Thursday, 9 June 2022

Portekiz'in Eşsiz Adaları

Portekizin Madeira adasından öncelikle merhabalar. Sizlere gönüllülükte geçirdiğimiz aylardan bahsetmeden önce biraz Madeira adasından bahsetmek istiyoruz.

Engin & Halil

Madeira Island

Madeira adası atlas oksayanusunda Portekize bağlı özer bir ada ve başkenti funchal’dır. Hepinizin tanıdığı Christiano Ronaldo bu adada doğmuş ve büyümüştür. Ada halkı oldukça sıcak kanlı ve yardım severdir. Madeira adası yumuşak iklimi, temiz havası ve kendine has meyveleri ile de oldukça meşhurdur. Poncha adını verdikleri içecek (Alkollü) adanın favori içeceğidir.

Adada geçirdiğimiz ilk ay..

Ben ve Halil, Art Center Caravel isimli sanat galerisinde çalışmaktayız. Sanat galerisinde haftanın belirli günleri Art & Meditation ve Art & Wine gibi çeşitli Workshoplar düzenlemekteyiz.

Haftanın geri kalan günlerinde sanat galerisine gelen ziyaretçilere galeri ve sanatçılar hakkında bilgiler vermekteyiz. Boş günlerimizde ise adayı keşfediyoruz. Ada’da bir çok doğal yürüyüş alanları (Levada), Doğal parklar, Doğal oluşmuş volkanik havuzlar, Okyanusa komşu siyah kumlu sahiller ve orman içerisinde bulunan doğal ve tropik meyve bahçeleri bulunmaktadır. Ve geldiğimizden beri sadece adanın bir bölümünü dolaşabildik.

Ada’da geçirdiğimiz ikinci ay..

Bu ay ada’da gençlik değişim projesine katıldık. Adaya 7 farklı ülkeden 30 katılımcı geldi ve biz Portekizden katılım sergiledik ve aynı zamanda ev sahibi kuruluş olarak gelen gönüllülere yerel gönüllü olduğumuz için mentörlük ve kolaylaştırıcı eğitmenlik yaptık. Gelen gönüllüler için bir sürü aktivite düzenledik.

Artık Noel geliyordu ve Ada’da hazırlıklar başlamıştı…

Bütün cadde ve sokaklar aydınlatılmış Marinaya bir led tünel ve kocaman bir led noel ağacı yapılmıştı. Bugüne kada gördüğümüz en ışıklı noel ve en büyüleyici noel diyebiliriz. 31 aralık akşamında tüm halk marinaya inmiş ve yarasa adamların gerçekleştireceği gösteriyi bekliyordu. Gösteri gerçekten beklenenden daha da güzel ve büyüleyiciydi.

Yarasa adamların gösterisini izlemek isteyeler için..

Link : https://www.youtube.com/watch?v=Y3dstJmmeEA

Ada’da üçüncü ayımız..

Artık yeni sergimiz için hazırlıklar başlamıştı. Halil sergimiz için reklam çalışmaları yaparken ben sanat sanat galerisinin görsel dekor ve sanatsal açısını hazırlıyordum ve bir yandan da adadaki arkadaşlarımınız düğün süreçlerine yardımcı oluyorduk. Ocak ayı ikimiz için de oldukça yorucu bir aydı. Fakat ev sahibi kuruluşumuz ve arkadaşlarımızın yüzündeki mutluluk bu yorucu tempoya değmişti..

Xylokastro'nun Bir Parçası Olmak

Ben kimim? 

Selamlar herkese. Benim adım Burak, 19 yaşında İzmir'de hazırlık sınıfı öğrencisiyim 1 aydır Xylokastro şehrinde bulunuyorum. 

Bu projeye nasıl katıldım? 

Bir gün otobüste evime dönerken İYACA'nın Yunanistan projesini keşfettim ve dedim ki neden gitmeyeyim ki? Hemen formu doldurdum, gönderdim ve kabul edildim!

Xylokastro'ya doğru  

2 haftalık heyecanlı bir bekleme süreci sonunda İzmir'den İstanbul'a iniş yaptım, benimle beraber gidecek arkadaşımla buluştum ve Yunanistan'a gitmek üzere Esenler Otogarına gittik. Otobüse bindik ve beklemeye koyulduk. Ancak bir de ne görelim? Otobüs Bulgaristan aktarmalı çıktı! Başta çok üzüldük ama Bulgaristan yolunda bizim gibi 7 tane Türk ile tanıştık. Onlarla beraber Sofya'da bir gün geçirdik ve hep birlikte Atina'ya devam ettik. En sonunda oraya vardık. Onlarla vedalaşma vakti geldi, vedalaştık ve Xylokastro otobüsüne binip gittik.

Xylokastro neresi? 

6000 nüfuslu küçük bir kasaba Xylokastro. 

