possibility to organize a big party this year, but we had a dinner together and tried to bring some Christmas spirit to the group. It was a really great experience!

For the New Year it was not allowed to go out or celebrate with someone outside your own household. But hey, nobody can forbid you to have fun, right? Together with the volunteers of IYACA we organized ourselves a little celebration at home. We cooked our favorite traditional meals, chatted a lot and played games. It was a very special and unforgettable New Year for all of us! Maybe we couldn't spend the holidays being surrounded by our family members, but for sure we were surrounded by our friends! We had great time that night!
The second month of our volunteering project in Ankara was fairly less exciting and active, than the first one. With the new Covid restrictions imposed by the Turkish government we had to spent a lot of time at home on weekends and holidays. By the way, this is the best time for us to improve our Turkish language skills by watching Turkish TV-series, which are famous worldwide.

To be honest, this is not the easiest period for us, but the whole world is going through some rough times nowadays. We were very lucky with our hosting organization, though. Considering the circumstances, they made our schedule more flexible in order to give us some extra free time for exploring Ankara and Turkey.

I personally decided to explore the art and history museums of Ankara. The Ankara State Art and Sculpture Museum has recently reopened after a year-long restoration. This is the home to some of the most valuable works of Turkish art history. It was a pleasure to see and learn something new about Turkish culture. If you ever visit Ankara, this museum should definitely be on your must-visit list!


We have started the new year with new energy and ideas that hopefully we will be able to bring to life as soon as possible. We will continue to work on our project together and I hope that soon we will have more possibilities to have face-to-face meetings and activities! For now, kendine iyi bak ve görüşürüz!






Tuesday, 26 January 2021

Turkey Retrospective

My stay in Turkey has come to an end, what a crazy journey! Two months have passed in the blink of an eye and I am now already back in the comfort of my house, remembering all that happened during these past 60 days. Despite the pandemic situation, I was still able to meet new people both in the office and in the apartment I shared with others. As always in life, many contrasting things happened: we laughed and argued, we worked and relaxed, we travelled and quarantine, but what’s important is that we shared all these memories together. I will cherish this experience as an important life lesson, even if it was a short stay I have learnt a lot about myself and what I cherish and expect in life.
Since Turkey is a majority Muslim country, I was not looking forward Christmas 2020; as expected there were no Christmas decorations hanging around the city and life was going on like any other time of the year. On the 25th of December, me and my roommate took a flight to Antalya and the same day we met an old friend of mine that I hadn’t seen in a while. It was a strange Christmas day, yet one of the happiest I had since many years. I finally understood that what makes it so special is not the snow, the decorations, the lights or the trees but the people you decide to spend time with.
Escaping for some days to the warmth of the south was a great way to spend the last few days I had left in Turkey. The weather in Antalya was not so nice but even walking near the sea and through the rain felt special. There are always pros and cons in every situation, the weekend lockdown we had to endure and the impossibility to sit at a restaurant were surely not enjoyable; nevertheless, we had the opportunity to go around and enjoy a city that otherwise would have been packed with noisy tourists: a once in a lifetime opportunity! I will surely go back to fully experience the city at its best, in summer, also to visit all the ruins around, along with a stopover to Mt. Olympos.
Since the last two days were also going to be rainy and gloomy, we decided to move to Fethiye, a close-by city. We were blessed with shiny sun and warm temperatures that made the trip even more enjoyable. I saw one of the most beautiful beaches, Oludeniz, and felt like I was in an idyllic movie set! I will cherish the memories of that trip forever, the adventurous time I spent with my lovely roommate and the kg I gained because of all the baklava we ate together!
All things must come to an end and now that I can finally close this short but intense chapter, I know that I will miss people, places and (mostly) food! I am grateful that this program exists and that the European Union is investing into making us citizens of the world, I can finally say I am proud to be European!
See you again,
Alessia 




