Tuesday, 21 May 2019

İtalya'nın Veneto eyaletinin Treviso kentinden selamlar!



 
            
 12 ayımın ilk ayı bitti bile. Zaman nasıl geçti anlamadım desem yalan söylemiş olmam. Kalan 11 ayımın daha yavaş geçeceğini umut ederek bu şahane başlayan maceralarımın detaylarını sizlerle paylaşmak isterim.

1 Nisan 2019 sabahı Ankara Esenboğa Havaalanı'ndan Milano Bergamo Havaalanı'na aktarmalı uçuşumu bel fıtığı riskine rağmen gerçekleştirdim ve sağ salim havaalanından Treviso'ya olan otobüsüme binip varış noktama gece 23.30 sularında ulaştım. Bel fıtığı riskini ayrılamadığım kıyafetlerim, ayakkabılarım ve makyaj malzemelerimin oluşturduğunu tahmin edersiniz diye düşünüyorum :) Pişman mıyım? Hayır! Hepsiyle çok mutluyum, iyi ki de yanımdalar. Ama siz siz olun Evs'e gidecek olursanız ve uçuşunuz Pegasus Havayolları'ndansa yanınızda 3 tane el bagajını gizli gizli uçağa sokmamaya çalışmayın. Yardımsever vatandaşlarımız 1.58 boyundaki kendini zor taşıyan bu kıza yardımcı olmayı seve seve kabul ettiler fakat siz benim kadar şanslı olmayabilirsiniz.

Treviso'ya ulaştığımda sevgili mentorum tarafından karşılandım ve Ponzano'ya (Treviso'ya 8 kilometre uzaklıktaki evimin bulunduğu yer) doğru yol aldık. Eve vardığımızda evin fotoğraftakilerden oldukça farklı olduğunu farkettim. Ama o kadar şirin ve sıcak bir müstakil evdi ki, farklılık umrumda bile olmadı. Ev arkadaşlarımla ufak bir tanışmadan sonra yaklaşık 19 saat süren uçuşların, otobüs yolculuğunun, bekleme sürelerinin acısını çıkarmak üzere sıcacık yatağıma giriş yaptım.

Aktivitelerimiz geldiğim andan itibaren oldukça yoğun ilerliyor. Yetişkinlerle İngilizce konuşma kulüpleri, çocuklara basit İngilizce eğitimi ve engelli merkezinde engellilerle ilgilenmemiz aktivitelerimizin şimdilik başlıcaları. Haftanın 5 günü Treviso'nun çeşitli yerlerine gidip aktivitelerimizi gerçekleştiriyoruz. Aktivitelerimizin yanında, bizim gibi gönüllü olan 2 İtalyan tarafından haftanın 2 günü kendi evimizde İtalyanca eğitimi alıyoruz. Bu senenin sonunda İtalyanca'yı ana dilim gibi konuşacağıma emin olabilirsiniz!

Treviso'ya gelecek olursak, Venedik'e benzerliği ve tiramisunun doğum yeri olarak bilinen bu küçük şehir, çevrili olduğu surlarla çok kendi halinde, sessiz sakin bir şehir. Aradığım mükemmel tiramisuyu hala bulamadım fakat bulduğumda size de haber vereceğimden emin olun!

Venedik'e trenle sadece 45 dakika olması ve Venedik'e oranla daha ucuz olması Venedik'e giden turistlerin konaklama için burayı seçmelerine sebep olabiliyormuş. Tabii Venedik kadar güzel olmasa da görülmeye değer bir şehir olduğuna emin olabilirsiniz.

                                       

Friday, 17 May 2019

Güzel Tecrübeler


Merhaba, ben Veysel DURMAZ Akdeniz Üniversitesi ziraat mühendisliği öğrencisiyim.Şuan 2 aylık Romanya EVS projesinin 1.ayını tamamlamış bulunuyorum.Bu sene karşıma çıkan bu fırsatı yani EVS projesi için okulunu uzatan bi öğrenciyim ama bu güzel program için yeniden yine aynı kararı vereceğimi düşünüyorum.

Bizim projemiz Romanya Bükreş'in Braneşti ilçesinde gerçekleşiyor.Projenin amacından genel anlamda bahsetmek gerekirse buradaki insanlara oy kullanmanın onlar için bir sorumluluk olduğunu ve ülke geleceğine etki etmeleri amacıyla oy kullanmanın önemini anlatmak.Burda ki seçimlere katılımın düşük olması gerekçesiyle oy oranlarında bi artış hedeflerine yardımcı olmak.