Coğrafi olarak Mora yarımadasının kuzeyinde bulunuyor. Ulaşım imkanı olarak şehirlerarası otobüsler ile veya tren ile Atina, Patras gibi şehirlere ulaşım sağlayabiliyorsunuz.. 

Burada ne yapıyoruz? 

Burada genelde çevre temizliği, duvar, bank, çit, tabela boyama gibi işler yapıyoruz. Bazen çocuklara geri dönüşümü öğretmek adına günler düzenleyip onlara oyunlar oynatıyoruz. Yolda yürürken boyadığım tabelayı , temizlediğim sahili görmek beni mutlu ve huzurlu hissettiriyor. Beni buraya daha çok bağlıyor. 

Xylokastro'nun yerlisi olmak 

Buranın en güzel kısmı, dışarıdaki insanların tıpkı bizim gibi samimi olması. İlk haftadan sonra insanlarla aranızda bir samimiyet oluşuyor. Aşağıdaki pitacıyı, 50 metre ilerideki sandviç dükkanı sahibini ve kuryesini, ana caddedeki kasabı gördüğünüzde size selam vermeleri, size gülümsemeleri sizi buranın bir yerlisi gibi hissettiriyor. 


Kısaca bu projenin bana kattıkları:

+Yemek yapmayı öğrendim

+Tanımadığım insanlar ile kalabalık bir şekilde yaşayabilmeyi öğrendim

+İngilizcemi daha da geliştirdim

+Ev arkadaşlarımın yanı sıra Xylokastro'dan ve diğer şehirlerden, pek çok ülkeden arkadaşlar edindim 

+Daha da sosyalleştim

+Hayata karşı bakış açım değişti

+İlk kez yurt dışına çıkma fırsatım oldu 

+Yeni yerler ve şehirler gezme fırsatım oldu

Bu tecrübeleri elde etme yolunda bana katkı sağlayan ve beni buraya gönderen başta Serdar Osman DOBUR bey'e Murat ŞAHİN bey'e Gülcan Hanım'a ve bütün IYACA ailesine minnettarım ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Monday, 30 May 2022

ROMANYA HAKKINDAAA

Selamlarr, Romanya’da ikinci ayımı doldurmuş bulunmaktayım. Mart ayına girdik bu güzel havaları parklarda bahçelerde değerlendirme zamanımız geldi. Bu blog yazımda öncelikle biraz Romanya’dan bahsetmek istiyorum. İlk geldiğim zaman hangi marketten alışveriş yapmalıyım, ulaşımımı nasıl sağlayacağım gibi soruların yanıtlarını bilmiyordum zamanla kazıklanarak öğrendim.:)) Romanya’da Türkiye’den farklı olarak metro aktarmaları ücretsiz, istediğin kadar aktarma yap.:)) Tahmin edersiniz ki buradaki Türk marketinde oldukça pahalı fiyatlarda ürünler satılıyor. Sadece ve sadece et almak istiyorsanız onun için gidin. Kaufland, Penny gibi Alman hipermarket zinciri bulunmakta buralardan gönül rahatlığıyla uygun fiyata alışveriş yapabilirsiniz.  Romanya’ya yolunuz düşerse  Rumen mutfağının geleneksek tatlısı Papanaşi’yi yemeden dönmeyin derim.  

Dilini tam bilmediğin tek başına farklı bir ülkede gezmek benim için çok düşündürücü bir durumdu. Fakat deneyimlerim sayesinde artık bu korkuyu aştım. Ben aslında Google Maps kullanmayı da bilmiyormuşum. Buradayken benim için Whatsapp kadar değerli bir uygulamaydı. Yeni yerler keşfetmek artık çok daha kolay. 

Bu ay Romanya’nın geleneksel günlerini kutladık.  Gönüllülük yaptığımız okulun 24 Şubat Geleneksel Sevgililer Günü kutlamalarına katıldık. Okulda bulunan çiftler kostümler giyerek jüri önünde danslarını ettiler. Herkesin oy kullanma hakkı bulunan yarışmada bizler de en iyimizi seçtik ve birinci çift belirlendi, hediyeleri verildi. 1 Mart’ta  Martisor yani baharın gelişini kutladık. Martisor, beyaz ve kırmızı ipliklerin birbirine sarılması ve bağlanması ile oluşturulan küçük dekoratif rozetleri bugün herkes birbirine hediye etti. Bizde hep birlikte bileklikler, yüzükler, süsler yaptık. O hafta öğrenciler bizlere broş gibi birçok aksesuar hediye etti.  

Son kutlamamız ise Feast Of The 40 Martyrs idi. Romanya’da 9 Mart Erkekler Günü’nü kutladık. Öğrenciler ile birlikte bizim konakladığımız yerde  Mucenici Muntenesti gibi çeşitli tatlılar yaptık.  

Dolu dolu geçen bir ayın daha sonundayız. Bir dahaki yazımda görüşmek üzere kendinize iyi bakınn.