Saturday, 16 January 2021

Romanya’da ki ikinci ve son ayım…

Öncelikle herkese merhaba. Geçen ay yazmış olduğum yazımda zamanın ne kadar çabuk geçtiğinden bahsetmiştim. Uçup giden zamanı, yakalayabilmek mümkün değil maalesef. Bizim elimizde olan tek şey dolu dolu yaşayıp, verimli bir şekilde kullanabilmek. Şu an sizlere bu yazımı yazarken maalesef Romanya’daki ikinci ayımın sonuna gelmiş bulunmaktayım.  Burada harika insanlar tanıdım, çok güzel tecrübeler edindim, çok güzel anılar biriktirdim, kendimi biraz daha keşfettim...
Bu ay neler yaptığımıza değinecek olursam; öğrencilerle etkinlikler düzenledik. Öğrencilere kendimizi tanıttığımız sunumlar yaptık ve onlarla kaynaşmaya çalıştık. Bir daha ki buluşmamızda onlarla daha fazla kaynaşabilmek ve birbirimizi daha iyi tanıyabilmek adına bahçede bir top oyunu oynayarak isimlerimizi öğrenmeye çalıştık. Oyun sonrası oturup uzun sohbetler ettik. Öğrencilerin birçoğu Türk kültürüne hakimdi açıkçası hatta Türkçe birçok şey biliyorlardı… Bu çok mutlu ediciydi.
Daha sonra öğrenciler bizlere Romanya hakkında sunumlar hazırladılar. Sunumlarda Romanya’da gezip görebileceğimiz, tarihi ve kültürel yerleri tanıtmışlardı. Bir sonraki hafta 29 Ekim günüydü. Portekizli arkadaşlarımız öğrencilere basit Portekizce şeyler öğrettikten sonra bizde 29 Ekim’e yönelik bir sunum yapıp, Cumhuriyet Bayramı’nı anlattık.
İki gün sonra öğrenciler ile tekrar buluşacaktık… Bilmiyorduk ki son buluşmamız olacakmış… Son buluşmamızda geç kalmış bir Halloween dekorasyonu için balkabağı süsledik. Açıkçası çok eğlenceliydi, bizim kültürümüzde böyle bir şey olmadığı için ilk kez deneyimlediğim bir şey oldu.
Daha sonra artan korona vakaları yüzünden art arda birçok kısıtlama geldi. Önce kafeler ve restoranlar kapandı, beraberinde tüm okullara 1 ay boyunca ara verildi… Bizimde böylece öğrencilerle yapacağımız, yapmak istediğimiz şeyler maalesef ki askıda kaldıHaliyle birçok boş zamanımız vardı. Bizde bu boş zamanlarımızda müzelere gittik. Bükreş’e gidip bol bol dolaştık. Mihai ile birlikte Sinaia ve Braşov’a gittik. Sabahın erken saatlerinde yola çıktık ve tren yolculuğu yaptık. Sinaia’ya vardığımızda hissettiğim ilk şey soğuktu açıkçası. Dağlara yakın olduğu için havası baya sertti. Mihai ile birlikte Castelul Peleş’e gittik. Yürüyerek gittiğimiz için yol boyunca birçok güzel şey gördük. Akşam ise treni yakalayıp Sinaia’dan Braşov’a geçtik. Braşov’a geldikten sonra gündüz şehri keşfettik. Öğlen ise geleneksel Romanya yemeği ve tatlısı yedikten sonra geri döndük.
Bunun dışında yurtta eğlenceli vakit geçirmeye çalıştık. Birlikte oyunlar oynadık. Birlikte film izledik. Birlikte yemek yaptık. Projenin sonunda verilen 9 günlük bir tatil hakkımız vardı. O tatil hakkımızda çok güzel şeyler yapmak istiyorduk. Başka bir ülkeye gitmek gibi… Maalesef ki korona şartları buna izin vermedi. Romanya içerisinde başka bir şehir görmek istedik ama tekrar ve tekrar korona yüzünden gitmek istediğimiz çoğu şehir kırmızı bölgeydi ve karantinaya alınmıştı. Üzücüydü evet ama yazımın başında dediğim gibi, burada çok güzel arkadaşlıklar edindim ve onlarla çok güzel anılar biriktirdim.

Gönüllülük projesi her zaman yapmak ve deneyimlemek istediğim bir şeydi. Bu fırsatı bana sundukları için IYACA’ ya çok teşekkür ediyorum. Gönüllülük projesi bence her insanın mutlaka bir kez deneyimlemesi gereken bir şey. Farklı bir yerde, farklı kültürden, farklı insanlarla bir arada olup aynı amacı paylaşabilmek çok güzel.  Kendinize çok iyi bakın. Hoşça kalın.