Projenin bana olan katkılarına gelirsek eğer dil pratiğim için benim adıma çok önemli bir gelişme oldu diğer katkılarından bahsedersem bu projelerin genel anlamda insana özgüven ve sorumluluk alma konusunda çok büyük yardımları olduğunu düşünüyorum.Bu projeleri herkese tavsiye ediyorum insanın kendine bi şey katması,kendini geliştirmesi açısından hem de yurt dışı tecrübesi edinmesi açısından herkese çok büyük şeyler katacağını düşünüyorum.



Başlarda yurtdışında olmak tabi zor oluyor hele ki bizim gibi yemek kültürü iyi olan bi ülkeden başka bir yere gidince zorluk çekmemek mümkün değil ama zamanla insan alışıyor çünkü hayatına kattıklarını düşünürsek eğer insan birçok şeyden fedakarlık verebilir diye düşünüyorum.Onun haricinde benim açımdan çok büyük bir zorluk yaşadığım söylenemez her şey güzel gidiyor ve böyle devam edeceğini umuyorum.

 Bu fırsatı bize sunan, bizim için çabalayan IYACA derneği çalışanlarına ve Serdar Dobur'a teşekkürlerimi sunuyorum.Görüşmek üzere sağlıcakla kalın başka ülke bloglarında görüşmek üzere.


·         Veysel DURMAZ

Wednesday, 15 May 2019

Merhaba ben Ali



Daha  oncesinde bir cok genclik degisimine katilsamda ilk EVS tecrubem Romanya Branestide oldu. Romanyaya indiğimizde bizi karşıladılar ve Braneştiye getirdiler. Yurda geldiğimizde akşamdı ve yorulmuştuk. Geldiğimiz ilk hafta etrafı gezdik braneştiyi keşfettik, bükreşi keşfettik, festivale katıldık. Çekim yapmayı seven biri olarak festival çok renkliydi bir çok kare yakaladım. İlerleyen haftalarda lisede etkinliklerimiz oldu. Öğrencilerle birlikte güzel vakitler geçirdik. Onlara oy vermenin önemini anlatan oyunlar oynadık. Spor etkinliklerimiz oldu çocuklarla spor yaptik. Burada yürüyüş icin kucuk bi patika yol var orada yuruyusler yaptık. Yolun sonu göle çıkıyor. Golde güzel fotoğraf kareleri yakaladim. Yemek konusunda yemeğini kendin yapabileceğin bir mutfak var orada birlikte yemekler yapıyoruz. Serbest kaldığımız günlerde bazı şehirlere gittik. Timişoraya,braşova gittik. Eğlenceli bir evs geçirdik.


Tuesday, 14 May 2019

Melike in Trevisto


 

1 yıllık AGH projesi için geçen ay İtalya’nın Veneto bölgesindeki Treviso şehrine geldim. Birden çok projede gönüllülük yapıyorum çocuklara oyunlarla İngilizce öğretme, yetişkinlerle İngilizce konuşma kulüpleri, İngilizce günlük konuşma pratiği için drama yoluyla tematik etkinlikler, engelli merkezinde İngilizce pratiği, dernek gazetesi oluşturma, sanatsal etkinlikler...







Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olmak üzereyim. Türkiye’de ve yurt dışında 5 yıldan uzun süredir dezavantajlı bölgelerdeki kadın ve çocuklar, engellilik, huzurevi, sürdürülebilirlik, adil ticaret&adil yaşam, türetim ekonomisi, erişilebilir sanat ve daha envai çeşit alanda zaman zaman okulumun da önüne geçirerek artan bir şekilde “elimi taşın altına koyma” isteğiyle gönüllülük yapıyorum. Çalışma alanım da bu sorunların sanat yoluyla iyileştirildiği uluslararası aktivizm olacak gibi görünüyor şimdilik.