 

ROMANYA’DA GEZİLECEK YERLER ( BÜKREŞ-2)

MÜZELER

1.)
  DİMİTRİE GUSTİ ULUSAL KÖY MÜZESİ
Müzede Romanya köy yapısını ve kültürünü görebilirsiniz. Aslında müze gibi değil de tam anlamıyla bir köy. Çünkü zamanında farklı şehirlerde bulunan köy evlerini ve köylüleri buraya taşımışlar.
Benim orayı gezmem 4 saatimi aldı, tadını çırarak doyay doya gezdim. Bura yayarım gününüzü ayırabilirsiniz. Müze, Herastrau parkının içinde bulunuyor ve Aviatorilor metro durağından inip buraya yürüyerek 7 dakikada ulaşabilirsiniz. Müze giriş ücreti : 5 Lei

2.) Grigore Antipa (Antipa Müzesi)
Tam anlamıyla Zooloji Müzesi olmasa da içeride dinozor vb birçok hayvan figürleri bulunuyor.

3.) Romanya Ulusal Sanat Müzesi
Müzede Hem Doğu Avrupa hem de Romanya sanatını gözler önüne seren binlerce eser bulunmakta. Müze tam olarak sanat severlere hitap ediyor. Buraya 2-3 saatinizi ayırabilirsiniz.
Giriş ücreti: 15 Lei


4.) Ateneum Bükreş
Opera binası Bükreş’in tam merkezinde bulunuyor. Rumen Atheneum'un temel taşı, 26 Ekim 1888'de bu kamu binasının kuruluşunu kutlamak için özel bir törenle atıldı. Bu yapı, 1886 ve 1888 yılları arasında sadece 16 ayda inşa edildi. Gerek dış yapısı gerekse iç yapısı olarak muazzam bir görüntüye sahip. Özellikle içeride duvarlarda ve tavandaki işlemeler, motifler insanı kendine hayran bırakıyor. Bükreş’e gittiğinizde Ateneum’u ziyaret etmeden dönmeyin, giriş ücreti 10 Lei
 








PARKLAR
4.) Titan Parkı

Bükreş parklarıyla da meşhur bir şehir. Şehirde yaklaşık 7 tane büyük ve içinde göl bulunan park var. bunlardan birisi de Titan parkı. Diğer parklar ise şu şekilde;

2.) Herastrau Parkı
3.)Carol Parkı
4.)Çeşmeci Parkı
5.) Tineutuli Parkı
6.)Pantelimon Parkı
7.)Lacul Tei
8.)Lacul Morii

Saturday, 21 May 2022

Romanya'da Gezilecek Yerler (Bükreş-1)

Merhaba arkadaşlar, Ben Erkan Orhan. Romanya’nın Başkenti Bükreş’e ESC gönüllülük projesiyle geldim. Bu yazımda sizlere Romanya’ya geldiğinizde neler yapacağınızı ve nereleri gezebileceğinizi anlatacağım.

1.) Bükreş Parlemento Sarayı

Bükreş’te yaşadığım için öncelik olarak Bükreş’ten başlayayım. Bükreş’e ilk geldiğinizde ziyaret edeceğiniz ilk yer Parlemento Sarayı olsun. Bina dünyanın en büyük ve en ağır sivil yönetim binasıdır. 1983 yılında dönemin Devlet Başkanı Çavusesku’nun emri ile yapımına karar veriliyor ve 1989 yılında binanın inşası tamamlanıyor. Bina 12 katlı, 1100 odası var ve içinde 2 adet meclis bulunuyor. Bu sarayın yapımında binlerce bina ve onlarca kilise yıkılıyor, bu nedenle halk da doğal olarak buna tepki gösteriyor ama Çavuşesku inatla bunun yapılmasını istiyor. Gariptir ki Çavuşeşku bu sarayın son halini görmeden siyasi istikrarsızlık nedeniyle Timişiora’da mahkeme kararı ile eşi Elana ile kurşuna dizilerek idam ediliyor. Bina şehrin tam merkezinde, Piata Unirii veya İzvor metro durağında inip Parlemento Sarayı’na gidebilirsiniz. Sarayın içine girmek istedim ama ziyarete kapalı olduğunu söylediler ondan dolayı sadece dışarı bakmakla yetindim. Dışarıdan bakınca çok daha güzel görüntüsü var. Eğer şansınız yaver giderse gece ışıklı halini de görebilirsiniz. Geceleri sarayın ışıklarını pek yakmazlar ben de 3 ayın sonunda gece ışıkları açık olduğu bir vakite denk geldim, muhteşem bir görüntüsü var.

2.) CEC Bank Binası (CEC Sarayı)

Saray 1600’li yıllarda yapılmış fakat 1875 yılında bazı nedenlerden dolayı yıkılmıştır. Daha sonra yıkılan binanın yerine CEC Bankası kendi ana binasını kurmak için 1900 yılında  bu sarayı yapıyor. Günümüze kadar sarayda birçok özel toplantı ve kutlama gerçekleştirildi ve şu an halen aktif bir banka olarak faaliyetine devam ediyor. Bina Old Town’da ve Romanya Ulusal Tarihi Müzesi’nin karşısında bulunuyor.