Tuesday, 12 January 2021

Slovakya'da Bir Ay Sonunda Gönüllülük Deneyimi

Merbalar burada tam bir ayımı bitireli henüz bir kaç gün oluyor çünkü böylesine bir dönemde gelip karantinada kalmadan olmazdı sizde takdir edersiniz ki. normalde 5 gün olan karantinam test yapımı haftasonuna denk geldiği için 6 gün oldu ama şansım yanımdaydı ve test yaptırdığım gün akşamına sonucum çıktı. Eğer Türkiye'den katılıyorsanız böyle projelere <ki öyle> daha güçlü, sağlam, dirayetli olmanızı öneririm her konuya ve duruma karşı. İrdelenip yok sayıldığımız zamanlar oldu. Gün geldi dedim zaman nasıl geçiyor, gün geldi o ana çakıldık kaldık sanki gibi hisler. AVRUPA dolu dolu bir kelime değil mi? Bazılarımız için büyüleyici, bazılarımız için gizemli, bazılarımız için cool karşılanan. Ama inanın bana insan ait olmak hissetmek istiyor. Birileri bazen sevsin ilgi göstersin kol kanat gersin ama hiç biri bunları karşılayabilecek cinsten değil. Yaşanıp deneyimlenmesi gereken bir durum kesinlikle. Mentör ve host family durumumuz var. Gerçekten o kadar şanslıyım ki bu konuda onlar benim burda ki ailem gibi oldular. Bulunduğum yerde 2 tane Türk kebabcı var. biri sağolsun hiç ücret almadan ne zaman yanına gitsek elimize sıkıştırıyor yememiz için. Sanırım duygusal kısımları burada bırakmalıyım. Ve şimdi biraz da neler yaptığımızdan bahsedeyim. Projenin amacı ilkokul ortaokul düzeyindeki öğrencilere ingilizce öğretmekti. Bende sınıf  öğretmeni olduğum için bir avantaj oldu bu durum seçilmemde. Ama ne yazık ki koronadan okullar kapandı. Online olarak bulunduğumuz kurumda eğitimlere devam ediyorum öğretim partnerimle. Projelere başvururken kendinizden bahsetmeyi böbürlenmek olarak düşünmeyin. Onlar zaten kendine inanan ve güvenen insanlar istiyorlar. Yaşadığımız yer yani Slovakya elverişli doğallığı ve dağlarıyla tam bir hiking cenneti diyebilirim. İnanılmaz rahatlatan bu yürüyüşler keşfetmeyi, öğrenmeyi ve eğlenmeyi sağlıyor. Host family'm ile gittiğim harika yerleri de paylaşacağım sizinle fotoğraf olarak umarım faydalı olmuştur. Sonraki aylarda görüşmek üzere.



 



Sunday, 10 January 2021

Elveda Romanya!

Tekrardan herkese selamlar! 

Ne yazık ki virüs sebebiyle öğrenciler ile çok fazla vakit geçiremedik. Geçen yazımda 1 haftalığına kapatıldığını söylemiştim ama sonraki hafta 2 etkinlik daha yaptıktan sonra Romanya’da bütün okullar resmi olarak 1 aylığına kapatıldığı için artık öğrenciler ile daha fazla etkinlik yapma şansımız yoktu. Yine de beraber yaptığımız 3 etkinlik içerisinde çok güzel bir bağ kurduk, okullar kapalıyken bile zaman zaman öğrencilerle beraber telefonlardan sohbet ettik, oyunlar oynadık. Tabi gönül yüz yüze daha çok vakit geçirerek bu zamanları daha dolu değerlendirmeyi isterdi ama sağlık son derece önemli bir etken.