 

Sınavlardan hemen sonrası için bana uygun uzun dönem bir AGH projesi arıyordum ve şu an yer aldığım projenin detaylı bilgi paketini gördüğümde başvurmaya karar vermem 2 dakikamı aldı çünkü dernek benim ilgilendiğim birçok alanda çalışıyor: sosyal  girişimcilik, kültürel faaliyetler, dil kulüpleri, dans, tiyatro…

 Geldiğimde projelerin beklediğimden biraz farklı olduğunu gördüm özellikle sanatsal etkinlikler konusunda ama burda çalıştığım dernek (Eurogems) aktiviteleri istediğim gibi şekillendirmede ve renklendirmede beni özgür bırakıyor. Bunun sayesinde örneğin tematik İngilizce konuşma etkinliğini dramayla birleştirip hem daha keyifli hem daha öğretici bir hale getirebiliyoruz. Diğer güzel dönüştürmeler yolda :)





 
Hem gönderici kuruluşum IYACA hem de Treviso’da birlikte çalıştığım Eurogems’teki insanlar oldukça kibar, eğlenceli, birlikte çalışması keyifli.

 Burda olmanın en önemli faydalarından biri tabi ki dil. Anadili İngilizce olan bir ülkede olmasanız bile insanlarla genelde İngilizce konuştuğunuz için beklediğinizden hızlı gelişiyor. Ayrıca İtalyanca dersi alıyoruz kendi evimizde 2 İtalyan gönüllüden ki bu harika bir hizmet :)



 

Şehir(Treviso) İstanbul’dan sonra bir süreliğine tam da ihtiyacım olan şehir. Küçük, huzurlu, bu sokak niye bu kadar şirin ya diye durup düşündüren sokaklar, küçük Avrupa şehirlerinin bilindik ama bir Adanalı olarak asla özümseyemediğim sakinliği, şehre serpiştirilmiş şimdilik yeterli gelen sanatsal etkinlikleri… :) Ayrıca çok sevdiğim Balfolk dansı ve grupları İtalya’da yaygın. Haftada 2-3 gün başka şehirlere sanki turneye çıkan benmişim gibii sırf dans etmeye gidiyorum ve bu da düşündüğüm bir detay AGH proje ülkesi seçerken ;) 



Sonuç olarak bu proje benim için doğru projeydi: mezuniyetten hemen sonrası, projelerin bana uygunluğu, akdeniz ükesi, insanların samimiyeti, estetik&mimari, sanat dolu bir ülke oluşu, yemekler…

 Bu notu özellikle yazmak istiyorum: Proje arayanlar, mülakat aşamasında olanlar lütfen her bir detayı en ince ayrıntısına kadar sorun. Bu sizin hakkınız, burda yaşayacaksınız belli bir süre. Konumunu bile isteyin yaşayacağınız evin.
 Harika bir örnek vereyim: Bilgi paketinde Treviso yazıyordu ama biz otobüsle 20 dk uzaklıkta Ponzano adlı bir köyde yaşıyoruz. Akşam 8’den sonra otobüs yok! Gün içinde de otobüs seyrek. Bisiklet var ama şehir merkezi 5-6 km.

 2. örnek: Bilgi paketinde projenin büyük yüzdesi sanatsal etkinlliklerden ibaret görünüyordu ama gelince öyle olmadığını gördüm. Son adımda mülakatta gönderici kuruluşum çok da öyle olmadığını söyledi. Burda benim şansım istediğim gibi sanatla şekillendirmeme izin vermeleri oldu ama sizin gideceğiniz dernek size bu imkanı vermeyebilir. İyi araştırın, sorun lütfen.

 Küçük sürprizler olsa da AGH kesinlikle harika bir deneyim. Deneyimlemeye değer.

 Hepimize eğlenmekten fenalaşacağımız keyifli günler diliyorum.















Wednesday, 8 May 2019

Romanya’da bir TÜRK


          Herkese selamlar. Ben Mustafa. 2 aylık bir  EVS programı ile Romanya’yanın Braneşti bölgesine geldim. Projenin yarsından çoğunu bitirdik. 3 haftamız kaldı. Burada şehrin biraz dışında bi yurtta kalıyoruz ama neredeyse hergün şehrin merkezine gidip gezme imkanı buluyoruz.
          Ben buraya yakın bi türk arkadaşımla geldim. Beraber çok fazla gezdik. Benim takıldığım yerle o bana, ben ona derken çok güzel günleri geride bıraktık. Çok güzel anılar ve hatırlar biriktirdik. Çok kaliteli dostluklar kurduk.

         Romanya’da yemek kültürü bizimki kadar geniş değil. Çok güzel roman yemekleri bulup tadamadık. Genelde türk restorantlarında yada yunan restorantlarında yemek yedik. İlk defa burda domuz etinin tatına bakma fırsatım oldu. Ben değendim ama bizim ekipte benden başka beğenen olmadı. Benim tavsiyem fırsatını bulursanız tatına bakmanız ama kötü bi yerde deneyip kendinize önyargı oluşturmamanız.