3.) Bükreş Old Town (Şehir Meydanı)

Old Town nerdeyse Avrupa’nın her şehrinde bulunan bir meydandır. Diğer avrupa ülkelerini gezdiyseniz Bükreş’teki Old Town size biraz garip gelebilir. Çünkü diğer Old Town’larından daha küçük ve dar. Şehrin en popüler mekanları, lokantaları ve clubları burada bulunmaktadır. Piata Unirii metro durağından buraya geçebilirsiniz.

4.) Bükreş Arcul de Triumf

Herastrau Parkı önünde bulunan bu yapı Fransa Paris’te bulunan Zafer Takı’nın aynısıdır ve bu yapı aynı zamanda Romanya’nın da zaferinin bir sembolüdür. 1800’lerin sonlarında yapılan bu yapı Roma mimarisinin bir örneğidir.  M2 mavi hatta bulunan Aviatorilor metro durağında inip buraya gidebilirsiniz.

5) Macca – Vilacrosse Passage

Bu pasaj, İstanbul’daki Çiçek Pasajı ve  Paris’te bulunan pasaja çok benziyor. Burası kahve içmek, sohbet etmek ve fotoğraf çekmek için ideal bir yer. Old Town ile CEC Bank’ın arasında, merkez bankasının da yanında bulunuyor.

Romanya'da Son Ayım

Merhaba ben Rukiye Şahin. Romanya’da geçen son ayımı size dolu dolu anlatmak istiyorum. Bu üç ay nasıl geçti anlamadım bile hem dolu dolu hem de göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş gibi. Artık okul etkinliklerimiz neredeyse bitti genellikle vaktimizi gezmeye son anlarımızı yaşamaya ayırıyoruz. Bükreşte gidilmesi gereken bir diğer yer olan Köy Müzesine gittik bu hafta fazlasıyla büyük olan yerde bahar gelmiş gibiydi. Bu aralar çok fazla Türk ile karşılaşıyorduk. Burada da proje için Türkiye’den gelmiş öğretmenler ile karşılaştık. Köy müzesinde geçmişten kalma Moldova’dan bile getirilmiş eserler vardı. Güzel bir gün geçirdik. Daha sonraki günlerde hep birlikte Sinea ve Braşov’a gittik galiba Romanya da görüp görülebilecek en güzel yer Peleş Kalesiydi. İçi o kadar güzel dizayn edilmiş ve dolu dolu eserler vardı. Çok güzel göz dolduruyordu. 

Sinea küçük bir yer ve fazlasıyla soğuktu. Genellikle kayak için buraya geldiklerini söylediler. O gün Sinea ve Braşov arasında bir otelde kaldık ve diğer gün Bran Kalesine gittik. Hayal kırıklığı olan bir kaleydi diyebilirim. O kadar çok övülüp öne çıkmasına rağmen ben abartılacak bir yanını göremedim belki Peleş kalesinden sonra gözümüze küçük geldi. O gün Braşov’u da gezdikten sonra akşam Bükreş’e döndük. Artık neredeyse bireysel gezilerimiz başlamıştı okul etkinlikleri bitti ve okul müdürü tarafından belgelerimizi almıştık izinlerimizi kullanmaya başladık. Ben ve arkadaşım bu izin günlerinde ek olarak Cluj’a gittik. Romanya’da aklımın kaldığı yer olabilir. 10 saatlik tren yolculuğu sonrası Cluj’a vardık. Havanın güzel olması öğrenci şehri olması bunların artı yanıydı. Büyük ve tarihi yerlerinin çok olması ve hepsinin birbirine yakın olması da ayrıca güzeldi. Fazlasıyla kalabalık bir şehirdi geçirdiğim güzel günlerdendi çünkü şehiri alt üst ettik. Diğer gün ise gidilmesi gereken yerlerden biri olan Salina Mağrasına gittik Cluja biraz uzak olan mağra güzel ve görülmesi  gereken yerlerden biri. Oldukça soğuk olan mağra fazlasıyla derin yükseklik korkusu olan insan için biraz tehlikeli. Cluj da da güzel vakit geçirdikten sonra tekrar Bükreş’e döndük.

Dolu dolu geçen  Romanya’yı nasıl anlatabilirim ki; Geleneksel sevgili günü kutlaması, erkekler günü kutlaması, baharın gelişini kutlamaları eğlenceyi çok sevdikleri her günü kutladıklarından belli. Sömürge altında kalmış olan bir devlet olarak kendi özlerini de devam ettirmekteler.