Okullar kapanınca kendi kendime “Bu macera sanırsam burada bitti. Artık 1 ay boyunca yurtta yatıp kalkarız” diye düşündüm. Ama işler hiç de beklediğim gibi geçmedi. Arkadaşlar ve mentörümüz ile yaptığımız seyahat planları gayet harika bir şekilde işledi. Bu kalan 1 aylık süre zarfında Bükreş’in görmediğimiz kısımlarını gezdik ve bunun dışında Romanya’nın 2 tane güzel şehrini görme fırsatı yakaladık. Bu şehirler Sinaia ve Braşov’du. Bükreş’ten yaklaşık 3 saatlik bir tren yolculuğunun ardından Sinaia’ya varmıştık. Hava kasımın sonları olmasından dolayı oldukça soğuktu. Önce Peleş Kalesi’ni gezdik. Oldukça büyüleyici bir atmosfere sahip olan bu kale Romanya kralı 2. Karol’un doğup büyüdüğü yerdi. Kalenin içerisinde çeşitli Avrupa ülkelerinin mimarisini görmek mümkündü. Üstüne üstelik Osmanlı tarafından Romanya Krallığı’na hediye edilmiş birkaç adet kılıç da sergilenmekteydi. Kale gezimizin ardından şehrin merkezine gidip bir kahve molası verdik. Ardından ise marketten yolluk birkaç tane atıştırmalık alarak Braşov’a doğru giden trene bindik. Braşov’da indiğimizde ise karanlık çökmüştü ve direkt olarak o gece konaklayacağımız otele gittik.

Akşam otelde uno oynadık, sohbet ettik ve bir sonraki gün gezeceğimiz yerler hakkında gerekli bilgileri mentörümüz tarafından aldık. Sonraki gün ise sabahtan yine yola çıkarak Braşov’u gezdik. Belediye meydanı, Siyah Kilise, Gözetim Evi ve Braşov Çarşı’sını gezdik. Yemek yedik ve sonrasında tekrardan Bükreş’e döndük. Artık son haftalarımızdı. Yapmayı istediğimiz son birkaç şey vardı. Mesela yurdun çatısından gün doğumunu izlemeyi çok istiyordum ve bunu son haftada 2 kere yaptık. Portekiz’den gelen diğer gönüllü arkadaşımız Gonçalo’nun da doğum günü vardı. Yurtta imkanlarımızın el verdiği kadarıyla çok güzel bir doğum günü partisi ayarladık. Bu ne onun ne de bizim ömrümüz boyunca unutamayacağı bir etkinlik olmuştu. Son hafta sonuna girince insan biraz hüzünlenmiyor değil. Çünkü geriye baktığında 2 aylık harika bir serüven geçirmişsin ve bir anda herkes kendi evine dönmek üzere hazırlanmaya başlamış. Son günümüzde etkinlik sınıfında mentörümüz tarafından hazırlanan YouthPass’lerimizi aldık. Artık ne yapmak istediğimiz bir şey kalmıştı, ne de vaktimiz. Geri dönüş günümüz geldiğinde hepimiz sabah erken kalkıp son kontrollerimizi yaptık. Tabi bu sırada bir sürpriz ile karşılaştık. Ciorogârla’da kar yağıyordu! Birazcık karın tadını çıkarttıktan sonra yurtta kullandığımız alanları temizledik ve bir şeyler yedik.

Sonrasında ise Adrian gelip bizi yurttan aldı ve mentörümüz olan Mihai ile vedalaşarak havaalanı yoluna doğru koyulduk. Orada uçağa kadar arkadaşlarımızla bekledik ve onlarla vedalaşarak uçağımıza bindik. Bir hikaye de böylelikle sonuna ulaşmış oldu.

IYACA ve Sakura ekiplerine böylesine güzel bir fırsat yaratarak insanlara sundukları için çok teşekkür ederim. Şimdilik benden bu kadar :)




 

Saturday, 19 December 2020

I just love this country!

Herkese merhaba! To participate in the European Youth Voice project in Turkey was a very spontaneous decision for me. In the middle of October, I decided to try and apply for this program and in two weeks I flew to Ankara. I didn’t even have much time to process this step, I just had a strong feeling that I should be there. Of course, I had doubts about leaving Europe in these difficult times, but I thought that this opportunity is worth taking risks. Now I think that this was one of the best things I’ve ever done.

At the end of 2020, when the whole life has been frozen for a long time due to pandemic, it was such a relief to come back to Turkey. I visited Turkey before and every time I’m falling in love with this country and culture again and again. Trust me, this place has countless things to see and to discover. Even if you spend your whole life here, you won’t be able to see everything.

