Hello!
I’m not good writer, and it’s very hard for me to write
blogs, but still I made it. Maybe I didn’t wrote lot of things, but sometimes
to describe feelings by words it’s not possible. I hope you liked it. See you
next time J

Avrupa Dayanışma Programı(ESC) ve Avrupa Gönüllülük Hizmeti (AGH) kapsamında farklı coğrafyalardan derneğimizde(IYACA) gönüllülük yapan gençlerin; gerçekleştirdiği etkinlikler, topluma dair gözlemleri, kültürümüzün tanıtımı ve gönüllülük hakkındaki tecrübelerini paylaştıkları; aynı zamanda derneğimizin(IYACA) ortaklığında farklı ülkelere giden gönüllü gençlerin deneyimlerini içeren blog sayfasıdır. Bunlara ek olarak gönüllülük programına ait bilgilerde bulabilirsiniz.

Bu yıl temmuz ayının 6’sında Macaristan’a EVS projesi için
geldim. Ev sahibi kuruluş olan Támaszpont MOPKA ile çok iyi
etkinlikler yaptık. Ev sahibi kuruluşun lokasyonu Macaristan’ın Veresegyház
kasabası. Burası küçük tatlı bir kasaba ve kaldığımız çok güzel bir evimiz
hatta evimizin çok büyük bir de bahçesi var. Bu Türkiye’de çok sık
karşılaşamadığımız bir durum çünkü bir çoğumuz şehirde apartmanlarda yaşıyoruz.
Kasaba olarak biraz sessiz ilk geldiğim zaman alışmakta en zorlandığım kısım
buydu. Akşam saat sekizden sonra kimsecikler yok sokaklarda ama insanlar çok
iyi herkes birbirini tanıyor ve çok yardımseverler. Burada genellikle
üniversite okuyan yada on beş yaşın üzerinde herkes güzel İngilizce
konuşabiliyor bu beni çok şaşırtmıştı ilk zamanlarda. Macaristan benim ilk
yurtdışı tecrübem ve burada daha önce hiç yaşamadığım tecrübeler yaşadım
diyebilirim. Bana çok şeyler kattı. Bir çok yeni arkadaşım edindim, onların
kültürlerini öğrendim, yemeklerini tattım, onların dünyaya bakış açılarını
öğrendim ve bu benim ufkumu daha da genişletti. Burada biz genel olarak
kültürel etkinlikler ve çocuklarla birlikte etkinlikler düzenliyoruz.
Çocuklarla çalışmak gerçekten çok zevkli diyebilirim. Bu yazıyı yazarken
çocuklarla yaptığımız bir kampı yeni bitirdik ve şuan dinleniyoruz. Kampın
genel amacı çocukları daha çok sosyal tutmak çünkü son zamanlarda gelişen
teknoloji ile insanlar teknoloji bağımlısı olmaya başladırlar özellikle
çocuklar bizde bunun önüne geçmeye çalışıyor ve şunu gözlemledim ki gerçekten
işe yarıyor. Kampın ilk günü ile son gününü karşılaştırdığınız da artık
çocuklar eğlenmek için teknolojiye daha az ihtiyaç duyduklarını aslında
arkadaşlıklar kurarak, oyun oynayarak, yaratıcı fikirler geliştirerek,
eğlenebildiklerinin farkına vardılar ve yaratıcılıklarında ki artış gerçekten
çok etkileyiciydi. Bunun dışında daha
bir çok etkinlik yaptık ve yapmayı planlıyoruz. Bu proje sayesinde boş
vakitlerimde 4 farklı ülke gezme fırsatım oldu. Bunlar tabi ki ilk olarak
Macaristan-Budapeşte, Slovakya-Bratislava, Avusturya-Viyana ve Çek
Cumhuriyeti-Prag. Gerçekten her birinde çok eğlendim, yeni yemekler tattım,
yeni insanlarla tanıştım. Her biri benim ayrı ayrı çok büyük bir tecrübeydi.
Eğer fırsatınız varsa bu gibi projelere kesinlikle başvurmanızı tavsiye ederim.
Kesinlikle hayatınıza renk katacaklardır ve bakış açınızdaki gelişmeyi
hissedebilirsiniz.