         Romanya’da eğlenecek çok güzel yerler var. Bu kişiye göre değişiklik gösterebilir tabiki ama ben beğendim. Gece hayatı çok çok güzel. Güzel clublar bet salonları var.

          Romanya’da tarihi ve turistik gezecek çok fazla yer var. Buraya zaten balkanların Paris’i diyorlar. Old Town ve parlemento binası görülmeye değer yerler. Eski çok fazla bina var herhangi bi sokağa girdiğiniz zaman yada bi caddede yürürken bu yaplılarla karşılaşıyorsunuz.
   
         Romanya’ya bi daha gelir misin diye bi soru yöneltseler yada başka bi proje ile Bükreş’e gelme fırsatım olmasını isterdim. Fakat bunun yanında romanyayı gezmek için 2 aylık bi program çok rahat yetiyor. Neredeyse tüm şehirlerine tren var ama pahalı oluyor. Blabla car ile gezdik genelde biz. Şehir içinde de uber gayet uygun ve güvenilebilir bi ulaşım aracı bence.

         Benim blog yazımın sonuna geldik, eğer okuduysanız çok teşekkür ederim başka ülkelerin bloglarında görüşmek üzere.

                                                                                                            Mustafa EPRİMEZ

Tuesday, 7 May 2019

Her ay nasıl geçecek derken bir bakıyorum bitmiş bile : )




 Küçücük bir gezi bütün ayın hızlıca geçmesini sağlıyor bazen. Fransa’ya ikinci kez gittim bu ay, hem de kuzenimin kına gecesi için. Buradaki yolculuklarımın en güzel yanı her seferinde Prag’a gidiyor olmam sanırım. Bu sefer uçağım yine oradandı. Prag’da beni sevmiş olacak ki uçağım bir gün ertelendi ve havaalanının otelinde kaldım bir gece. Sonrası zaten su gibi akıp geçen bir hafta. Türkiye’deki kına gecelerini aratmayan hatta fazlası bile olan bir ortamdı benim için. Kültürlerin etkileşimini her şekilde anlamış oldum bu sayede. 

Dönerken tabii ki boş dönemezdim. Bütün hafta boyunca kendi ellerimizle hazırladığımız kurabiyelerden, baklava ve kına getirdim. Farklı bir kültürün içinde olmak, sana normal gelen şeylerin başka insanların şaşkınlıkla bakmaları en sevdiğim kültürel sohbet kısmı sanırım. Her gün demlediğimiz çay mesela, ne kadar da farklı geliyor onlara, biraz tedirgin olarak deniyorlar tadını. Ya da baklava, yufkanın ne demek olduğunu bilmeyen İtalyan arkadaşım, incecik yufkaya dokununca ‘bu kağıt mı?’ dedi mesela, ve sonrası tabii ki beğendiklerini söylemeleri : )

Ve nihayet ilkbahar geldi buralara da, her yer tekrar yeşermeye, en sevdiğim yürüyüş yolum herkesi ağırlamaya kaldığı yerden daha da neşeli bir şekilde devam ediyor. Bu ay ki en güzel aktivitelerimden biri de okuldaki öğretmen ile birlikte gittiğim gezi oldu. 15 km yürüdükten sonra hala çok mutlu görünebiliyorsanız, gerçekten sevdiğiniz birileriyle vakit geçirmişsiniz demektir. Her yıl düzenlenen bir etkinlikte, insanlar çocuklarıyla birlikte, aralarda mola vererek bitirdi kendi turlarını. Üç farklı güzergah vardı, 15 km, 25 km bir de 10 km tamamen düz olan, bebek arabasıyla yürünebilecek bir alan. Bir yandan hayran kala kala yürüyüp etrafımı izlerken, öte yandan gerçekten düşünmeden edemiyorum; “ Türkiye’de bu kadar küçük çocukları alıpta bu yürüyüşe çıkar mı aileler ?” diye. Ama hiç sanmıyorum maalesef. Buradan ayrılırken örnek alacağım en önemli şeylerden birisi de bu tarz konular sanırım: Aile içi görev dağılımı, çocuk var çıkamam dememe veya sorumluluğu tek bir kişiye yüklememe vb.