Benim için çok farklı ve eşsiz bir deneyim olan Romanya dönüş maceramız da bir o kadar farklı oldu. Vizelerimizin erken bitmesinden dolayı vize uzatması yaptık 30 gün daha ama Bulgaristan sınır kapısına geldiğimiz zaman Blgaristan vizeyi kabul etmedi ve bizi almadı. Vizelerimiz uçakta geçerli olduğunu söyledi. Sınır kapısından tekrar yurda geri dönüş yaptık. Ve diğer gün Türkiye’ye uçak ile geldik. Unutulmaz dolu dolu anılarla ülkeye geri dönmüş olduk. 

Monday, 16 May 2022

Romanya'da Dolu Dolu Geçen 2. Ayım!

Merhaba ben Rukiye Şahin. Romanya’da  geçen 2. ayımı sizlere anlatacağım. Artık tamamen Romanya’ya alıştık. Proje arkadaşlarımız ile birbirimize alıştık. Zamanımız daha güzel ve verimli geçirmeye çalışıyoruz ama buna soğuk hava engel oluyor. Okuldaki öğrenciler ile düzenli olarak etkinlik yapıyoruz onlarla eğlenceli zamanlar geçiyor böylelikle. 

Hafta sonu tatilimizde ise burda genellikle türklerin yaşadığı kesim olan Costanta’ya gittik. Uzun bir süre sonra deniz görmek iyi geldi. Denildiği gibi genellikle türklerin yaşadığı ve cami olan şehirlerden biriydi. Küçük olmasına rağmen güzel ve tarihi olan bir yerdi galiba en sevdiğim yer burası oldu diyebilirim şimdiye kadar gittiğim yerlerden.  Tabi ki yazın daha güzel ve kalabalık olan şehirde şuan en önemli simgesi olan kumarhanesi 2024 yılına kadar restore edilmek için tamamen kapatılmıştı. Diğer bir güzel yeri olan lunaparkı da hava şartları nedeniyle kapalıydı. Kesinlikle Köstence’ye yazın gidilmeli tadını o zaman çıkartılacağı aşikardı. Tekrardan Cioragarla’ya döndüğümüzde etkinlikler devam ediyordu. Bükreşte de gezmeye devam ediyırduk. Galiba sayısız göl var diyebilirim. Her tarihi anıtın çevresinde park parkın içinde ise bir tane göl var. Doğa ile iç içe olmak isteyenler için gayet güzel ve temiz alanlar var. Bir gün sabah kahvaltısını yapmak için hem de büyük parklarından birini görmek için ayırdık. İnsanları bu parkları nasıl bu kadar temiz tutuyor diye sürekli kendime sordum. Asıl bir diğer sorum neden bu kadar kalabalık değil. Kendini dinlemek isteyenler için gayet güzel bir yer. 

Hafta içi etkinliklerinden sonra Cuma günü yaptığımız gezilerde Bükreş’e gelip de gidilmesi gereken yerlerden biri olan Art Müzesine gittik. Fazlasıyla büyük olan müzeyi bir günde anca gezilebilir. Fazlasıyla eserin yer aldığı güzel yerlerden biri. Bu hafta  Martı’ın gelişinden dolayı Romanya da kutlamalar hediyeleşmeler başladı. 1 Mart’ı baharın gelişi olarak kutluyorlar. Martişor adında birbirlerine küçük hediyeler veriyorlar. Hediyelerde mutlaka kırmızı beyaz bir ip oluyor ve bir dilek dileyip bu ipi bileklerine bağlıyorlar. Eğer havada leylek görürlerse çıkartıp bir ağaca bağlıyorlarmış eğer görmezler  ise bir ay sonra çıkartıp ağaca bağlıyorlarmış. Eğlenceli etkinlik aslında. Daha sonra ki kutlamamız ise 9 Mart Erkekler günü için oldu. O gün için hazırladıkları yemekleri öğrenciler ile birlikte hazırladık ve tattık .

Bir ayımız da böyle dolu dolu geçti. 

Romanya Vizesi Ve Romanya’ya Yolculuk

Merhaba arkadaşlar ben Erkan Orhan, IYACA’nın Romanya’daki gönüllüsüyüm. Bu yazımda sizlere her öğrencinin ve gönüllünün en çok merak ettiği ve zorlandığı vize sürecini anlatacağım. Bunun yanın sıra Romanya’ya geldiğnizde yanınızda neler getirmeniz gerektiğini anlatacağım.

