Showing posts with label Hilal YILDIZ. Show all posts
Showing posts with label Hilal YILDIZ. Show all posts

Thursday, 30 April 2026

Baharın Gelişiyle Sakin Geçen Bir Nisan Ayı

Nisan ayıının gelmesiyle kışın soğuk günleri geride kalırken hava yavaş yavaş ısındı. Baharın gelişiyle birlikte ben de kendimi daha enerjik ve motive hissettim.

Bu ayın benim için en özel deneyimlerinden biri Paskalya kutlamalarıydı. Daha önce hiç Paskalya kutlamamış biri olarak bu kültürü öğrenme fırsatı buldum. Hayatımda ilk kez Paskalya yumurtası boyadım. Rengârenk boyalarla yumurtaları süslemek ilk başta basit bir etkinlik gibi görünse de aslında yerel kültürü ve gelenekleri deneyimlemek açısından çok anlamlıydı.

Nisan ayında anaokulundaki gönüllülük faaliyetlerime de devam ettim. Birlikte oyunlar oynamak, etkinliklere katılmak ve onların dünyasına tanıklık etmek bana her gün yeni şeyler öğretiyor. Dil farklılıklarına rağmen çocuklarla kurduğumuz iletişim, bazen birkaç kelimeden çok daha fazlasını ifade ediyor. Onların enerjisi ve merakı bana da ilham veriyor. Nisan ayı benim için sakin ve huzurlu geçen bir ay oldu. Pecsvarad daki küçük evimde kendimi dinlediğim, gönüllüğü daha da iyi anladığım bir ay geçirdim. 

Bu ay aynı zamanda yeni bir ülkeyi keşfetme fırsatı da buldum. Slovakya’ya yaptığım gezi, Nisan ayının unutulmaz anılarından biri oldu. Slovakyada bir arkadaşımı ziyaret ettim. Çok güzel bir kaç gğn geçirdim. 

Geride bıraktığım Nisan ayına baktığımda, yeni kültürlerle tanıştığım, yeni deneyimler yaşadığım ve unutulmaz anılar biriktirdiğim bir ay görüyorum. İlk kez yumurta boyamak, anaokulundaki gönüllülüğe devam etmek, Slovakya’yı keşfetmek ve baharın gelişini hissetmek bu ayı benim için özel kılan anlar oldu. ESC yolculuğum bana her ay yeni bir şey öğretiyor, yolculuğuma devam ediyorum. 

Wednesday, 1 April 2026

Dolu Dolu Geçen Bir Ay: Mart


Mart ayı, Macaristan’daki ESC maceramın en yoğun ve en unutulmaz dönemlerinden biri oldu. Ayın başında, Liptód gibi doğayla iç içe ve huzurlu bir yerde bir hafta süren Erasmus+ gençlik değişimi projesi yaptık. Bu proje de ev sahibi kuruluş bizdik. Farklı ülkelerden katılımcılar vardı ve içlerinde Türkiye'de vardı. Uzun zaman sonra Türk'lerle vakit geçirmek de bana çok iyi geldi. Unutamayacağım projelerden biri oldu. Çok tatlı gençlerle tanıştım. Slovakyalı gençleri asla unutamaycağım. Özellikle aralarından birisi o kadar cana yakın ve tatlıydı  ki... 

Projenin hemen ardından evimize Pescvarad'a geri döndük. Aşırı yoğun geçen bir ayın ardından eve gelmek biraz dinlemek bana ve diğer gönüllü arkadaşlarıma aşırı iyi geldi. Bu ay bir de ESC On-Arrival Training’e katıldım. Bu eğitim, gönüllülük sürecimi daha iyi anlamamı sağladı ve farklı şehirlerden gelen diğer ESC gönüllüleriyle tanışma fırsatı sundu. Deneyimlerimizi paylaşmak, birbirimizden öğrenmek ve bu yolculukta yalnız olmadığımı hissetmek benim için çok anlamlıydı. Burada tanıştığım insanlar benim için çok kıymetli ve hepsi ayrı ayrı çok renkli karakterlerdi. Bir sonraki eğitim de tekrar görüşeceğiz. Aynı zamanda eğitimin son günü doğum günümdü. Doğum günümü farklı ülkelerden insanların kutlaması akşam Budapeşte de yalnız başıma yeni yaşıma girmek, sokaklarda hem düşürken hem de farklı bir ülke de doğum günüm olması benim için çok anlamlı ve duyguluydu. Aynı zamanda doğum günüm bayramında ilk günüydü :))) 


Ayın ilerleyen günlerinde ise kendimi Avrupa’nın farklı köşelerine attım. Almanya, Fransa ve İsviçre’ye yaptığım seyahatler, bana yeni şehirler keşfetme, farklı yaşam tarzlarını gözlemleme ve unutulmaz anılar biriktirme fırsatı verdi. Her ülke, kendine özgü kültürü ve atmosferiyle bana farklı şeyler kattı. Özellikle bu seyahatimde Fransa'nın Alsace bölgesinde yaptığım geziyi hiç unutmayacağım. Strasbourg Üniversitesi'nde vakit geçirmek, European Parliament'e gitmek bana unutulmaz deneyimler kazandı. Bu seyahatimde halamı ve kuzenlerimi de ilk defa ziyaret ettim ve evlerine gittim. Bu hem onlar hem de benim için çok kıymetliydi. 