Bu sırada Erasmus+ projemiz “Değişime Doğru Adımlar”ın son aşamasını da tamamladık. Her ay bir hafta sonunu bir grup öğrenciyle birlikte geçirdik ve gerçekten güzel bir şekilde tamamladığımızı düşünüyorum. Workshoplar için kullandığımız otellerin doğa içinde olmaları da benim için sadece eğitim değil, aynı zamanda bu zamanları daha da keyifli kılan küçük tatiller oldu.



Bu aydan bahsedebileceğim en güzel etkinliklerden birisi de iki gün önce gittiğim bir etkinlikti sanırım. Buranın en iyi lisesinde 2 ders saatinde farklı gruplara biraz kendimi, biraz Türkiye’yi ve çokça İslam’ı anlattım. Çünkü davet eden öğretmen etik dersi öğretmeniydi ve özellikle de kendi dininden bahseder misin diye rica etti. Okullarda böyle güzel şeylerin olması beni çok mutlu etti açıkçası. Tek tanrılı dinleri incelemeleri, konuşmaları, hele de bu dinin içinden birini davet edip kendi ağzından dinlemek istemeleri takdire şayan. Oruç tutmanın göründüğü kadar zor olmadığını, böşörtüsü kullananların da saçı olduğunu, bütün dinlerin asıl amacının insanı iyiliğe götürmek olduğunu birbirimizden karşılıklı öğrenerek ve bu süreçten karşılıklı olarak zevk aldığımızı hissederek ayrılmak çok güzel bir duygu. Üstüne sorulan kişisel sorular da cabası : ) Ve şunu da söylemem gerekir ki, yabancılar için “teşekkür ederim” demenin bu kadar zor geleceğini hiç tahmin etmezdim : ) 

Ve gelelim en yakınlardaki gezi planlarıma : ) önümüzdeki hafta 6 günlük Easter ( Hz. İsa’nın ölümü ) tatilimiz var. Ben ve İspanyol arkadaşım Ana ile Çek Cumhuriyeti’ne gideceğiz. Merak ettiğim bir şehri olan Chesky Krumlow’da bir gece kaldıktan sonda iki geceliğine tekrar Prag’a gidiyoruz. Daha önce oraya gitmiş olsam da, sanırım gitmekten bıkmayacağım bir güzelliği var Prag’ın. Bakalım bu sefer hangi bilmediğim yönlerini fark edeceğim. Hele de tren yolculuğunun ardından varılan her durak, benim için her zaman başka bir heyecan uyandırıyorken.

Ve böylece hem buradaki 7. ayımı hem de kışı bitirmiş bulunuyorum. Gelecek ay; yeni etkinlikler, gezilerimin özetleri ve daha biri bitmeden öteki planlanan gezi planlarımdan bahsedebilmek ümidiyle, 
Hoşça kalın : )

Saturday, 27 April 2019

Romanya'dan merhaba



Evs programı kapsamında ben ve altı arkadaşım yaklaşık olarak bir buçuk aydır Romanya'da bulunmaktayız. Uluslararası gençlik aktiviteleri merkezi derneği ( İYACA) sayesinde ilk kez yurt dışına çıkma fırsatı yakaladım. Proje kapsamında (Youth European Parliament) buradaki gençlere oy kullanmanın önemini anlatmaktayız.  

Geldiğimiz ilk hafta liseli gençlerin çeşitli kostümler giyerek hazırlandığı festivale katıldık. Ardından çeşitli kaynaşma oyunları ile gençlerle tanıştık ve ilerleyen haftalarda ise onların bulundukları sınıflara giderek proje hakkında bilgi verdik. Türkçe öğrettik, Rumence öğrendik. Hatta çocukluk yıllarımda sonra ilk kez burada gençlerle birlikte renkli el işi kağıtlarıyla origami yaptık.





Romanya kendi içerisinde temiz ve sakin bir ülke. Görkemli eski taş binaları olan sıradan bir Banka veya sokağa baktığınız da bile hemen bir fotoğraf karesinde yer almak istediğiniz şirin bir yer. 
Boş zamanlarımızda Romanya'yı gezinip durduk. Yöresel restorantlar keşfettik, yeni yemekler tattık. Zaman hızlıca geçip gidecek.. Onu iyi değerlendirin :)