Öncelikle merhaba, Selin ben J Macaristan’ın küçük bir şehri olan Veresegyház’dan yazıyorum. Budapeşte’ye trenle 45 dakika uzaktayız. Bu yüzden oldukça şanslıyız. Projemiz gençler ve çocuklar odaklı, oldukça eğlenceli şekilde devam ediyor. 1 ayı geride bıraktım ve az bir sürem kaldı. Buradan gideceğime üzülüyorum çünkü imkanlarımız çok güzel, çalıştığımız insanlar çok yardımsever ve anlayışlı, yerel insanları çok samimi aynı zamanda kendimizi de sevdirdiğimizi düşünüyorum :) İlk günden bugüne ne olduğunu sorarsanız; her şey rüya gibiydi. İlk hafta Budapeşte’de hayvanat bahçesine gittik. Daha önce görmediğim onlarca hayvan gördüm. Ardından şehirde küçük bir tur yaptık. Her sokağı, her binası tarih kokan bir şehirdi burası. Mimarisi gerçekten büyüleyiciydi. İnsana huzur veriyordu. İlk izlenimlerim bunlardı ve sonrasında daha fazla beğenmeye ve çok daha farklı açılardan bakarak değerlendirmeye devam etmiştim. İlk etkinliğimiz tarihsel bir deneyimdi. Yerel insanlarla tarihi yaşatan aktiviteler yapmıştık. Orta çağdan kalan kıyafetler giydik, yerel insanlarla şehri dolaştık, ok attık vs. Daha sonra Balaton gölünde 3 günlüğüne tatil yapmaya gittik. Büyük bir göl olduğu için Macar’lar buraya Macar denizi diyorlarmış ve gerçekten deniz diyebilecek kadar büyüktü. Bu da harika bir deneyimdi. Balaton’dan hemen sonra 1 haftalığına küçük bir Avrupa turu yapmaya karar vermiştik.
Herkese merhaba! Bu ay ki yazımda İtalya'ya geldiğimden beri İtalyancamı geliştirmek için nasıl yollar izledim, neler yaptım onu anlatmak istiyorum.
Dernek etkinlikleri, projeleri arttı ve daha da çeşitlendi ki bu benim için harika bir gelişme. Hem çocuklarla, hem gençlerle, hem engellilerle, hem çiftlik işlerinde, hem de ofis işlerinde çalışıyorum. Bu gruplarla Ingilizce-Italyanca pratik yapıyoruz, oyun oynuyoruz, dans ediyoruz, tiyatroya ucundan dahil olduk, ofis işlerinde mailing, pazarlama, kitlesel fonlama üzerine çalışıyoruz... Sadece biri üzerine çalışsam diğerlerinde aklım kalacağından bu durumun tam isabet bir enerji çekimi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca dernek başkanının ve mentorumuzun projeleri yetenek ve ilgi alanlarımıza göre renklendirmemize izin vermesi hatta desteklemesi büyük bir şükür sebebi.
Bunların hepsi ikinci dereceden getiriler olsa da genel olarak tüm hayatıma katkı sağlayan getiriler olacak. Üniversite okumanın en geliştiren tarafının derslerden çok üniversite ortamı ve fırsatlar oluşu gibi.
Roma, Milano, Floransa güzel yerler tabii ama bu ülkenin gizli güzelliklerini de es geçmemek lazım. Madem bir sene de buradayım, köşe bucak gezmeye başlayabilirim :) Bu haftasonu bir çılgınlık yapıp 10 dakika içerisinde günübirlik bir gezi planladık ve çıktık yollara. İstikamet: Treviso'dan Braies Gölü. Eeee malum arabamız yok buralarda. Bizde hazır 5 kişiyiz araba kiralayım dedik ve çokta iyi ettik. Sadece 43 Euro karşılığında bir günlük arabamızı kiraladık. Normalde 2.30 saat sürecek olan yolumuzu bu göl pek güzelmiş burada duralım, bu manzara çok güzelmiş burada
When I was seriously bored with my work and my routine, I learned that there was a volunteer project in Romania. My professor at the university encouraged me because it was a very difficult decision for me. I had to get a visa in one week and go to Romania! A real madness ?! I was worried about the thought of leaving all my order, home, school, family and work behind me. This would be my first experience abroad and I was afraid. Because my project friends came to Romania 1 month before me. I was a little late ... I didnt know them, I didnt know how to greet me. After talking to my family and friends, I thought that Romania would be an opportunity for me and I would be distracted while I was learning new things there. I had an ordinary life, I got up in the morning and went to school, and then I even worked at work and at the weekend. The place where I work is very formal, so we can work for hours without laughing, always wearing formal clothes. The idea of getting to know new people, visiting places to eat and living in a different culture for 3 months came with great fun. I made my decision and contacted my sending organization within 1 hour and started the process. A week later, everything was left behind, all depressed thoughts and fears, I was in Bucharest, Paris of the East. OMG! My first month was a dream, thanks to the wonderful time I had with my project friends and children at school. Volunteer organization is a process where volunteers are very kind, understanding and helpful to each other. In some cases, the host organization may not understand you, but another volunteer will help you with everything. You can be sure. You are there for the same purpose, whether you speak the same languages or not. I think that volunteering projects have a sacred side at this point. I had the chance to make friends with many volunteers in the training course organized by the National Agency for volunteers. I introduced my own country, my culture, expressed my own views. And the most wonderful thing is that if I want to travel anywhere in the world someday I know that I can have a friend who lives there and welcome me.
Apart from that, the other part of the project that left my mark on my life was my trips. During my holidays, I had the chance to visit many cities in Romania and 5 countries in the Balkans. Without the Internet, without knowing the language of the country youre going to, I learned how to travel, how to live with little money in your pocket. In short, nothing is impossible ... I also met with other Turks born and raised here in Romania and with the Turks in the Balkans. I have received numerous help from them. Maybe there are thousands of kilometers between us, but the fact that we are still speaking the same language, I have seen the same kindness.