Vize için gerekli tüm evrakları IYACA size mail veya WhatsApp’tan gönderiyor, sizin o evrakların çıktısını almanız yeterli. Tüm evraklar size gönderildikten sonar ilk adımınız Romanya Konsolosluğu anasayfasında e-başvuru yapacaksanız. IYACA’nın size gönderdiği belgeleri sırasıyla istenilen kısma eklemeniz gerekiyor, belgeleri bir iki defa teyit ederek tam ve eksiksiz bir şekilde yüklediğinize emin olun. Daha sonra konsolosluk birkaç gün içinde size vize randevu tarihi verecek. Vize başvurusu yapacağınız şehirler Ankara, İstanbul ve İzmir. Tabii başvuru yapacağınız şehirleri siz değil konsolosluk ikametgah adresinize göre veriyor. Ben vizemi Ankara’dan 1 günde aldım. Bazı arkadaşlar İstanbul’dan 1 haftada almış. Bu tamamen yoğunluğa ve şehire göre değişiyor. Vizenizi aldıktan sonra mutlaka WhatsApp grubunuza yazın. Romanya’ya gitmek için toplanma ve buluşma yeriniz İstanbul Eminönü olacak. Sakura’nın dernek başkanı Adrian Minibüs ile sizleri oradan alacak ve Romanya’ya doğru yola çıkacaksınız. Romanya’ya gelmeden önce yanınızda yolluk almayı unutmayın. Yol 9 – 10 saat sürüyor o esnada yolda giderken yemeğinizi de yersiniz.
Peki bavulunuzda ne olmalı?
Mevsimine göre kıyafet koyun bir de Romanya’nın havasına çok güven olmaz yaz döneminde gelseniz dahi yanınızda bir tane kışlık yelek tarzı bir şeyler bulunsun. Kendi memleketinizden baharat, salça vs getirebilirsiniz. Çünkü burada bulmak biraz zor, olanlar da biraz pahalı oluyor. Yine memleketinizden yöresel yiyeceklerinizi getirebilirsiniz.
Biz Ciorogarla’da lise yurdunda kalıyoruz. Bizim kat ve öğrenci katı ayrı zaten bina 2 katlı. 4 oda var 1 oda 2 kişilik, 3 oda 3 kişilik. Mutfak gayet geniş ve güzel, tüm araç gereçler mutfakta mevcut. Kendinizle mutfak için ekstra bir şey getirmenize gerek yok. Eğer sık sık ütü yapıyorsanız kendinizle ütü getirebilirsiniz veya burada Mihai ve Adrian’a söylerseniz onlar size bu konuda yardımcı olacaktır. 2 ayrı banyo var ve bu banyoların içinde de 2 ayrı duş var. Kız ve erkek banyo – WC ayrı oluyor. Ciorogarla otobüs ile Bükreş merkeze yaklaşık 20 – 25 dakikalık bir uzaklıkta. Bu arada Romanya’ya gelmeden önce banka hesaplarınızı yurt dışında kullanıma açtırmayı unutmayın özellikle de İP adresini de açtırın. Eğer İP adresini açtırmazsanız mobil bankacılığa giriş yapmakta zorluk yaşayabilirsiniz.
Romanya’da gezilecek yerlerle ilgili yazımı diğer Blog’ta açıklayacağım. Merak ettiğniz şeyler olursa sosyal medya hesaplarım üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
İyi şanslar, umarım sizler de burada çok güzel vakitler geçirirsiniz.

Erkan Orhan
Ocak – Nisan 2021
Romanya - Bükreş

Thursday, 12 May 2022

Romanya'dan Schengen Ülkelerine Gidiyorum

Baharı selamladığımız muhteşem mart ayından selamlar J Sanırsam en uzun blogumu yazacağım şu an çünkü mart ayı benim için oldukça yoğun ve dopdoluydu. Öncelikle gönüllülük etkinliklerinden bahsedeceğim. Bu ay Türkiye’de katıldığım bir gönüllülük eğitiminde öğrendiğim etkinliklerden birini zorbalık konusuna uyarladım ve bu etkinliği öğrencilerle beraber sorunsuz bir şekilde gerçekleştirdik. Aşağıda oyun hakkında detaylı bilgi vereceğim. Bunun yanı sıra bu ay hayatımın da en önemli olayları arasında olan 10 günlük Avrupa turumdan ve bu tur için Schengen vizesini nasıl aldığımdan bahsedeceğim. Belki bir gün aranızdan biri Romanya’ya gelir ve benim gibi daha da çok gezmek ister ve bu yazıyla yardımcı olurum. Haydi ilk önce etkinliklerle başlayalım:

Bahsettiğim etkinlik grup içi iletişimi arttırmak ve fikir alışverişini kolaylaştırmak amacıyla oynanan faydalı bir etkinlikti. Öğrenciler üç gruba ayrıldı ve her grup kendi arasında bir grup lideri seçti. Her gruptan zorbalığı yok edecek robotun parçalarından birini tasarlamasını istedim. Örneğin; birinci grup kafasını yaparken; ikinci grup gövdesini ve üçüncü grup ayaklarını yaptı. Bu gruplar önce kendi aralarında; daha sonrasında ise grup liderleri aracılığıyla diğer gruplarla iletişime geçip özelliklerin neler olacağını kararlaştırdı. Sorasında ise icraat … Elimizde bulunan boş su şişeleri, kartonlar, mukavvalar vs ile tamamen hayal güçlerinden yola çıkarak robotun parçalarını tasarladılar. En son aşamada ise robotun parçalarını bir araya getirdik ve ona bir isim bulduk: BULLYBREAKER!