This is one of the most beautiful places I’ve ever visited so far. I don’t know whether you’ll ever decide to stay in Turkey for a long time or not, but at least add it to your destination goals. The majestic immense Ottoman Empire in the past nowadays transformed into a modern developed country where traditional is mixed with contemporary. 

Now, thanks to ESC and the organization I work for – IYACA, I have the opportunity to work with youth, help people, study Turkish language and learn new things about the rich Turkish culture. Of course, I cannot skip mentioning the beautiful city I live in. Ankara welcomed me with sunny days in November. At the south Autumn comes a bit later comparing to Europe, which gave me the possibility to walk a lot around the city and explore it while it was still warm. If you ever visit Ankara, take a walk to green Gençlik Parkı or see the famous black swans in Kuğulu Park, stop at a cafe and drink a traditional Turkish coffee, see the whole city from the Ankara castle, explore the amazing historical monument - Anıtkabir.

During this project I met a lot of new amazing people and even managed to travel a bit before the new restrictions were imposed. Together we visited the historical places of Ankara, spent some lovely days in Istanbul, tried plenty of delicious Turkish dishes.

Despite all the difficulties this year, we still have many interesting and useful activities. We study Turkish, help local people to learn English, work with refugees, learn about project management and non-formal education, work with social media, where we can develop our creativity.

This program gave me a great opportunity to meet new people and become a part of international community, get to know a new culture and do something useful for the society. I am very thankful for this project and looking forward to my next adventures here. See you later!




Wednesday, 16 December 2020

An unexpected adventure

Hello guys! I am Alessia from Italy, the last entry to the IYACA volunteers’ family! It’s
already been a month since, all of a sudden, I left Italy to take part in this new adventure in
Ankara and let me say it…it was worth it! Despite the global pandemic that has greatly affected everybody’s life I made the choice to give it a try and run towards the path that I intend to follow in life. The European Solidarity Corps programs gives us, the youth, the
amazing opportunity to travel abroad, meet new people and learn all things related to the international context. I came here not expecting much since most activities had to be suspended for safety reasons; still, I found a dynamic and challenging environment at the office, with many great opportunities to catch! At IYACA, we have many tasks to fulfill, from social media management to content creation, food delivery and project planning...we are never bored! Here, I found myself involved in all the stages of an NGO’s work schedule, we have duties and responsibilities that help us greatly in providing us some valuable work experience in the field of international cooperation.
The Covid situation here is not at its best, but I still, I had the chance to go around a bit and
explore some interesting places here in Turkey. Right before the weekend-lockdown, me and two other volunteers, Xenia and Ieva, had a trip to Istanbul, one of the most breathtaking cities I ever visited! As you may know, it is definitely a must see when visiting Turkey; there is so much history, culture and mystery when walking down the streets of this city. I enjoyed its scenery; its antique shops; sitting by the sea while drinking a coffee but mostly, here I ate the best baklava ever! After that trip, travelling has become quite difficult even for tourists: at the moment there are almost no trains and the curfew and semi-lockdown restrictions make the planning process a bit complicate. Nevertheless, it just a matter of searching for the right place, and what best than a place where you can go hiking surrounded by nature, with no people around? That’s why we decided to take a day trip to Soğuksu National Park, a park located about 80 km from Ankara and easily reachable by city bus. The park allows you to breath some quality air, hike (easily accessible even for those not so athletic!) and enjoy a wonderful sight. The most notable animals that live in park are vultures, wolves and bears, I am quite confident in saying I am happy we didn’t encounter any of them, especially the last one! One suggestion if you want to visit it? Make sure you have money in your Ankara card because you won’t be able to charge it there and you will end up asking help to the police! (As we promised to say: Turkey has some of the nicest and most considerate police around!) Hopefully, before these amazing 2 months adventure ends, I will get the chance to visit some more, especially Antalya. In the meantime, I am happy to share great memories with the people I met and work along such a prolific and honest organization. If you are here because you are still not sure if you want to come here and work together with IYACA, search no more! You found the right place to start building your globalized future, don’t miss this opportunity!