Thursday, 25 April 2019

Gdańsk'a Alışma Dönemleri

Gdansk'a geleli bir kaç ay oldu ama hemen bu şehre alışmaya başladık, kesinlikle gece gündüz yaşayan bir şehir, Avrupa'nın büyük şehirlerinden kesinlikle ayrı kalan bir tarafı yok. Gündüz işlerimizi yaparken gece de istediğimiz gibi eğlenebiliyoruz, insanlar bize karşı çok anlayışlı hiç tanımadığımız biriyle bile hemen orada arkadaş olabiliyoruz hiç bir şekilde yabancılık çekmedik. 
Burdaki işlerimizi de yoluna koyduk iyice alıştık herkes görevini öğrendi sabah ofise geldiğimiz zaman ne yapmamız gerekiyor herşeyi biliyoruz, sürekli yeni arkadaşlar geliyor ofise sürekli yeni aktiviteler yapıyoruz, hafta sonları bile kendimize yeni aktiviteler bulup zamanı değerlendirebliyoruz. 
Bazen tatlı tesadüfler de olabiliyor mesela daha önceden tanıdığım arkadaşlarımı burda da görebiliyorum öğrenci olarak gelmişler buraya. Burda çok fazla Türk öğrenci var bazen onları bizim aktivitelere dahil ediyoruz güzel dakikalar geçiyor bu şekilde yerel halk içinde farklı birer olanak oluyor Türkiye'yi tanıtmak için. 






Wednesday, 24 April 2019

VOLUNTEERING 101



Now I will tell you my adventures as a former Turkish volunteer in Latvia. As I have been told I found myself in a very small and young NGO with a lot care and motivation. All the ideas I had were supported and brought to life. My favorite of all was Science Festival! 2 days full of hard work with my team. Working to see the light made by the magic of science in the eyes of Latvian children. 

Fridays Turkish classes with my dear Latvian students. Thursdays English Speaking Clubs. Besides that I had the opportunity to volunteer with a large group of Turkish students which made me feel loved and all the effort I put worth it! In a very short time thankfully we did great things. Some days to work 10 hours a day, with love and care… I loved every moment of my work. 

But then there was the chilling part! Bunch of travels; beautiful lakes, forests, churchs, castles. A lot of calories! The food in Baltics is heaven... Especially the Latvian bread I’ve made myself in the Latvian Bread Museum. You gotta visit it! I had the opportunity to be there thanks to my lovely coordinator. All the lakes in every corner that I can’t remember their names, magnificant. White, the snow over them, to walk or even to lay over them, to listen the silence of nature... I was one luck girl. If you are a nature person Latvia is definitely your place. 

Riga is the magical capital of Latvia. There are the cities that I want to hug, Riga was one of them. It is the city where I happily walked around the streets of old town seeing all the beauty and peace. The city where I got to walk on a frozen sea! Daugavpils, the city where I’ve volunteered was really near Lithuania so I could visit Lithuania multiple times. Kaunas, Vilnius, Trakai and Zarasai. Trakai was the most unique of all. I got to know many new things during my visit, like Trakai is the city of jewish Turks! We even met one of them… I had no idea...

I can’t leave this writing without mentioning the beautiful fat cats of Latvia. They made my time. I love them each. Especially my bestie in front of our apartment the fluffy grey kitty, you made me freeze outside every time I pet you because I couldn’t leave for how fluffy you are. And of course the people. They were way warmer than their weather. After all the best of Latvia was my Latvian friends. Thank you Linda, Veronika, Arthur, Svetlana, Ivita, Donat, Inola and of course Zenja! Latvia wouldn’t be my happyland without you. 

Friday, 19 April 2019

Letonya’dan merhabalar







Bu benim 2. EVS deneyimim, 10 aylık uzun dönem EVS şansımı Letonya’da değerlendirme fırsatım oldu. İlk ayım ülkenin kültür ve yaşamını keşfetmekle geçti.












Projemim içeriği genellikle çocuklarla aktiviteler bir de Türk kültür ve yemekleriyle ilgili workshoplar.


Projemiz Letonya’nın 2. büyük şehri Daugavpils’te; bu şehrin insanları yabancılara karşı gerçekten çok hoşgörülü ve sıcak kanlı, birçoğu ülkemiz hakkında bilgi sahibi, özellikle Antalya şehrimizi biliyorlarJ

Letonya; yemyeşil doğası, göl ve nehirleriyle, sakin yaşamıyla insan ruhunu dinlendiren bir ülke diyebilirim, projem süresinde daha detaylı bilgiler, edindiğim tecrübeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Şimdilik hoşçakalın!