8 Mart herkesin bildiği üzere Kadınlar Günü. Peki Romanya’da 9 Mart’ın Erkekler Günü olarak anıldığını söylesem? 9 Mart temsili olarak Hz. İsa’yı kurtarmak için kendini feda eden 40 azizin anısına Erkekler Günü olarak anılıyor. Bu günlerde Rumenler “mucenici” isimli üstü ballı ve cevizli özel bir poğaça yapıyorlar. Ayrıca o gün içerisinde 40 shot alkollü içeçek tüketme geleneği de varmış. Günümüzde bu gelenek çok uygulanmasa da geçmişte sırf bu yüzden alkol komasına giren insanlar olmuş. İşte, biz de Rumen gönüllülerle beraber ve tabi ki onların önderliğinde mucenicii yaptık ve afiyetle yedik J

Peki, Romanya, bir Schengen ülkesi değil. Yani Romanya vizesiyle veya oturum kartıyla doğrudan Schengen ülkelerine giremiyorsunuz; bunun için tekrar Schengen vizesi almanız gerekiyor. Ben de oturum kartımı alır almaz işe koyuldum. Bükreş’teki konsolosluklara teker teker e-mail atıp aradıkları şartları ve vize ücretlerini öğrendim. Daha sonra oturum kartımla bir bankaya gidip hesap açtım. Bir gün elime birkaç tane kağıt aldım ve rota oluşturmaya başladım. Hangi ülkeden başlasam ve nereye gitsem diye birkaç tane rota hazırladım. Schengen vizesine başvuru da aranan önemli şartlardan biri ise ilk giriş ülkesinden başvuru yapmak. Bazı ülkeler en az bir yıllık geçerliliği olan oturum izni aradığı; bazıları vize ücretini ve bazıları ise hesapta gösterilecek para miktarını yüksek tuttuğu için pek şansım kalmamıştı esasında. Geride tek bir seçenek vardı: Avusturya. Avusturya’dan rota çizmek çok daha kolay ve hesaplı oluyordu. Ayrıca Avusturya’dan ayrılış itibaren en az üç aylık geçerli oturum izni olması yeterliydi. Bu sebeple vize başvurumu Avusturya’dan yaptım. Uçak biletlerimi, hostel rezervasyonlarımı, banka hesap dökumanını ve Romanya’da ESC projesi ile kaldığımı kanıtlayan belgeleri aldım ve konsolosluğun yolunu tuttum. Evraklarımı iki kişi toplam bir saatte inceledi. Ee, 12 günlük vize için bir saat görüşmeye girip çıkınca kesin vermeyecekler diye sızlanmaya başlamıştım ki birkaç gün sonra vizemin hazır olduğunu söylediler. Böylelikle 20 Mart günü atladım uçağı ve soluğu Viyana’da aldım. Viyana’dan Barcelona; Roma, Budapeşte, Prag ve son olarak Krakow’a gittim. Kimi zaman check in saaitini kaçırdığım zaman havalimanında sabahlamak zorunda kaldım. Yürümekten ayaklarım yara olmuştu ve en son Krakow’da yorgunluktan bütün günü parkta oturup Bükreş’e geri dönmeyi bekleyerek geçirdim.

(Viyana’da ilk günümden şehrin en ünlü ve işlek caddesi olan Graben Caddesi’nden bir fotoğrafım)

Uçak biletlerini Ryanair ve Wizzair gibi ucuz uçak biletleri ile ünlü olan firmalardan aldım ve hepsine toplamda 80 Euro ödedim. Ortaokulda öğrenciyken Dan Brown’un kitaplarını okur ve Roma’ya gitme hayali kurardım. Aradan seneler geçtikten sonra kendimi aniden Roma’da buldum. Üstelik şans eseri Vatikan Müzesi’ne de girmiş bulundum. Gördüğüm en görkemli müzeydi diyebilirim. Bir de evden işe giderken bile neredeyse bavul taşıyacak olan ben on gün boyunca tek bir sırt çantası ile karış karış gezdim. Kaldığım hostellerde, sokaklarda farklı insanlarla tanıştım ve bazen dillerini bile bilmediğim insanlarla bir şehri adımladım. Yağmuruyla çamuruyla; kimi zaman yorgun kimi zaman uykusuz kimi zaman fazla enerjik ruh halimle mükemmel bir geziydi. Eğer bir gün uzun dönem gönüllüsü olup Romanya’ya gelirseniz kesinlikle oturum kartınızı alır almaz işe koyulun derim J 

 (Vatikan Müzesi’nin bahçesinden bir fotoğrafım)

 

Mart ayına damgasını Avrupa turum vurdu belki de ama bu ay Bükreş Ulusal Opera Binası’nda sadece 25 lei vererek operaya gittim. Ve son olarak Romanya’nın en güzel şehirlerinden biri olan Braşov’a kısa bir yolculuğum oldu. Opera biletlerine Opera Binası’nın sitesinden alabilirsiniz. Son olarak Braşov’da Centrul Vecii’de buradayken yediğim en lezzetli papanaşiyi yediğimi ve ulusal tren firması olan CFR ile değil rakip firmalardan biriyle daha konforlu, hızlı bir yolculuk yaptımı da eklemeliyim.