Kısacası Mart ayı benim için hem öğrenme hem keşfetme hem de kendimi geliştirme açısından dolu dolu geçti. Bu deneyimler, ESC yolculuğumun ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bazı zamanlar ne kadar özlem duygusu yaşasam da iyi ki buradayım. Zamanla hayat bana daha neler öğretecek heyecanla bekliyorum. 

Sunday, 1 March 2026

Şubat Ayı (Kaçırılan Trenler, Yeni Şehirler ve Küçük Anlar)

Şubat ayı benim için tam anlamıyla bir hareket ve deneyim ayıydı. Pécsvarad 'taki günlük hayatım devam ederken ilk defa tek başıma farklı ülkerlere seyahat ettim.

Pécs’ten yola çıkıp önce Viyana'ya, ardından Prag'a gitmek benim için hem heyecan verici hem de öğretici bir deneyimdi. Yeni şehirler görmek, farklı sokaklarda yürümek ve kendime ait izler bulmak bana çok iyi geldi. Kendi başıma seyahat etmek bana hem özgürlük hem de sorumluluk duygusu kazandırdı.

Ama bu seyahatlerin en “unutulmaz” anı biraz stresliydi: Viyana’ya giderken trenimi kaçırdım. O an yaşadığım panik, “şimdi ne yapacağım?” duygusu beni çok korkutmuştu. Hepsi şu an dönüp bakınca güldüğüm ve kendimle gurur duyduğum bir anıya dönüştü. Aslında bu küçük kriz bana şunu öğretti: Her şey planladığın gibi gitmese de demek ki bir şekilde yolunu buluyorsun.

Şubat ayında sadece seyahat etmedim, günlük rutinlerime de sadık kaldım. Kindergarten’daki gönüllülüğüme devam ettim. Çocuklarla vakit geçirmek, onların enerjisini hissetmek ve küçük şeylerden nasıl mutlu olduklarını görmek bana her zaman iyi geliyor. Orada olmak bana sabrı ve anda kalmayı öğretiyor.


Aynı zamanda İngilizce derslerime de düzenli olarak devam ettim. Conversation dersleri hazırlamak ve uygulamak hem kendimi geliştirmemi sağladı hem de başkalarına katkı sunma hissi verdi. Her ders, hem benim hem de öğrenciler için küçük bir ilerleme demekti.

Şubat ayı bana şunu gösterdi: Hayat bazen planlı, bazen tamamen plansız ilerliyor. Bazen yeni bir şehir keşfediyorsun, bazen bir tren kaçırıyorsun. Ama hepsi bir araya geldiğinde bir adım daha büyüyorsun.

Yolculuk devam ediyor yeni maceralarda buluşmak üzere...

Sunday, 1 February 2026

Macaristan'da İlk Ayım (Hayat şaşırtır hep Zaten :)

 Merhabalar herkese,

Bu benim ilk blog yazım o yüzden heyecanlıyım. Umarım okurken benimle aynı heyecanı hissedersiniz. Hayat bazen hiç beklemediğin anlar hiç beklemediğin güzel gelişmelerin yaşanmasına neden olur. Benim için o güzel gelişme Macaristan ESC serüvenimin başlamasıydı. Tam da ben ne yapıyorum, ne yapacağım diye hayatımla ilgili düşünürken kendimi Macaristan serüvenimin içerisinde buldum. 

Bir ay önce 30 kilo bavulumla buraya gelirken yolda sinirlenip, bu kadar eşyaya gerek var mıydı, diye söyleniyordum. Evet haklıymışım ve şunu fark ettim buradan ayrılacağım zaman o bavullara bile sığmayacak güzel anılar biriktireceğime çok eminim. İlk ayım da bile farklı deneyimlerin içinde kendimi buldum. İlk günlerde her şey yabancıydı. Sokak tabelaları, insanların konuşma şekli, marketteki ürünler… Hatta bazen basit bir Wi-Fi bağlantısı bile küçük bir maceraya dönüşebiliyordu. 

Burada her hafta düzenli olarak anaokuluna ve hafta da birgün de huzur evine müzik terapisine gidiyorum. Burada şunu anladım aslında o çocuklarla birbirimizi anlamasak da (çünkü hiç biri ingilizce bilmiyor ve ben de macarca konuşamıyorum) aramızda çok güzel bir bağ oluşmaya başladı. Aynı şekilde bunu huzur evinde de bunu hissettim. Beraber vakit geçirmek, küçük aktiviteler yapmak, müzik açmak, sohbet etmeye çalışmak… Bazen sadece yanlarında oturmak bile yetiyor. Dil her zaman gerekmiyor. Göz teması, bir gülümseme, elini tutmak… 

Bu ay her ay da devam edeceğim gibi youth clubda da görev aldım. Görevlerimden birisi de youth clubda aktive planlamak. Bu ay yaptığımız aktivitelerden birisi board game günüydü. Genç yaşlı demeden youth club da akıl zeka oyunları oynadık. Gençlerden çok daha ileri yaştaki bireylere karşı yenildim :D ve hayatımda ilk defa donmuş gölün üzerinde yürüdüm benim için çok ilginçti acaba kırılır da suyun içine düşer miyim korkusu komik ama eğlenceliydi. Yazımı sonlandırırken biraz öğrendiklerimden bahsetmek istiyorum. 

Yurt dışında olmak bana bağımsızlığı da öğretiyor. Kendi planlarını yapmak, kendi sorumluluğunu almak, bazen tek başına kalmak, kendi kararlarını vermek, tren biletlerini almak, rotanı çizmek…

Bu bir ay bana sadece yeni bir ülke göstermedi; bana kendimi farklı bir versiyonumla tanıştırdı.