Kahraman Canlandırma Etkinliği

Merhaba,

İsmim Nurgül. Romanya’nın Dolj bölgesine bağlı, Craiova şehrinde ESC projesi için bulunmaktayım. Türkiye de genellikle öğrenci veya yeni mezunların tercih ettiği bir Erasmus programı olmasına rağmen, bir devlet çalışanı olarak bunu deneyimlemek istedim. Üniversiteden yeni mezun olduğumda pek ilgilenmemiştim ama iyi ki geç kalmadan başvurmuşum. Özellikle çevrem de “ne yapacaksın bu saatten sonra, işin gücün var uğraşma” diyenleri dinlemediğim için mutluyum. J

Başka bir kültürün içinde yaşamak, yeme-içme alışkanlıklarınıza kadar sizi etkiliyor aslında. Kısa sürede bunu deneyimlemiş oldum. Çünkü normalde çay içmeden başı ağrıyan bir insan olarak, geldiğim ilk birkaç hafta siyah çay bulamadım. Çay bulsam demlik yok.J

Neyse arkadaşlar devam edecek olursam; Romanya gerek tarihi, gerek doğası ve misafirperver insanları ile keşfedilmeye değer bir ülke. Bu arada bu benim ilk yurt dışı deneyimim ve iyi ki Romanya’yı tercih etmişim diyorum. Havaalanına indiğimizde yağmurlu bir gündü ve Bükreş’in merkezine gitmek için yaptığımız tren yolculuğu esnasında, küçük ve eski tren garları bana 1950’li yıllara ait bir film setinde gibi hissetmişti. Tam bunları düşünürken Bükreş tren garında ki polis kıyafetleri üstüne geldi. Romanya da gezdiğim yerler hakkında kendi hesabımda video paylaşımı epeyce yaptım o yüzden biraz projeden bahsetmek istiyorum. J

Burada özel bir İngiliz okulunda gönüllü olarak, haftanın 5 günü sınıf çalışmalarına dahil oluyoruz. Özellikle çocuklarla çalışmayı sevenler için muazzam bir proje çünkü bir anda koridorda veya bahçede size sarılan bir çocukla karşılaşabiliyorsunuz. J Bir okulda gönüllü olduğunuz için farklı bir eğitim sistemini de gözlemleme şansınız oluyor. Örneğin bizi İngilizce derslerinde sınıfa alıyorlardı. Sadece “English pronunciation” yani İngilizce telaffuz üzerine her gün düzenli dersleri vardı ve bu sizin de dili konuşma şeklinize katkı sağlıyor.  

Çocuklarla birlikte öğretmenlerinde katıldığı bazı etkinlikler oluyor. Örneğin tiyatroya gitmek, müze gezisi vs. Eğer dahil olmak isterseniz siz de katılabiliyorsunuz, zaten size etkinlik öncesi soruyorlar. Benim en beğendiğim etkinliklerden biri, bir kahramanı canlandırma etkinliğiydi. Bu kahraman bir film karakteri de olabilir, bir masal karakteri de. Tamamen tercihi size bırakıyorlar. Ve etkinliği tüm okul birlikte düzenledi. Öğretmenlerde dahil tüm gün boyunca kostümlerle derslere katılım sağlandı.

Kostüm etkinliğimiz arkadaşlar, ben hariç herkes çok güzel değil mi J

Arkadaşlar burada sadece benim ilgilendiğim sınıf var. İçlerinde Spider-man hayranı olan da vardı, Harry Potter hayranı olanda. Haliyle o karakter kostümünü giydiler. Ve tabi ki her kız çocuğu prenses olmak ister ;)

İngilizce telaffuzumu geliştiren hocam ve mentör hocamız. Sizce de çok güzel görünmüyorlar mı? J

Ve son olarak, tüm gün beraber olduğumuz asistan hocamız Mihaela ile olan fotoğrafımızı bırakıp şimdilik ayrılıyorum. Tabi biz neden karakter seçmedik diye sorabilirsiniz. Çünkü arkadaşlar son gün öğrendik ve internet alışverişi için yeterli zamanımız yoktu. Kültürel etkinlikler için getirdiğim, Geleneksel Türk Okçuluğunda kullanılan börk ile tüm gün okulda içimde mehter ezgileriyle gezdim J

Bir diğer yazımda, gezdiğim yerlere değinmeyi düşünüyorum. Şimdilik hoşçakalın ve bizi takipte kalın arkadaşlar. J